• BIST 93.287
  • Altın 212,392
  • Dolar 5,4738
  • Euro 6,1921
  • İstanbul : 12 °C
  • Ankara : -2 °C
  • İzmir : 11 °C

Medyada Çocuk Resimlerinin Paylaşılmasında Güvenlik Riski

Medyada Çocuk Resimlerinin Paylaşılmasında Güvenlik Riski
Günümüzde, teknolojinin hızla gelişmesiyle, ebeveynlerin sorumlulukları ve görevleri değişmiştir. Çocuklarının bu ortamda korunması ve teknolojinin kullanımı için bir rol modeli olması da sorumluluklara eklenmiştir.

Teknolojinin gelişim sürecinin gündelik hayat üzerindeki yansımaları oldukça farklıdır. Bilgi ve İletişim Teknolojilerinin ortaya çıkışından günümüze dek uzanan süreci incelendiğimizde, donanımsal olarak taşınabilirlik, kullanılabilirlik ve ekonomik olması ön plana çıkmaktadır. Yazılımsal olarak ise evrensel tasarım ilkelerinin hâkim olduğu gelişmeler göze çarpmaktadır. Bu gelişmelerin de doğal yansımalarından biri olarak Bilgi ve İletişim Teknolojileri insanların gündelik yaşamlarında vazgeçilmez bir unsur olarak yerini almıştır. Teknolojinin hayatla iç içe olmasının yansımalarından biri de Sosyal Medya platformlarının yaygın olarak kullanımıdır (1). Sosyal medya, yaygınlaşan internet kullanımına en büyük etken, insan hayatını etkileyen ve büyük oranda kolaylaştıran güçlü bir araçtır (2). Sosyal Medya platformlarının kullanımındaki artış ile birlikte kullanıcıların Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden yararlanırken karşılaşmakta olduğu problemli durumların sayısı da gün geçtikçe artmaktadır (1).

Günümüzde, teknolojinin hızla gelişmesiyle, ebeveynlerin sorumlulukları ve görevleri değişmiştir. Çocuklarının bu ortamda korunması ve teknolojinin kullanımı için bir rol modeli olması da sorumluluklara eklenmiştir. Ancak, çocuklarını gündelik hayatta korumakta tereddüt etmeyen ebeveynler, sosyal ağlar aracılığıyla çocuklarının dijital izlerini/kimliklerini sanal ortamda yayınlamaktan hiç çekinmemektedir (3).

Bugünün ebeveynleri, çocuklarını dijital bir kültürde yetiştiriyor ve önceki nesillere göre daha fazla ebeveynlik sorunu yaşamaktadır. Ancak yeni nesil yetişkinler, ebeveynlerinin saflarına katılırken Facebook gibi sosyal ağlar, çocuklarıyla ilgili yeni veya zor sorunlarla baş etmede onlar için çok kolay bir platform olarak yerini alıyor. Bu nedenle, yeni nesil ebeveynler, ebeveynlikle ilgili coşku ve zorluklarını paylaşmakta, çocuklarının hayatlarını, neredeyse bir sosyal norm haline gelen ve giderek artan sıklıkta sosyal medyada belgelendirmektedir. Sonuç olarak, pek çok çocuğun, yürümeye başlamadan önce sosyal medyada hayatları hakkında çok sayıda resim, yazı ve güncellemesi bulunmaktadır (4).

Bu tür bir faaliyete “sharenting” denir ve Collins Dictionary tarafından “sosyal medyayı çocuklarıyla ilgili çok sayıda ayrıntılı bilgi iletmek için düzenli olarak kullanacak bir ebeveyn uygulaması” olarak tanımlanmıştır (Collins Dictionary). Sosyal medya aracılığıyla ebeveynleri tarafından çocuklarla ilgili samimi bilgilerin paylaşılması ve açıklanması olgusu hızla artmaktadır (4). Toplumsal bağlamda değerlendirildiğinde; günümüzde sosyal medya aileleri olarak da isimlendirebileceğimiz ebeveynlerin 2012 yılı öncesi hayatımızda yeri olmayan bir kavramı gündeme getirdikleri gözlenmektedir.

Bu kavram ‘sharenting’, özetle ‘parenting’ ve ‘share’ kelimelerinden türetilmiş olup ilk kez 2012 yılında Wall Street Journal’da yer almıştır (5). Ayrıca bu kavram oransal bağlamda alanyazında ‘oversharenting’ olarak da ifade edilmektedir. ‘Sharenting’ kavramı, ailelerin kendi çocuklarına ait resim, video vb. gibi birçok bilgi ve görseli çevrimiçi ortamlarda paylaşmasını ifade etmektedir (3,6). Eleştirel bir yaklaşımla, ailelerin iyi niyetle bu davranışı sergiledikleri değerlendirilse de, istemsizce yaratılan dijital ayak izleri birtakım hak ihlalleri yaratmaktadır (1). Bu nedenle, dünya çapında farklı disiplinlerden sayısız bilim insanı tarafından araştırma konusu haline gelmiştir (4).

Küçük çocukların ebeveynleri için sosyal medya, ebeveynlikle ilgili zorlukları araştırmaya ve paylaşmaya, arkadaşlarıyla ve akrabalarının çocuklarıyla iletişim halinde kalmalarına yardımcı olmaya yönelik yollar sunar. Aynı zamanda, internet güvenliği konularında artan bir farkındalık, sözde “sharenting”, çocukların risk altına girmesine neden olabilecek özel bilgilerin ihlal edilmesine yol açıp açmayacağı hakkında soruları gündeme getirmiştir (7).

Kasım/Aralık 2014’te, Michigan Üniversitesi C.S. Mott Çocuk Hastanesi, 0-4 yaş arası çocukların ebeveynlerinin sosyal medyada ebeveynlik bilgilerinin paylaşılmasıyla ilgili yararları ve kaygıları hakkında Çocuk Sağlığı Ulusal Anket çalışması yürüttü (7).

Ebeveynlerin Sosyal Medya Deneyimleri: Küçük çocukların ebeveynlerinin çoğu (annelerin %84’ü, babaların %70’i) Facebook, çevrimiçi forumlar veya bloglar gibi sosyal medyayı kullandıklarını bildirmektedir. Annelerin yarısından fazlası (%56), babaların sadece %34’ü, çocuk sağlığı ve ebeveynlik konularını sosyal medyada tartışmaktadır. Birçok ebeveyn sosyal medyada ebeveynlik ile ilgili tavsiyelerini paylaşırken, ortak konular çocukların uyumasına (%28), beslenme/yeme önerilerine (%26), disipline (%19), kreşe/anaokuluna (%17) ve davranış sorunlarına (%13) ilişkindi. Ebeveynler, sosyal medyayı yalnız olmadıklarını hissetme (%72), yapmamaları gerekenleri öğrenme (%70), daha deneyimli ebeveynlerden tavsiye alma (%67) ve daha az endişelenmelerine yardımcı olma (%62) gibi nedenlerden dolayı yararlı bulduklarını bildirdi. Buna karşılık, ebeveynlerin yaklaşık üçte ikisi sosyal medyada paylaştıkları çocuklarıyla ilgili özel bilgileri (%68) veya çocuklarının fotoğraflarını (%67) herhangi birinin paylaşması ile ilgili endişe duyarken, %52’si daha büyük yaşlarda çocuklarının bu konuda utanç duymasından endişe duymaktadır.

Bu ulusal ankette yer alan ebeveynler, ebeveynlik konusundaki kaygıları nedeniyle kendilerinin yalnız olmadıklarını hissetmek, ebeveynlik danışmanlığı almak ve paylaşmak gibi nedenlerle sosyal medyayı kullanmanın birçok yararından bahsetmektedir. Fotoğrafları ve anekdotları paylaşmak, uzaktaki akrabaları ve arkadaşları ile iletişim halinde kalmak gibi birçok konuda yardımcı olduğunu belirtmişlerdir. Gecenin ortasında uyanık olan başka bir ebeveynle bağlantı kurmak, izolasyon duygularını önlemeye yardımcı olabilir. Diğer ebeveynlerin önerilerini sormak yeni bir çocuk bakımı sağlayıcısının seçimini kolaylaştırabilir. Diğer ebeveynlerin kullandıkları stratejileri duymak, bir bebeğin davranış sorununu çözmek için pratik ipuçları sunabilir.

Ebeveynler ayrıca, çocuklar hakkında sosyal medyada çok fazla bilgi paylaşmanın olumsuzluklarının olabileceğini de biliyorlar. Örneğin, “oversharenting” sosyal medyada paylaşılan ayrıntılar çok kişisel olduğunda veya çocuk büyüdüğünde onun için utanç verici olduğunda meydana gelebilir. Neyin paylaşılmasının uygun olduğu konusunda sert ve hızlı kurallar olmamasına rağmen, bu ankette, ebeveynlerin dörtte üçünün başka bir ebeveynin çocuklarıyla ilgili çevrimiçi olarak çok fazla bilgi paylaştığını düşündüğü ortaya çıkmıştır. Sosyal medyayı kullanan ebeveynlerin çoğunluğu (%74), bir çocuk hakkında utanç verici bilgi veren ebeveynler (%56), sosyal medyada bir çocuğun yeri (%51) ya da bir çocuğun uygunsuz fotoğrafları (%27) gibi çok fazla bilgi paylaşan başka bir ebeveyni bilmektedir.

Sosyal medya kullanımıyla ilgili ebeveynlerin diğer endişeleri, bir çocuğun evini, çocuk bakımını veya oyun mekanlarını tanımlamak için kayıtların kullanılabileceğidir. Çocukların velayet anlaşmazlıkları ya da aile içi şiddet vakaları gibi belirli durumlarda bilgilerinin açıklanması önemli bir risk oluşturabilir. Çevrimiçi yayınlarda çocukların kimliklerinin ve yerlerinin belirlenmesi, fiziksel zorbalık veya siber zorbalığa yol açabilir. Ayrıca, ebeveynler, çocuklarının resim ya da görüntülerinin uygunsuz bir yetişkin web sitesinde yayınlanmasından korkmaktadır. Bazı ebeveynler bu durumu, kendi çocuklarını “dijital kaçırma” kurbanı olarak tanımlamaktadırlar (7).

Birçok ebeveyn, kişisel bilgilerini kimin görebileceğini kontrol etmek için sosyal medyada gizlilik ayarlarını kullanıyor. Ancak, gizlilik ayarları tüm kullanıcılar tarafından iyi anlaşılamamıştır. Ayrıca, belirli türdeki bilgileri yeniden sınıflandırabilen sosyal medyanın gizlilik politikaları değişebilir, bu yüzden bugün özel olarak paylaşılanın gelecekte özel olarak garanti edilemeyeceği anlamına gelir.

Federal Çocukların Çevrimiçi Gizliliğini Koruma Yasası (The Federal Children’s Online Privacy Protection Act - COPPA), 13 yaşından önce internet üzerinden bilgi toplanmasını veya yayınlanmasını sınırlar. İronik olarak, o yaşta, birçok çocuğun ebeveynlerinin sosyal medya kullanımına dayalı olarak uzun bir “dijital profili” vardır. Ebeveynlerin ebeveynlik sorunlarını tartışmak için sosyal medyayı kullanmaları konusunda dikkatli olmaları gerekmektedir ve çocuğun bilgilerinin paylaşılma şeklini etkileyebilecek gizlilik politikalarını anlama konusunda gayretli olmaları teşvik edilmektedir.

Aile Çevrimiçi Güvenlik Enstitüsü (Family Online Safety Institute - FOSI) adına, 6 ila 17 yaş arası çocukların 589 ebeveyni ile yapılan bir çalışma sonucunda oluşturulan “Ebeveynler, Gizlilik ve Teknoloji Kullanımı” raporuna göre, Kasım 2015’te, bir sosyal ağ hesabına sahip olan ebeveynler arasında, yaklaşık %20’si bir çocuk hakkında, gelecekte utanç verici bulabileceği çevrimiçi bilgi paylaşmaktadır. Dahası, on ebeveynin birinden kendi çocukları ile ilgili paylaştıkları çevrimiçi yayınlanan bazı bilgileri kaldırmaları istendi (8).

Şüphesiz, çağımızda kameralı cep telefonları kullanımının artışına paralel olarak sosyal paylaşım sitelerinde en yaygın uygulama fotoğraf paylaşımıdır. Her 60 saniyede 136.000 fotoğraf Facebook’a yüklenmektedir. Bugünün ebeveynleri çocuklarının fotoğraflarını isteyerek paylaşmakta ve bazı araştırma sonuçlarınna göre, çocuklarının fotoğraflarını Facebook’ta yayınlayan ebeveynlerin sayısı %98’e ulaşmaktadır (9).

Ebeveynler, doğumdan çocuklarının ilk adımlarına ve okula başladığı andan genç yaşlarına kadar çocuklarının hayatlarının neredeyse her anını sosyal medyada yayınlamaktadır. AVG Technologies tarafından 2010 yılında yapılan araştırmada, çocukların ortalama olarak altı yaşına kadar dijital kimlik kazandıkları bulunmuştur. Ancak çoğu durumda, bu çevrimiçi uygulamalar, bir çocuğun doğumu öncesinde bile, anne adaylarının anne karnındaki çocuklarının sonogram görüntülerini paylaşmasıyla başlamakta (10). Bu şekilde, Facebook çocukları, kendi toplumlarında mikro ünlüler haline geldiği “modern bir bebek kitabı” haline geldi (11). Ayrıca ebeveynler çocuklarını sosyal medya hesapları üzerinden “micro-celebrity” olarak ticari amaçlı kullanmaktan çekinmemektedirler (12). Micro-celebrity”ler internet aracılığıyla popülerlik kazanan fenomenlerdir (6).

Facebook’un bugünün ebeveynlerine, ebeveynlikleriyle ilgili deneyimleri ve mutluluklarını paylaşmaları veya ebeveynlik konularında yardım aramaları için eşsiz bir fırsat sunduğu göz ardı edilemez. Ancak sorunlar, çocuklarıyla ilgili utanç verici veya çok kişisel bilgileri paylaştıklarında ve dolayısıyla çocukların mahremiyetlerini ihlal etme riskiyle karşı karşıya kaldıklarında ortaya çıkar.

Sharenting ile ilgili bir başka ciddi konu da, “dijital kaçırma/ digital kidnapping” olarak adlandırılan, yabancıların bebek/çocuk fotoğraflarını çaldığı ve internette onları sanki kendi çocuklarıymış gibi yeniden yayınladığı bir olgudur (13).

Ne yazık ki, bazen anne-babalar, paylaştıkları bilginin, özellikle utanç verici hikayelerin veya uygunsuz fotoğrafların paylaşılması durumunda başkaları tarafından nasıl yorumlanabileceğini düşünmüyorlar ve dahası bu içeriklerin bir gün nerede biteceğini asla bilemezler. Richard Follett’in öne sürdüğü gibi, şu anda online olarak yayınlanan bir şey gelecekte uygun olmayabilir. Bu görüntüler sadece hassas gençlik yıllarında onları utandırmak için kullanılmaz, aynı zamanda potansiyel işverenler veya üniversite kabul departmanları tarafından da erişilebilir (14).

Yasal açıdan bakıldığında herkesin unutulma hakkı vardır ve bu nedenle ebeveynler çocuklarına fotoğraflarını çevrimiçi olarak paylaşmadan önce izin istemek zorundadır. Bebekler ve küçük çocuklar (0-14 yaşlarında) karar veremezler çünkü avantajları ve dezavantajları dengelemek için gerekli bilgiye sahip değillerdir ancak 14 yaşından itibaren, çocuğa sorulmalı ve kararları ebeveynleri tarafından dikkate alınmalıdır (15).

Ebeveynler, çocuklarının adı arama motorlarında göründüğünde (ör. Google uyarıları) onları uyarmak için bildirimler ayarlamalıdır. Çocuklarının sağlık sorunları veya hastalıkları hakkında bilgi paylaşmaya karar veren ebeveynler, anonim olarak paylaşmayı düşünmelidir. Ebeveynler, çocuklarının gerçek konumunu veya tam adını paylaşmadan önce dikkatli kullanmalıdır. Ebeveynler çocuklarına çevrimiçi bildirimler üzerinden “veto gücü” vermelidir. Ebeveynler çocuklarını herhangi bir mahrem durumunu gösteren resimleri paylaşmamalıdır. Ebeveynler, paylaşımın çocuklarının mevcut ve gelecekteki statülerinde sahip olabileceği etkiyi düşünmelidir. Çocuklarla ilgili çevrimiçi paylaşılan bilgilere dikkat etmenin de onlara bakmanın ve sağlıklı gelişimlerini teşvik etmenin bir yolu olduğu unutulmamalıdır (16).

Yazan:Doç. Dr. Ayşe GÜROL

Atatürk Üniversitesi, Sağlık Hizmetleri MYO, Erzurum,

 

 

Kaynaklar

  1. Tuğtekı̇n U, Odabaşı HF. Sosyal Medya Aileleri’nin Yeni Sendromu: ‘Sharenting’. 11. Uluslararası Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Sempozyumu, 24-26 Mayıs 2017, Malatya

  2. Sağbaş EA, Ballı S, Şen F. Sosyal Medya ve Gençler Üzerindeki Etkileri. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Uluslararası Gençlik Araştırmaları Kongresi Bildiri Kitabı. 27-31 Mayıs 2016, Muğla, 153-163.

  3. Leymun ŞO, Kurt AA, Odabaşı HF. A New Syndrome in Families: Sharenting International Child and Information Safety Congress “Digital Games” April 11–13, 2018, Ankara, Turkey

  4. Brosch A. When the child is born into the Internet: Sharenting as a growing trend among parents on Facebook. The New Educational Review 2016; 43(1): 215- 236.

  5. Marasli M, Suhendan E, Yilmazturk NH, Cok F. Parents’ Shares on Social Networking Sites About their Children: Sharenting. , 2016; (2): 399-406.

  6. Çimke S, Yıldırım Gürkan D, Polat S. Sosyal Medyada Çocuk Hakkı İhlali: Sharenting. Güncel Pediatri, 2018; 16(2): 261-267.

  7. Child Health Evaluation and Research Unit (CHEAR). Parents on social media: Likes and dislikes of sharenting. C.S. Mott Children’s Hospital National Poll on Children’s Health 2015; 23(1): 1-3. http://mottnpch.org/sites/default/files/documents/031615_sharenting_0.pdf Erişim tarihi:10.08.2017

  8. Family Online Safety Institute. Parents, Privacy & Technology Use. https://www.fosi.org/policy-research/parents-privacy-technology-use/ Erişim tarihi: 25.09.2018.

  9. Bartholomew MK, Schoppe‐Sullivan SJ, Glassman M, Kamp Dush CM, Sullivan JM. New parents’ Facebook use at the transition to parenthood. Family relations, 2012; 61(3): 455-469.

  10. AVG Technologies (2010). AVG Digital Diaries–digital birth. https://now.avg.com/wp-content/uploads/2015/06/updated_17.07.15_dd_2015_executive_summary.pdf, Erişim tarihi: 25.09.2018

  11. Kumar P, Schoenebeck S. The modern day baby book: Enacting good mothering and stewarding privacy on Facebook. In (pp. 1302-1312). 2015, ACM.

  12. Crystal Abidin C. Micromicrocelebrity: Branding Babies on the Internet. M/C Journal 2015; 18(5).

  13. O’Neill J. The Disturbing Facebook Trend of Stolen Kids Photos. From https://www.yahoo.com/news/mom-my-son-was-digitally-kidnapped-what-112545291567.html Erişim tarihi: 25 September 2018.

  14. Houghton S, Hunter S, Rosenberg M, Wood L, Zadow C, Martin K, Shilton T. Virtually impossible: Limiting Australian children and adolescents daily screen based media use. 2015; (5): 1-11.

  15. Wagner A, Gasche LA. Sharenting: Making Decisions about Other’s Privacy on Social Networking Sites (No. 90477). Darmstadt Technical University, Department of Business Administration, Economics and Law, Institute for Business Studies (BWL). 2018.

  16. Otero P. Sharenting… should children’s lives be disclosed on social media? Arch Argent Pediatr 2017;115(5): 412-413.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim