• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul : 18 °C
  • Ankara : 18 °C
  • İzmir : 20 °C

MEDYADA YAPILAN TIBBİ ÖNERİLER

Kaynak Selekler

2014 Nisan ayında, Amerikan Senatosu Alt Komisyonu,  ABD ve ülkemizde çok ünlü bir meslektaşımızı, kilo kaybettirdiği ileri sürülen  "sahte diyet ürünü" nün reklamını televizyon programında yaptığı için sorguya çekti.

Üretici hakları alt komisyonu başkanı Missouri Senatörü  Clairer McCaskill, bu kişinin  kilo kaybı iddiası sahtekarlığını televizyonda sürdürdüğünü söyledi. Meslektaşımız bu ürünün reklamını yaptığını kabul etti ve bilimsel kanıtların her zaman olmadığını -pişkinlikle- iddia etti.

British Medical Journal isimli İngiliz tıp dergisinde, Aralık 2014 te yayınladığı "Televizyonda Tıbbi Şov Programları" başlıklı yazısında Korownyk ve ark.ları, bu ünlü meslektaşımızın şov programlarını ele alıp inceledi. 2013’ten beri yayınlanan 40 program değerlendirildi. Bu programlarda yapılan ürün tavsiyelerinin  faydaları hakkında özel ve yeterli bilgi olmadığı ve %50’sinin ise bilimsel dayanağı bulunmadığı saptandı. (*)

Bu programların bizim televizyon kanallarında da seyredilip, çok ilgi çektiği bilinir.

Ülkemizde ise başka tip haberler / röportajlar televizyonda ilgi çekmektedir.  İnsanlar mucizeye meraklıdır, mucizevi önerilere bayılırlar / inanırlar. Bu tip değişik öneriler kişilerin her zaman ilgisini çeker. Diğer yandan toplumun kısıtlamalara tepkisi çoktur. Hele bu yiyecek-içecek gibi konularda yapılıyorsa çok sevimsiz bulunur. Eğer bu kısıtlamalara karşı dizginler bırakılıp konu "her şeyi yiyebilirsiniz"e getirilirse, kabul de çok çoşkulu olur.

Yıllardır tereyağ, kırmızı et, yumurta vs.yenmesi kısıtlanan/yasaklanan kişilere "artık bundan sonra kısıtlama yok, istediğinizi istediğiniz kadar yiyebilirsiniz" dediğinizde sizden büyük, iyi, bilgili hekim yoktur!

Bu konuda benim kişisel görüşüm:

Bir bilim insanının veya uzmanın medyada topluma yapacağı konuşma veya ileteceği mesajla, yüz yüze konuştuğu kişilere/ hastalara vereceği öneriler aynı olamaz/ olmamalıdır. Medya yoluyla ulaşılabilen toplumda yaşı, cinsiyeti, genetiği, çevre koşulları ve birlikte bulunan hastalıkları/ sağlık problemleri farklı olan milyonlarca kişi bulunur. Hastalıklar, sağlık problemleri kişiseldir Bütün bu toplumdaki kişiler aynı kefeye konup aynı tavsiyeler yapılamaz/ yapılmamalıdır. 30 yaşındaki sağlıklı bir kişi ile 60 yaşındaki diyabetli, yüksek tansiyonlu, koroner arter hastası bir kişiye aynı önerilerde bulunulamaz. Bu bir anlamda toplum sağlığı ile oynamaktır.

Bir bilim insanı veya uzman kendi kişisel görüşünü / inancını konferans, kongre, seminer gibi bilimsel toplantılarda konunun uzmanı veya ilgilisi kişilerle konuşup dile getirebilir. Farklı görüşte olanlar da görüşlerini söyleyip, aralarında tartışabilirler. Konu hakkında bilgisi tam olmayan, ayrıntılarını bilmeyen topluma medya yoluyla, madalyonun iki yüzü gibi farklı görüşler olan bir konuda,  bir bilim insanı veya uzman, kendi kişisel görüşünü tek doğru imiş gibi söyleyip savunamaz / savunmamalıdır.

Bir bilim insanı veya uzman, kendi yapmadığı veya araştırmadığı bir konuda, başkalarının yapıp yayınladığı çalışma / araştırmalara atıf yapıp konuşurken veya bir beyanda bulunurken daha dikkatli ve tedbirli olmalıdır. Okuduklarını yüzde yüz doğru kabul edip, bunu tek ve değişmez bilgi gibi görmemelidir. Tıpta bilgiler/bulgular eskiye göre daha hızlı değişmektedir.  Dün doğru kabul edilen bir bilgi bu gün başka araştırmalarla değişebilmektedir.  Bilim insanı / uzman şüpheci (paranoid değil) olmalıdır. İhtiyatı elden bırakmamalıdır.

Tam mutabakat sağlanamamış, iki zıt düşüncenin çarpıştığı, hangisinin tam doğru olduğu tartışmalı bir konuda, bir bilim insanı veya uzman, sanki tek düşünce / görüş varmış gibi yan tutarak kendi düşüncesini topluma ısrarla "tek doğru benim söylediğimdir" gibi ifade etmez / etmemelidir.

Bir bilim insanı veya uzman, kendi inandığı, fakat tartışmalı ve hangi görüşün gerçek olduğu tam bilinmeyen bir konuda yazdığı kitabıyla, kanal kanal TV programlarına çıkıp "işte bütün doğrular/bilgiler bu kitapta" diyerek, ticari amaç ve propaganda kokan konuşmalar yapamaz / yapmamalıdır.

Bir bilim insanı veya uzman, uzmanlaşmanın tıbbın alt konularına kadar indiği günümüzde, kendi uzmanlık dışındaki bir dalda  "ben bu konuyu çok iyi biliyorum" edasıyla konuşmalar yapıp topluma önerilerde bulunamaz / bulunmamalıdır. Bu uzmanlığa / bilgiye saygı duymamaktır, etik de değildir.

TV kanalları ve medya, seyirciye / okura şirin görünüyor, mucizevi önerilerde bulunuyor diye, aslında topluma tarafgir, tek yanlı bilgiler veren bu kişileri uzun uzun konuşturup, röportaj yapmamalıdır. 

Biliyorum birçok bilim insanı veya konusunda uzman kişi bunları benden iyi biliyor. Bu yazı onları töhmet altında tutmak için yazılmadı. Bazı küçük şeyler (aynı mide bulandıran küçük sinek gibi) ilgili camiayı rahatsız eder. Bu davranışları gösteren bilim insanı veya uzman titri taşıyanlar az sayıda olsa da uyarılmalıdır. Fakat çoğunluk sessiz kaldıkça bu kişiler aynı davranış / hareket kalıplarında devam etmektedir.

Aslında bu uyarılma Sağlık Bakanlığı, Türk Tabipleri Birliği gibi kuruluşlar tarafından yapılmalıdır. Meydan boş bırakılmamalıdır. Sağlık alanı her isteyenin istediği gibi at koşturacağı bir alan değildir.

(*) BMJ 2014;349:g7346

Bu yazı toplam 3424 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim