• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul : 17 °C
  • Ankara : 16 °C
  • İzmir : 21 °C

Meme Kanseri Nedir?

Mehmet Altan Kaya

Meme kanserinde, memedeki süt kanallarında ve bez lopçuklarında kötü huylu hücreler ürer. Bunları sağlıklı hücrelerden ayırt eden, gerek farklı büyüklükleri, gerekse de değişik biçim ve renkleridir. Bu hücreler farklı hızlarda çoğalır ve yayılırlar. Tümör hücreleri organizmanın düzeltme mekanizmasından kendilerini kurtarmışlardır ve adeta kontrolsüz bir biçimde önce süt kanallarında ürer (in situ), daha sonra da çevredeki bez dokusuna ilerlerler (invazif büyüme).

Süt kanallarından (duktal) ve bez lopçuklarından (lobuler) büyüyen meme karsinomu ilk başta ön aşama olarak süt kanallarının ve bez lopçuklarının belirli anatomik sınırları içerisinde büyür. Bu yapıları (bazal membranı) yarıp geçtiğinde, bundan kaynaklanan tüm tehlikeleriyle birlikte gerçek bir kanser ortaya çıkar.

Duktal karsinoma in situ (süt kanalı), tümör hücreleri yalnızca süt kanalı içinde, Lobular karsinoma in situ (bez lopçuğu), tümör hücreleri yalnızca bez lopçuğunda, İnvazif duktal karsinom (süt kanalı), tümör hücreleri süt kanalında ve çevresinde (invaziv), invazif lobuler karsinom (bez lopçuğu) tümör hücreleri bez lopçuğunda ve çevresinde (invaziv) büyümüştür.

Kötü huylu tümörü (Latince tumor = ur) oluşturan hücre birliklerinin ilk yayılışı hem süt kanallarında hem de bez lopçuklarında gerçekleşir; bunun sonucu olarak iki tür meme kanseri ortaya çıkar:
? Süt kanalı kanseri: Süt kanalı karsinomu ya da duktal karsinom denir. Süt kanalı sistemi hücrelerinden başlar.
? Lopçuk kanseri: Tıp dilinde lobuler karsinom ya da lobuler neoplazm diye adlandırılır. Öncelikle bez lopçuklarında oluşur. Tüm kötü huylu meme tümörlerinin yüzde 80?i süt kanalı sistemini kaynak alır, geri kalan yüzde 20 bez lopçuklarında oluşur ya da karma biçimdedir.

Meme kanserinde tehlikeli olan, memedeki ilk yerel (lokal) büyüme değil, tümörün vücuda sıçrama, burada kardeş urlar (metastaz) oluşturma, böylelikle de akciğer, karaciğer, beyin ya da iskelet gibi yaşamsal önem taşıyan organlara saldırıp bunları tahrip etme eğilimi göstermesidir.

Bir tümör keşfedilip memeden uzaklaştırıldığında ne kadar küçükse, komşu lenf düğümlerinin zarar görme ihtimali o kadar azalır ve iyileşme şansı o kadar artar. Sözgelimi bir santimetre büyüklüğünde bir yumruda, lenf bezleri zarar görmemişse, iyileşme şansı ?on yıllık bir zaman dilimi göz önüne alındığında? yüzde 85?i bulur. Bunun anlamı, tedavi edilen 100 kadından 85?inin, yeni bir tümör büyümesi ya da metastaz olmaksızın on yıl sonra da hâlâ hayatta olacağıdır.

Meme kanserinde en önemli şey yalnız iyileşme şansı değil, aynı zamanda memeyi de kurtarmaktır; bu ise genel olarak küçük tümörlerde olanaklıdır. Demek ki erken teşhis önemli!

Meme Kanseri Kaç Yaşındayken Oluşur?

Meme kanseri en sık 45 ila 65 yaşlar arasında ortaya çıkar. Tümörün ilk hücreden iki santimetre büyüklüğündeki yumruya dönüşmesi için 5 -15 yıl arasında bir süre geçmesi gerektiği için, ön aşamalar daha genç yaşlarda ?demek ki genelde 35-45 yaş arasında? başlamıştır ve çoğunlukla da mamografi ya da ultrasonografi ile çok erken teşhis edilebilir.

18 yaşından küçüklerde meme kanseri normalde söz konusu olmaz, 20 -25 yaş arasında çok seyrek görülür. Buna karşılık 30?lu yaşlardaki kadınlar için bu hastalık ne yazık ki artık ender rastlanır bir olay olmaktan çıkmıştır. Böyle erken hastalanma yaşı çoğunlukla kalıtımsal (genetik) bir yatkınlığa dayanır; yani akrabalardan birinde ya da birkaçında (anne, anneanne, kuzenler vb., baba tarafı da) meme kanseri vardır ya da olmuştur ve ilgili kadın bu genleri, sözgelimi BRCA 1 ve BRCA 2?yi miras almıştır. HEK 2 de bu alanda önemli diğer bir gendir. Bu genin farklılaşması (mutasyonu) şöyle bir sonuç doğuruyor: Bu gen mutasyonunu taşıyan kadınların kansere yakalanma riski farklılaşmış geni taşımayanlara oranla iki kat daha fazladır; hatta erkeklerde bu risk on kata çıkar.

Kaç Kadın Meme Kanserine Yakalanıyor?

Basında genel olarak her 10 kadından birinin meme kanserine yakalandığını okuruz. Bu ancak kısmen doğrudur, özellikle de bütün yaş gruplarında sıklığın eşit olduğu anlamına gelmemek koşuluyla. Çünkü sıklık asıl olarak kadınların yaşına bağlıdır.

Nitekim 80- 90 yaş grubunda gerçekten de on kadından biri meme kanserine yakalanır. 50- 59 yaş arasında 40 kadından biri hastalanır. 30- 40 yaş grubunda bu sayı aşağı yukarı 280 kadında bire düşer, hatta 20-29 yaş arasında hastalığa sadece 2169 kadından biri yakalanmaktadır. Dolayısıyla kanser sıklığından söz ederken temkinli davranmak ve çeşitli yaş gruplarını dikkate almak gerekir.

İlginç olan, 50- 70 yaş arasındaki, belirtileri göstermeyen sağlıklı kadınların ?dizi halinde mamografi muayeneleri (tarama) için hedef grup? meme kanseriyle yaş arasında bir ilişki olduğunu bilmemeleridir. Bunlar kendilerinin meme kanserine yakalanma riskinin 40-49 yaş grubundaki kadınlardan bile daha düşük olduğunu sanırlar.

Meme kanseri ve genel olarak kanser için en büyük risk faktörü yaştır. Yaş ilerledikçe hastalanma riski artar!
>\' Özellikle Kimler Meme Kanserine Yakalanma Tehdidi Altındadır? Risk Grupları Var mıdır?
Daha önce de değindiğimiz gibi, meme kanseri kalıtımsal olabilir; ama bu tüm ilgililerin yalnızca yüzde beşi için geçerlidir. Ailede ve akrabalarda (kız kardeş, anne, anneanne, babaanne, genç yaştaki kuzenler, baba, büyükbaba vb.) meme kanseri vakaları varsa, meme kanserine yakalanma riski yükselir. Ancak bu, sayılarla ifade edilmesi zor, görece sınırlı bir yükseliştir ve aynı zamanda ?henüz yeterince araştırılmış olmamasına karşın? akrabalığın derecesine de bağlıdır. Ama genel olarak şu söylenebilir: Ailedeki meme kanseri vakaları ne kadar çoksa, bu hastalığa yakalanma riski de o kadar artar.

Bir risk grubunu da,
? Kendisi daha önce bir kanser, özellikle de meme ve yumurtalık kanseri geçirmiş,
? Memelerden birinde bir kanser ön aşaması ya da invaziv karsinom saptanmış kadınlar oluşturur.

Başka risk faktörleri de vardır; ne var ki fazlaca önemsenen bu faktörler sayılarla pek gösterilememektedir. Sözgelimi:
? İlk âdeti (menarş) erken görme,
? Yaşdönümüne (klimakteryum) geç girme,
? Çocuk doğurmama,
? Emzirme yokluğu,
? Aşırı kilo (adipozite)
? Alkol vb. tüketimi.

Bu listeye bakılırsa nüfusun büyük bölümünü risk grubunda saymak gerekecektir ki bu da olayı abartmak olur.

Şu halde ana risk grupları ailesel yatkınlık (dispozisyon) taşıyan kadınlar ile kendisi geçmişte bir kanser hastalığı geçirmiş kadınlardır. Yüksek bir risk varsa 30 yaşından itibaren her yıl mamografi ve ultrasonla düzenli erken teşhis taraması yaptırılmalıdır.

Bu arada kötü huylu kireçlenmelerin olmadığını ortaya çıkarmak için yalnızca bir düzlemde mamografi (iki düzlem yerine) yeterlidir (= yarım ışınım dozu). Sözü edilen yöntemlerle meme kanserinin olmadığı kesinlikle ortaya konamıyorsa ya da belirgin bir kanser korkusu (karsinofobi) söz konusuysa meme MR da kullanılmalıdır.

Risk gruplarına girip girmediğinizden bağımsız olarak: Aşağıdaki önerileri izlerseniz kendinizi meme kanserinden en iyi şekilde korumuş olursunuz:
Düzenli olarak erken teşhis mamografisine gidin.
Ek olarak, düzenli aralıklarla ultrasonografi ve meme muayenesi yaptırın.
Düzenli olarak, en iyisi de âdet çevriminin 7. ve 12. günleri arasında kendiniz memelerinizi elinizle yoklayın.


Bu yazı toplam 6432 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim