• BIST 91.801
  • Altın 214,244
  • Dolar 5,3608
  • Euro 6,0653
  • İstanbul : 7 °C
  • Ankara : 2 °C
  • İzmir : 9 °C

MEME KANSERİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR

MEME KANSERİNDE YENİ YAKLAŞIMLAR
Aralık 2011’da dünyanın en önemli meme kanseri konferanslarından biri olan “San Antonio Meme Kanseri Sempozyumu (SABCS)” nun 34. yıllık toplantısı yapıldı. Bu toplantıda sonuçları açıklanan önemli çalışmalar,

28 Ocak 2012’da İstanbul’da yapılan “Meme Kanserinde Yeni Yaklaşımlar Eğitim Toplantısı” nda Türkiye’nin önde gelen onkologları tarafından özetlendi.

Toplantı, İstanbul Amerikan Hastanesi Medikal Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nil Molinas Mandel ve Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Medikal Onkoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Başak Oyan Uluç önderliğinde düzenlendi. Prof. Dr. Nil Molinas Mandel ile  Doç. Dr. Başak Oyan Uluç toplantı  da konuşulanları SAĞLIĞINSESİ için özetlediler.

Daha az cerrahi mümkün

Son yıllarda, meme kanseri cerrahisinde rutin olan aksiler lenf nodu (LN) diseksiyonu (koltuk altı lenf bezlerinin temizlenmesi) yerine, sentinel LN biopsisi yapılmakta ve sentinel lenf bezinde tümör saptanırsa aksiler diseksiyon yapılmaktaydı.  Yakın zamanda sonucu açıklanan ACOS-OG Z0011 çalışması, klinik olarak negatif olan fakat 1 veya 2 sentinel lenf bezi pozitif olan, seçilmiş hastalarda aksiler diseksiyon yapılmaksızın benzer başarının sağlanacağını göstermişti. Bu toplantıda sunulan IBCSG 23-01 çalışması sonuçları bu bilgiyi destekledi. Artık sentinel lenf bezi tutulumu sınırlı olan, seçilmiş bir grup hastada aksiler diseksiyon yapılmasından ve buna bağlı ileride gelişebilecek kol ödemi komplikasyonundan kaçınmak mümkün olabilecek gibi gözükmektedir.

 

Bisfosfonatlar erken evre meme kanserinde sağkalıma katkı sağlıyor

Son yıllarda yapılan çalışmalar, erken evre meme kanserinde tedaviye bağlı osteoporoz gelişen hastalarda ve kemik metastazlı hastalarda kemik kırıklarının önlenmesinde kullanılmakta olan bisfosfonatların, ek etkileri olabileceğini de gösteriyordu. Bu toplantıda sunulan iki çalışma erken evre meme kanseri olan hastalarda hormonal tedaviye ek olarak verilen zolendronik asit tedavisinin kanser nüksünü azalttığını ve yaşam süresini uzattığını gösterdi. Böylece bisfosfonatların erken evre meme kanserinde kemik erimesinin tedavisi ve önlenmesi dışında, anti-kanser etkilerinin de olduğunu gösterilmiş oldu.  

 

Her-2 pozitif meme kanserinde yeni hedefe yönelik ajan

Son yıllarda meme kanseri tedavisinde kemoterapi kullanımı ile gelinen noktadan daha ileriye gitmek için yeni kemoterapiler geliştirmenin ek katkısının az olacağı anlaşılmıştır. Artık meme kanseri tedavisinde atılması gereken adımın kanserin oluşum ve gelişimine özgü molekül ve yolların hedeflenmesi olduğunu biliyoruz. Bunlara genel olarak hedefe yönelik ajanlar diyoruz. Her-2 pozitif meme kanseri, diğer meme kanseri türleri ile karşılaştırıldığında daha agresif seyreden bir alt tiptir. Günümüzde bu tip tümörlerde gerek erken evrede, gerek ise metastatik evrede standart olarak kemoterapiye ek olarak bir hedefe yönelik ajan olan trastuzumab (anti-Her-2 antikoru) kullanılmaktadır. SABCS 2011’de kemoterapi ve trastuzumaba ek olarak Her-2’ye karşı geliştirilmiş yeni bir hedefe yönelik ajan olan pertuzumabın, cerrahi öncesi tümörün küçültülmesi amacıyla kullanılması ile çok daha başarılı sonuçlar elde edildiği gösterildi. Üstelik pertuzumab, kemoterapi olmaksızın trastuzumab ile birlikte verildiğinde bile hastaların %24’ünde tümörü tamamen yok ediyordu. Bu çalışma, oldukça etkin bir tedavi olan trastuzumabın pertuzumab ile kombine verildiğinde, etkisinin arttığının gösterilmesinin yanında,  bir grup hastada kemoterapisiz de meme kanserinin tedavi edilebileceğini göstermesi sebebiyle oldukça ilgi gördü.

 

Metastatik Meme Kanseri Tedavisinde Yenilikler

 

Hormon tedavisinde yenilikler:

 

Metastatik meme kanserinin hormon reseptör taşıyan alt grubunda, premenopoz hastalarda tamoksifen, over fonksiyonlarını durduran ilaçlar ve progesterone türevleri kullanılır. Postmenopoz hastaların tedavisinde ise tamoksifen, aromataz inhibitörleri, gene bir antiöstrojen olan fulvestrant ya da progesteron türevleri etkili olmaktadır. Hastaların özelliklerine göre, standart yaklaşım olarak bu ilaçlar, belli bir sıralama ile tek tek kullanılmaktadır.

Bu yılki toplantıda bir aromataz inhibitörü olan anastrozol ile, anastrazol ve antiöstrojen etkili fulvestrantın birlikte kullanıldığı bir çalışmanın sonuçları açıklandı. Buna göre iki ilacın birlikte kullanılması ile daha üstün bir yanıt elde edilmiştir. Ortalama yaşam süresi 41.3 aydan 47.7 aya çıktı. Özellikle, önceden koruyucu amaçlı tamoksifen kullanmamış olan hastalarda, bu farkın daha da belirgin olduğu dikkati çekmiştir. Bu çalışmada, iki grup arasında yapılan yaşam kalitesi analizlerinde de, ciddi bir farklılık olmadığı gösterilmiştir. Ancak, günümüzün standart tedavisini değiştirmek için bazı verilere daha gereksinim olduğu, aradan geçen zaman içinde standart tedavi olarak kullanılabileceği vurgulanmıştır.

 

Hormon tedavisine karşı gelişen direnci kırmak için, bir aromataz inhibitörü olan eksemestan ve hedefli tedavilerden biri olan everolimus birlikte kullanılmış ve everolimus eklenmesiyle hem yanıt oranlarında, hem de yaşam süresinde belirgin bir üstünlük sağlanmıştır. Böylece hem hormone tedavisinin etkinliği arttırılmış, hem de erken direnç gelişmesi engellenmiştir. Klinik yararlanım %25’ten %50’ye yükselmiştir. Bu tedavi, ilerlemesiz (progresyonsuz) yaşam süresini, tek başına kullanılan eksemestana göre 4.1 aydan 10.6 aya çıkartmıştır ki bu, hastalarımız için çok önemli bir gelişmedir. Tabi, bu yeni hedefe yönelik ilaçların eklenmesiyle,  tedaviye bağlı maliyetler artmakta ve yeni yan etkiler de ortaya çıkmaktadır.

 

Yeni kemoterapi ilaçları:

 

Son yıllarda meme kanseri tedavisinde yeni kemoterapi ilaçları yerine hedefe yönelik tedavilere ağırlık verilmektedir. Bu yılki sempozyumda başlıca 2 yeni ilaç ön plana çıkmış görünüyor; eribulin ve nab-paklitaksel. Eribulin ile, daha önce farklı kemoterapiler almış hastalarda bile yaşam süresinde ortalama 2.5 ay kadar bir artış sağlanmıştır. Nab-paklitaksel, nanoteknoloji ile albumin bağlanmış paklitakseldir. Yan etkileri bu yöntemle azaltılmıştır; cevap oranı paklitakselden iyi olmakla beraber yaşam süresi üzerine katkısı gösterilememiştir.

 

Yeni moleküller:

 

Meme kanseri tedavisinde yüksek etkinliğe rağmen hastaların hemen hepsinde hastalık tekrar nüks etmekte, uygulanan tedaviye direnç gelişmektedir. AntiHER2 tedavilerden trastuzumab ile yaşam süresi %50 arttırılmıştır. Ancak bu tedavi altında bile hastalık ilerleyebilir. Bugünün stardart yaklaşımı, progresyonda antiHER2 tedaviye devam edilmesidir; ya trastuzumaba devam edilip yanındaki ilaç değiştirilir, ya da yeni bir antiHER2 ilaçla birlikte kemoterapiye başlanır. Bu amaçla lapatinib adlı ilaç gündeme gelmiştir. Lapatinib ile birlikte kapesitabin kullanıldığında, tek başına kapesitabinden daha etkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca, her ne kadar yurdumuzda standart olarak kullanılmamakta ise de HER2 onkogenini değişik yollardan bloke eden bu iki ilaç, yani trastuzumab ve lapatinib birlikte kullanıldığında, tek başına lapatinib kullanımından daha başarılı olmaktadır.

Buradan hareketle, çoklu HER2 blokaj daha etkili olabilir diye yola çıkılmış ve gerçekten de oldukça etkileyici sonuçlar elde edilmiştir. Dr. Jose Baselga ve arkadaşları tarafından yapılan çalışma sonuçları, konferans sırasında açıklanırken aynı gün New England Journal of Medicine adlı önemli bir dergide makale olarak da yayınlanmıştır. Bu çalışmada, hastalar 2 gruba ayrılmışlardır. Birinci grupta kemoterapi olarak dosetaksel adlı bir ilaç ve yanında trastuzumab kullanılmış ve ikinci gruba ayrıca, yeni bir antiHER2 ilaç olan pertuzumab eklenmiştir. Böylece 2 yönden HER2 bloke edildiğinde, ilerlemesiz yaşam süresinde 6 aylık daha artış sağlanmıştır. Bu, meme kanseri hastaları için oldukça umut verici bir gelişmedir.

Bir başka önemli yeni ilaç trastuzum abemtansine (TDM-1) dır. Bu, kemoterapi ilacı trastuzumabın birleştirildiği ilaç-monoklonal antikor konjugatıdır. Metastatik meme kanserinde (HER2 + hastalıkta), trastuzumab ve dosetaksel ile uygulanan standart tedaviyle kıyaslandığında, ilerlemesiz yaşam süresini 5 ay kadar uzattığı gösterilmiştir.

2011 yılında yapılan San Antonio Meme kanseri konferansında, temel bilimlerdeki gelişmeler, klinik gelişmelerle birleştirilmiş ve son derece umut verici çalışmalarla renklendirilmiştir. Bunun sonucunda, yakın gelecekte standart meme kanseri tedavisinde çarpıcı gelişmeler ve değişiklikler beklenmektedir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim