• BIST 96.636
  • Altın 144,667
  • Dolar 3,5715
  • Euro 4,0214
  • İstanbul : 19 °C
  • Ankara : 13 °C
  • İzmir : 23 °C

MİKROBİYOM VE ÖNEMİ

Nermin Güler

Alerjik hastalıklar ve astım,hayat tarzı değişiklikleri ile birlikte artmaktadır. Bunda diyet değişiklikleri ve şehirleşme ile değişik mikroorganizmalardan uzaklaşma önemli rol oynamaktadır.

   Mikrobiyom,vücudumuzu kalıcı ya da geçici şekilde kolonize eden bütün mikroplardır. Vücudumuzda, hücre sayısının 10 katından fazla miktarda mikrop bulunmaktadır, bunun ağırlığı 200 gram civarındadır. Bu nedenle yeni keşfedilen bir organ gözü ile bakılmalıdır. Son yıllarda geliştirilen kültür dışı moleküler yöntemlerden biri olan bakteriyel metagenomik analiz ile çok değişik mikropların vücudumuzda yaşadığı  gösterilmiştir. Mikrobiyom, alerjik hastalıklar başta olmak üzere otoimmun hastalıklar, beyin hastalıkları ve kansere kadar birçok hastalıkta rol oynamaktadır.

   Yirmi birinci yüz yıldaki çok önemli bilimsel ve teknolojik ilerlemelerin başında İnsan Genom Projesi ve bunun tamamlanmasından sonra onu temel alarak geliştirilen İnsan Mikrobiyom Projesi bulunmaktadır.

   İntestinal Mikrobiyom, barsakta yaşayan 1010 bakteri grubunu içinde barındırır.Hem mikroplar hem de konağın sürekli etkileri ile, konaktaki genetik defektler, barsak mikroplarının tipini ve değişik hastalıklara eğilimi belirler. Solunum yolu ve deri mikrobiyomu da son yıllarda büyük önem kazanmıştır ve alerjik hastalıkların gelişiminde roller gösterilmektedir.

   Hijyenik batı tip yaşam, infeksiyonları azaltmakla kalmaz, genel olarak mikroplarla teması da azaltır. Bunun sonucu olarak, insan bağırsaklarındaki kolonizasyonu azaltır ve immun sistem gelişimini bozarak alerjik hastalıklara yol açar.

   Hayatın ilk yıllarında infeksiyonların azaltılması immun sistemin gelişimini olumsuz etkiler ve bunun sonunda alerjik hastalıkların eğilimi artar. İlk defa 1989’da Strachan son yıllarda alerjik hastalıkların artan prevalansını hijyen hipotezini ileri sürerek izah etmeye çalışmıştır. Saman nezlesi ile evdeki kardeş sayısı arasında ters ilişkiyi göstererek alerjilerin erken çocukluk yaşlarındaki infeksiyonlarla önlenebileceğini ileri sürmüştür. En aydınlatıcı araştırmalar, benzer etnik gruplarda yapılmaktadır. Farklı hayat tarzlarının alerjik hastalık prevalanslarını etkileyebileceği gösterilmektedir.

   Hayatın ilk yılları mikrobiyomun yerleştiği en önemli dönemdir ve alerjik hastalıklardan koruyucu etkisini bu dönemde yapmaktadır.  Özellikle yenidoğan çağı çok önemlidir. Doğumun şekli, perinatal stres, anne sütü ile beslenme ve özellikle antibiyotik kullanımı ile mikrobiyom çok etkilenmektedir.

   Çocukluğun ilk yıllarında çiftlikte yaşamak, erişkin çağlarında atopi ve alerjileri azaltmaktadır. Süt çocukluğunda Gİ sistemin mikrobiyal kolonizasyonun değişimi, sistemik immun fonksiyon gelişimini etkileyerek alerjik duyarlanmaya eğilim yaratır.  Vücudun bir tarafında mikropların neden olduğu değişiklikler diğer mukozalarda paylaşılır, buna ortak mukozal immun sistemi denilmektedir.

   Doğumdan sonra barsak mukozasının mikrobiyal çeşitliliği yaşla artar, bu çeşitlilik ne kadar fazla ise, alerjik hastalık gelişme riski  o kadar azdır.  Mikrop çeşitliliğini destekleyen en önemli çevre faktörü, pisliktir.  Çiftliklerde yaşayan ve çiğ süt içen çocuklarda alerjik hastalıkların çok daha az görülmesinin en önemli nedeninin mikrobiyom olduğu gösterilmektedir.

   Yalnız çiftliklerde değil, şehir içinde yaşayan ve evlerinde fare, hamam böceği ile temas eden çocuklarda alerjik hastalıklar çok daha azdır.  Bu yeni bulgular, mikrobiyomun alerjinin artışında rol oynayan faktör olduğunu kanıtlamaktadır.

   Batı tipi ve konforlu yaşam  ile değiştirmekte olduğumuz mikrobiyomun yeniden oluşturulması konusu bundan sonra bilimin önemli konularından bir olacaktır.  İnsanoğlunun son 100 yılda kaybettiği mikrobiyal  çeşitliliğinin  geri kazanılması için tekrar vücuda adapte edilmeleri ve birlikte yaşamın sağlanması gerekmektedir.

Bu yazı toplam 2169 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim