• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul : 17 °C
  • Ankara : 5 °C
  • İzmir : 13 °C

Mustafa Kemal Üniversitesinde Neler Oluyor?

Mustafa Kemal Üniversitesinde Neler Oluyor?
Hatay Tabip Odası tarafından düzenlenen basın toplantısında, Mustafa Kemal Üniversitesi'nde son 3 yılda çok üzücü olayların yaşandığı öne sürüldü:

"Bundan yaklaşık 3 yıl önce Hatay Meslek Odaları Üniversitedeki gelişmelerle ilgili kaygı duyduğunu belirtmiş idi. Bugün görülmektedir ki bu kaygı çok yerinde bir kaygıdır. Ne yazık ki bu süreç içerisinde üniversite yönetim anlayışı bakımından, kadrolaşma bakımından oldukça geriye gitmiştir. Üniversitede barış ve hoşgörü Hatay’ın gerisinde kalmıştır. Farklılığı zenginlik olarak değil de bir tehlike olarak gören anlayış sürmüştür.

Üniversitede ciddi bir ayrımcılık yapılmıştır. İnanç ayrımcılığı yapılmıştır, siyasal ayrımcılık ve partizanlık yapılmıştır. Bu 3 yıllık süreçte sadece iktidar yanlıları üniversiteye alınmış, iktidar yanlısı olmayanların önüne çeşitli engeller çıkartılmıştır.

Yönetim yanlısı olmayan üniversitedeki öğretim elamanlarına da ciddi baskılar yapılmıştır. Bir kısmı üniversiteden ayrılmak zorunda bırakılmıştır.

Üniversitede Yönetimden ya da iktidardan yana değil iseniz atama ve yükselmeleriniz çok zordur. Hatta bilimsel etkinliklere katılımınız da bile karşınıza engeller çıkabilmektedir. Bugün çok sayıda insan kadro beklemektedir. Sadece Tıp Fakültesi’nde 5 kişi kadro ilanını beklemektedir. Kadro bekleyenlerin tümü de iktidara ya da yönetime yakın hareket etmek istemeyen insanlardır. Akademik kurullarda, yönetim kurullarında onaylanan hatta YÖK’ten gelen kadrolar bile keyfi olarak ilana gönderilmemiştir. Bu kadrolar bir baskı unsuru olarak kullanılmıştır.

Üniversite yönetimi hiçbir farklı fikre yaşama hakkı tanımamıştır. Üniversitede Yönetime yönelik eleştiri yapılamamaktadır. Düşünce özgürlüğü, fikir özgürlüğü ortadan kaldırılmıştır. Öğretim elamanlarının ve anabilim dallarının istekleri hiçe sayılmış, çok sayıda öğretim elamanı mağdur edilmiştir.

Akademik personele yapılan baskıların benzeri, idari personele de yapılmıştır. Çok sayıda idari personel görevinden alınmış, sürülmüş ve mahkemelik olmuştur. Bu “işyerinde çalışanlara şiddet” in çok açık bir şeklidir.

 

Tıp fakültesinde 100 öğrenci ile eğitim öğretime başlanmıştır. Bizim koşullarımızda hiçbir tıp fakültesi böylesine büyük bir sayı ile eğitime başlamamıştır. Eksik ve yetersiz koşullarda bu kadar çok öğrenci almak büyük bir tehlikedir. Girilmesi tehlikeli ve yasak olan inşaatlarda öğrenciler ders görmüştür ve halen laboratuar olanakları yetersizdir.

Tıp öğrencileri gibi asistanların da gereksinimleri dikkate alınmamıştır. Tıp fakültesinde eğitim ve öğretim ikinci plana atılmış, para kazanmak birinci plana çıkmıştır. Mesai saati içinde seminer gibi eğitim etkinliği yapılmaması diye resmen yazı yazılmıştır. Asistanların en küçük hak arayışları şiddetli bir tepki ile durdurulmuştur, haklarında soruşturma açılmıştır.

Son üç yılda çok sayıda öğretim elamanı alınmıştır. Bu sevindirici bir durum gibi gelebilir. Ama yapılan ilanlarda yasa hükmünün çok açık olmasına rağmen çok özel koşullar konmuştur. Böylelikle pek çok insan başvuru aşamasında caydırılmış ve başvuranlar ise sınavlara alınmamıştır. Konan bu kurallar 2547 sayılı YÖK kanununa ve anayasanın fırsat eşitliği ilkesine aykırıdır. Tamamen keyfidir ve adam kayırma amacı ile yapılmıştır. Adrese teslim denen kadrolar şeklinde düzenlenen bu kriterlerle pek çok meslektaşımız mağdur edilmiş hak ve adalet kavramları zarar görmüştür. Aynı zamanda kurumlar da yıpratılmış ve küçük düşürülmüştür.

 

2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununa 23 maddesine göre, ‘Üniversiteler, yardımcı doçentlik kadrosuna atama için bu maddede aranan asgari koşulların yanında, Yükseköğretim Kurulunun onayını almak suretiyle, münhasıran bilimsel kaliteyi artırmak amacına yönelik olarak, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları da göz önünde bulundurarak, objektif ve denetlenebilir nitelikte ek koşullar belirleyebilirler. ‘ denmektedir.

İlandaki ölçütler tamamen keyfi ve hukuk dışıdır. Burada belirtilen ölçütlerin objektif ve denetlenebilir olmadığını anlamak için uzman olmaya gerek yoktur. Bu kriterlerin YÖK’ün onayından geçemeyeceği de açıktır. Bu durum YÖK kanuna, aynı zamanda anayasanın fırsat eşitliği ilkesine aykırıdır. Odamız, Mustafa Kemal Üniversitesi Rektörlüğünce 28.02.2010 Tarihinde, Tıp Fakültesi için yapılan 20 adet hukuk dışı kadro ilanını yargıya götürme kararı almıştır.

Özetle Mustafa Kemal Üniversitesinde son 3 yılda gelişmeler ne yazık ki üzücüdür. Demokratikleşme ve gelişme değil, bir geriye gidiştir. “

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim