• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul : 16 °C
  • Ankara : 6 °C
  • İzmir : 13 °C

Nasıl Bir Rektör İsterdim- 1

Nasıl Bir Rektör İsterdim- 1
Liyakatin öncelikli görüldüğü, liyakate ve sertifikaya değer veren bir yönetim anlayışı istiyorum.

 Bugün Gazi üniversitesi çok büyük gözüken cüssesine uygun olmayan küçüklükte ürünler çıkarıyorsa bunun en önemli nedeni liyakatın, siyasetin gerisinde kalmasındandır.

 Afaki söylemlerle kendimizi kandırmamamız lazımdır. Gazi Üniversitesi hak ettiği yerde değildir. Aslında büyük bir ihtiyacı karşıladığı bir gerçektir. Halka en yakın gelen en sevimli üniversite olduğu doğrudur. Üniversal çeşitliliğe, branş zenginliğine sahip olduğu bir gerçektir. Ancak dünya ölçeğinde bir üniversite olmadığı da bir gerçektir ve bunun mantıklı bir nedeni de yoktur.

 Dünya ölçeğinde bir üniversite olma potansiyeli Türkiye’deki tüm üniversitelerden daha yüksektir.  Sosyal bilimlerde çok ciddi manada akademik kalite ve çeşitliliğe sahiptir. Eğitim Bilimlerinde ülkemizdeki en köklü üniversitedir. Sağlık Bilimlerinde halka hizmeti iyi sunan hastanedir. Peki, eksiğimiz nedir? Eksiğimiz branşında uluslar arası etkinliğe sahip, dil bilen, kendine güvenen, literatüre hakim, mesleki liyakatı olan öğretim üyelerinin sayıca az ve yönetimde etkisiz olmalarıdır. Bunun nedeni de yaklaşık 20 yıldır Gazi Üniversitesinin yanlış turnikeye sokulmuş olmasıdır.

Siyasetin gölgesinde kalmış tüm üniversitelerin başına gelen bizimde başımıza gelmiştir. Kalite kantiteye teslim olmuştur. Birim yöneticileri liyakati hiç dikkate almadan kendi ekibini oluşturma yoluna gitmişlerdir. Ülkemizde hemen her üniversitenin en büyük çıkmazı budur. Ülkemiz ve akademisyenlerimiz artık bunun en önemli çıkmaz olduğu gerçeğini görme olgunluğuna erişmişlerdir.

Türkiye son 10 yılda eski Türkiye olmaktan hızla uzaklaşmıştır. Akıl, liyakat, adalet, demokrasi daha önemli hale gelmiştir. Gazi Üniversitesi de bu yeni değişime ilk ve en iyi uyum gösterecek üniversitelerin başında gelmektedir.

Bu nasıl yapılabilir.

·   Mevcudun ıslahı

·   Çok az sayıda çok kalifiye akademisyen takviyesi

Mevcudun ıslahı için özellikle genç öğretim üyelerinin önünün ve ufkunun açılması şarttır. Okumayı, çalışmayı, kendini geliştirmeyi isteyen öğretim üyelerinin önünü açmak için her türlü teşvik, kolaylık sonuna kadar sunulmalıdır. Islahı mümkün olanlar ödüllendirilmelidir. Islaha karşı olan ve direnenlerin temel özlük hakları korunsa bile sayılarının artmaması için her türlü önlem alınmalıdır. Emekli olanların yerine yenisi konulurken acele edilmemelidir.

Küsen, küstürülen kıdemli hocalarımızın yeniden aktivite kazanması için istişareler yapılmalı, makul ve amacına ulaşabilecek istekleri yerine getirilmeli, yeniden kazanılmaları için gayret sarf edilmelidir. Değişime direnen kıdemli hocalarımızdan da gençlerin önünü tıkayan, eski günleri özleyen, otoritesi ile bilime zarar verenlerin değersizleştirilerek bariyer olma özellikleri ortadan kaldırılmalıdır. Çok az sayıda, çok kalifiye akademisyen takviyesi; mutlaka aceleye getirilmeden yapılmalıdır. İlgili branşla istişare edilerek, akademik yönü ve kişiliği ile üniversitemize çok şey katacağına inanılan yeni akademisyenler gerekirse özendirilerek ve paye verilerek üniversitemize kazandırılmalıdır. Geldiği branşta yeni bir diriliş başlatacağına inandığımız insanlar için ek gelir kapıları oluşturulmalıdır.

Yazan:Prof. Dr. Süleyman BÜYÜKBERBER

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim