• BIST 82.094
  • Altın 591,84
  • Dolar 2,1275
  • Euro 2,8555
  • İstanbul : 26 °C
  • Ankara : 26 °C
  • İzmir : 25 °C

Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Kliniği

Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Kliniği
1955 Trabzon doğumlu olan ve Ankara Tıp Fakültesini bitirdikten sonra İstanbul Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ihtisasını tamamlayan Prof. Dr. Nurettin Akyol , 20 yıl kadar Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dal



2005 Aralık ayında İstanbul Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Kliniği’nin şefliğine atanan Prof. Dr. Nurettin Akyol , SAĞLIĞINSESİ’ nin sorularını yanıtladı: 


Kliniğiniz ne zaman, kimin tarafından kuruldu?
1970' li yıllarda bu klinik kurulmuş. Eğitim Hastanesi olunca Dr. Okan Arslan klinik şefi olmuş. Kendisinin kliniğin gelişiminde, asistanların eğitiminde önemli katkıları oldu. 2 yıl önce emekli olmuş. Bir süre burası şefsiz kalmış sonra ben atandım. Burası Türkiye’deki birçok göz kliğini ile hizmet kalitesi açısından yarışabilecek düzeyde bir klinik. İstanbul’da başını nereye çevirsen özel kurum göz hastanesi var. Kliniğimizde onlarla yarışabilecek kalitede hizmet veriyoruz. Eksik araç -gereçlerimiz temin edildiğinde eleman bakımından da biraz desteklenirsek onlardan daha iyi hizmet verirsiz. 

Burada kaç doktor çalışıyor?
Prof. Dr. Nurettin Akyol :Bir şef, bir şef muavini, 10 uzman doktor ki biri doçent ve 12 asistanımız var. Ancak şef yardımcımız rahatsızlığından ötürü bir buçuk yıldır raporlu .Şimdi de 6 ay ücretsiz izin aldı. Yani kağıt üzerinde şef muavinimiz var ama pratikte yok. 

Ya hemşire ve yardımcı personel durumunuz sayısı yeterli mi? 
En büyük sıkıntımız bu. Düşününki ben geldiğimde bu klinikte hemşire ve personel nöbeti yoktu ama en üst düzeyde hizmet bekleniyordu. Müdürlüğümüzün ve bakanlığımızın desteğiyle 5 hemşire 5’ de yardımcı personel nöbet tutar hale geldi. Daha önce hemşire nöbeti kat nöbeti şeklindeydi. 

Peki, şu anda hemşire ve yardımcı personel sayısı yeterli mi?
Serviste 5 hemşirem, 5 de yardımcı personelim var. Bunun 2 katı daha personel ve hemşire gelse inanın hizmetimiz çok daha iyi olur.

O zaman hizmette açık mı oluyor, bu açık nasıl gideriliyor?
Hizmette kesinlikle bir açık veya aksama olmuyor. Bunu da arkadaşlarımızın fedakarlığı, mesleklerini sevmesi, kendilerine ve bölüme sahip çıkmasıyla sağlıyorlar. Hepsi kapasitelerinin 2 katı çalışıyorlar. Maaşları da az biliyorum. Ama fedakarlıktan kaçınmıyorlar. Ben personelime pek teşekkür etmem, ama sizin aracılığınızla kliniğimdeki tüm personelime; doktoruna, hemşiresine ve yardımcı personeline teşekkür etmek istiyorum. Ben geldiğimde de hizmette aksama yoktu şimdi de yok.

Ya poliklinikte hemşire sayınız?
Orada bir hemşiremiz var. Ama poliklinik deyince birkaç birimimiz olduğunu da açıklamak isterim. Göz tansiyonu, göz içi merceği, exzimer lasik, göz estetiği yani okülaplasti, retina, UVA Behçet birimleri ve bir de genel göz polikliniği var.

Birimlere randevu ile hasta alıyoruz. Günde göz birimlerinde 350-400 hasta muayene edilir. Bu önemli bir sayıdır. Uzmanlar kontrolünde asistanların eğitimiyle, hizmeti yürütüyoruz. Retina birimimizde göz anjiyosunu çeken bölüm, yaşlılarda makula dejenerasyonunu tedavi eden bölümümüz var. Oralarda hep ayrı ayrı hemşirelere ihtiyaç var. Ama bir hemşire her tarafa yetişmeye çalışıyor.
Yardımcı personel de devletin verdiği 2- 3 kişi, diğer bölümlerden de 5-6 personelle idare etmeye çalışıyoruz. 

Yıllık poliklinik ve ameliyat sayısınız nedir? Yıllara göre azalıyor mu artıyor mu, neden? Mevsimsel değişiklikler yaşanıyor mu, neden?
Günlük poliklinik sayısı 350-400 yıllık da 12 bin civarında. Yıllık ameliyat sayımız da 3 bine yakındır. Bize Türkiye’nin her tarafından hasta geliyor. Hastamız hiç azalmıyor.

Türkiye’de ender yapılıyor diyebileceğiniz ama sizin anabilim dalı öğretim üyeleri tarafından yapılan ameliyatlar var mı, neler, özellikleri neler?
Bizim biraz daha alet araç gereç desteğine ve biraz daha eleman desteğine ihtiyacımız var. Yoksa TV’ lerde bazı kişiler tarafından ilk yapıldığı söylenen ameliyatları biz burada rutin olarak gerçekleştiriyoruz. Ama devlet hastanesiyiz, tabii reklamımızı yapamıyoruz.
Bizim hastalarımızın hala yüzde 80’ı SSK lıdır. Benim hastanem diyor buraya geliyor bizde tabiî ki geri çevirmiyoruz.

TV' lerde katarak ameliyatlarında 1,5- 2 mm diyorlar.Biz bunu her gün rutin olarak yapıyoruz. O kurum ilk yapıyor olabilir ama bizde artık ilk diye bir şey kalmadı. Hepsi yapılıyor.

Örneğin makula dejenerasyonu tedavisi İstanbul’da 3 devlet hastanesinde yapılıyor bunlardan bir de biziz. Biz aynı zamandan hizmetimize özel sigortalara da satıyoruz. 

Nasıl yani?
Özel sigortaların bizimle anlaşması var. Örneğin exzimer lazer. Türkiye’de devlet hastaneleri arasında sadece bizde var. Özel sigortalı hastalar da bize geliyor. Belirli özelliği olan örneğin 5 numaranın üzerinde olması gibi. Devlet bu durumda hastayı finanse ediyor. Ama 5 den küçükse olmak istiyorsa ameliyat ediyoruz ama devlet finanse etmiyor. Hasta 600 milyon lira veriyor. Dışarıda bu tür ameliyatlar bin dolar civarında yapılıyor.

Ya makula dejenerasyonu tedavisi.
Fotodinamik tedavi uyguluyoruz. Ama bu her hastaya yapılmıyor. Bazı şartlar gerekiyor. Örneğin bunun içinde göz anjiyosu çekmek gerekiyor. 2 anjiyo aletimiz var. 2 hemşiremiz olsa günde 7 hatta 10 anjio çekeriz ama hemşiremiz yok. Biz göz konusunda özelle yarışabilecek düzeydeyiz. Hatta tüm eksiklerimiz giderilsin, özel bizimle yarışmak zorunda kalır. 

Neden? 
Çünkü burada yetişen arkadaşlarımız özelde o işleri yapıyor.

Ya yatak sayınız nedir?
28 yatağımız var. Bir gün ameliyat, ertesi günü taburcu ediyoruz. Bu nedenle doluluk oranımız yüzde 200 civarındadır.

Ya bilimsel yayın durumunuz?
Bu seneki göz kongresine 15 bildiri götürdük. Burası hizmet hastanesi aynı zamanda. Hizmet hastanesi özelliğinden biraz uzaklaşıp eğitim ve araştırma hastanesi olma yoluna doğru hız versek yayın sayımız daha fazla olur. 

Kongre, sempozyum düzenliyor musunuz?
İlerde düşünüyoruz. Ama şimdi değil. Şimdi her hafta hizmet içi eğitim yapıyoruz. Bu klinikten yetişmiş yüzlerce asistan var.

Kongreleer gidebiliyor musunuz, ekonomik zorluklar katılımı nasıl etkiliyor?
Herkesi yurt içi bilimsel toplantılara özellikle kendi birimi ile ilgili olana katılması için teşvik ediyorum, hatta zorluyorum. Çünkü kendisini yetiştirecek ki eğitim ve araştırmaya katkısı olsun. 

Ama kongre katılımı için belli bir para ödemek zorunda
Onu da kendisi karşılayacak tabii ki. Devletin bunun için vereceği bütçe yok. Kendi, gelişimi için parasını da harcamalı.

Bazı alanlarda kongre enflasyonu yaşandığı görüşüne katılıyor musunuz? Bu enflasyonun sizce nedeni nedir?
Biz kongrelerin hepsine katılmış olsak burada duramayız. Artık enflasyon var mı yok mu siz karar verin.

Kliniğinizi seçecek asistanlardan beklenti ve önerileriniz nedir? 
Öncelikle çalışkan olmalı. Mesleğini, çalıştığı ortamı ve insanları sevmeli. Becerinin ötesinde özverili çalışmayı kabullenmeli. Burası göz klinikleri arasında asistanların en çok tercih ettiği yer. TUS ‘ta en yüksek puandaki göz klinikleri arasında burası başta. Bu da burada verilen eğitimin bir göstergesidir. Burada sadece pratik öğretilmez. Çalışma şekli de öğretilir.

Nasıl yani?
Nasıl öğrenileceğini, öğrendiğini nasıl kullanacağını, kullandığını da nasıl aktaracağını öğrenir. Yani nereden, nasıl öğrenecek, nasıl kullanacak.

Kliniğinizin tıbbi araç- gereç durumu nasıl? İhtiyacı karşılıyor mu? İhtiyaç duyduğunuz tıbbi araç- gereçler var mı, neler, bunların maliyeti nedir, nasıl almayı düşünüyorsunuz?
Görüntüleme sistemlerinin en çok kullanıldığı yer göz klinikleridir. Çünkü gözde görmeden teşhis olmaz. Biraz cihaz eksiğimiz var. Mesela OCT. Retina ve glokom birimimizde öncelikle ama diğer bölümlerimizde de kullanabiliriz. Bu cihaz teşhis ediyor ve tedaviyi yönlendiriyor. Bunun yanında görme alanları, ameliyathane mikroskoplarının da yenilenmesi gerekiyor. Ultrasonlar, elektro retinografi ve korneanın inceliğini kalınlığını akımını ölçen aletlere ihtiyacımız var.

Sağlık Müdürümüz bu ihtiyaçlarımız biliyor ve alınacağını söyledi. Bu ihtiyaçlarımız da sağlanırsa bir de eleman açığı kapatıldığında özel hastaneler bizimle yarışsın derim. Şu anda OCT ve elektro fizyolojik tetkikler için özele hasta gönderiyoruz.

Tıp mesleğinin geçmişten günümüze durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz, cazibe devam ediyor mu, azalıyor mu neden? 
İnsanlık yaşadıkça tıp mesleğimin cazibesi de devam eder. Dünyada değişmeyen 2 meslek vardır: biri doktorluk diğeri kuyumculuk. İnsanlık olduğu müddetçe bu meslekle devam eder.

Peki tıp öğrencileri ve asistanların gelecek kaygısı var mı? Gelecekten umutlular mı?
Türkiye’de herkes ne kadar umutluysa onlar da o kadar umutlu. Kaygı da aynı şekilde. 1974 yılında tıp fakültesine girdim. O zaman Tıp çok revaçta bir meslekti. 26. yılımı icra ediyorum. 30 yıl bu camianın içindeyim. Bana elinizde imkan olsa geçmişe dönseniz, hangi mesleği seçerdiniz diye sorsanız yine doktorluğu derdim. Çünkü insanı seviyorum, insana hizmeti seviyorum. Hiçbir meslek grubu gece yatağından kaldırılarak göreve çağrılmaz. Sadece Tıp mesleğinde vardır bu.

Fakültelerde verilen tıp eğitimi yeterli görüyor musunuz?
Ben tıp fakültesinden buraya geldim. Türkiye’de tıp fakültelerindeki eğitimin yeterliliği dünyadaki ile aynıdır.

Ekonomik güçlükler hekimin yaşamını, başarısını sizce etkiler mi, nasıl?
Ekonomik durum hekimin yaşamını etkileyen en önemli şeydir. Sizin kafanız ekonomik bakımdan rahat olmalı ki daha başarılı olun.

Sizce, hekim nasıl bir ortamda, hangi şartlarda çalışırsa, mutlu, gelecek kaygısı taşımadan, başarılı ve üretken olur?
Hekim gelecek kaygısı taşımayacak. Huzurlu olacak. Bu huzur ekonomik bakımdan, çalıştığı ortam bakımından, ülke bakımından kısaca her açıdan olmalıdır. Huzur başarının birinci şartıdır.

Döner sermayeden kliniğinize ayrılan pay ne kadar, bu oran, miktar sizce yeterli mi? Ne olmalı? Motivasyonda bu payın yeterli olduğuna inanıyor musunuz? 
Ben 26 yıllık memurum. En üst düzeyde para alıyorum. Maaşım 1.400 YTL. Tam gün burada çalışıyorum ve İstanbul’da yaşıyorum. Performans olarak da ayda 4 milyar lira alıyorum. Buradan saat 17.00’ den önce çıkmıyorum. Kısaca herkesi kendi çalıştığı ortamda mutlu, huzurlu etmek gerekiyor.

Ya hekimliğin geleceği
Türkiye’nin geleceği gibi. 

Rotasyon ve eğitim programınız nasıl? Ders müfredatı sizce yeterli mi, eksiklik var mı nedir? Sizce hangi konuların de ders olarak tıp fakültelerinde okutulması gerekir neden?
KBB, Nöroloji ve anestesi rotasyonu var. KBB ve Nöroloji rotasyonu 2 şer ay, anestezi 3 aydır. 

Son olarak neler eklemek istersiniz?
Daha iyiye, daha güzele ve daha doğruya…

Teşekkürler.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim