• BIST 99.292
  • Altın 237,804
  • Dolar 6,1544
  • Euro 7,2390
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 12 °C
  • İzmir : 16 °C

Okul Kantinleri Genelgelerle Değişir Mi?

Okul Kantinleri Genelgelerle Değişir Mi?
“…ilk öğretim çağındaki öğrencilerin % 60-85’i kahvaltı yapmıyor, simit, lahmacun, sandviç, gofret, çikolata, hamburger tipi (fast-food) yiyecekler tüketiyor, % 50’den fazlası ‘soft drinks’ adı verilen şeker içeriği yüksek içecekleri içiyor…”

Biraz da yazın etkisiyle olsa gerek medyada şişmanlıkla ilgili haberler arttı. Bunlardan beni en çok gülümseteni “En büyük önceliğim obez çocuk sayısını azaltmak" diyen İspanya Sağlık Bakanı Leire Pajin’in bikinili fotoğraflarında görünen fazla yağlarının “ Önce kendisine baksın” diye eleştirilmesiydi. Benzer tartışmalar ülkemizde de  bir süredir devam ediyor ve son olarak Sağlık Bakanı sayın Recep Akdağ okul kantinlerinde “kola-hamburger” gibi yüksek kalorili besinlerin satışının yasaklanacağı  ve bunun yerine sağlıklı beslenmenin teşvik edileceğinin söyledi.

 

 

Ülkemizde ilköğretim ve lise kantinlerinin çoğunun ‘kantin mafyası’nın kontrolünde öğrenci bedenlerini bir tüketim aracı olarak gören ticarethanelere dönüştüğü biliniyor. O kadar ki Emniyet Genel Müdürlüğünce hazırlanan  eski tarihli bir raporda özellikle ilköğretim okullarındaki kantinlerin bir tür "serbest ticaret bölgesi" haline geldiği, okul müdürlerinin kantinlerde okul kurallarını uygulayamadığı, bu nedenle okul yönetimi ile kantin işletmecileri arasında sorunlar yaşandığı, kantinlerde öğrencilerin güvenliğinin değil, büyük tutarlar içeren  sözleşmeye imza atan işletmecilerin ticari kaygılarının öncelik taşıdığı kaydedildi.

 Oysa bir çok gelişmiş ülkede okul çağındaki beslenme, sağlık ve eğitim otoritelerinin çok önem verdikleri bir konu; örneğin Finlandiya’da okul yemeklerinin kalori ve beslenme içeriğinin ilan edilmesi zorunlu hale getirilmiş. Bir çok Avrupa  ülkesinde okul kantinleri sıkı bir şekilde denetleniyor ve örneğin  İngiltere’de  olduğu  gibi  çocuk programları yanında çocukların ilgiyle izlediği tüm dizi, eğlence, yarışma programlarında aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli ürünlerinin reklamı yasaklanabiliyor.

Bir süre önce Amerikan Çocuk Hekimleri Akademisi okul kantinlerinde şekerli içeceklerin okul yemeklerinden çıkarılması ve kantinlerde satışının kısıtlanması konusunda başta çocuk hekimleri olmak üzere sağlık otoritelerinin dikkatini çeken bir rapor yayımladı. Bu rapora göre Amerika’daki öğrenciler günlük enerji ihtiyaçlarının % 40’ından fazlasını şekerli içecekler (meyve suyu, kola vs) ve yağlı besinlerden sağlıyorlar ve bu tür beslenme ile çocukluk çağı şişmanlığı arasında yakın bir ilişki var. Bunun yanında şekerli içeceklere olan bu düşkünlük süt ve süt ürünlerinin tüketimini azaltarak kemik zayıflığına yol açıyor.

Geçen yıllarda bu genel eğilimin etkisiyle Fransa’da okullarda şekerli, besin degeri az, çok kalorili seyler satan otomatlar tamamen kaldırıldı.Ayrıca çocuklara ta anaokulundan itibaren verilen eğitim sayesinde çocukların kendiliklerinden hamburger, kola gibi yiyecekleri istemez hale geldiği belirtiliyor.

Ülkemizde çocuklarda obezite sıklığının son 8 yılda yüksek gelir gruplarındaki ailelerin çocuklarında 4 kat, ( %4’den % 16’ya), orta ve düşük gelir grubundakilerde 2 kat ( % 5’den % 10’a) arttığını ve bu artış hızının sürdüğünü biliyoruz. Bu artış büyük ölçüde çocukların  “abur-cubur” ağırlıklı beslenmesi  ve fiziksel aktivite azlığına bağlı görünüyor. Bir çok araştırma ülkemizde ilk öğretim çağındaki öğrencilerin % 60-85’nin kahvaltı yapmadığını, simit, lahmacun, sandviç, gofret, çikolata, hamburger tipi (fast-food) yiyecekler tükettiğini, öğrencilerin % 50’den fazlasının ‘soft drinks’ adı verilen alkolsüz ama şeker içeriği yüksek içecekleri içtiğini, süt ve ayran tüketiminin % 15-25 oranında kaldığını gösteriyor. Okul kantinleri öğrencilerin sağlıksız beslenmesinin özendirildiği yerlerin başında geliyor ve ne yazık ki bazı belediyelerin geçici gayretleri dışında düzenli bir denetim mekanizmasına da sahip değil. Bu gelişmelerin arka planında ise  yüksek kalorili besinleri devasa reklam kampanyaları ( ABD’de besin endüstirisinin yıllık reklam bütçesi 5 milyar dolar) ile pazarlayan besin endüstrisinin olduğu biliniyor.

Ülkemizde ise son yıllarda bu konularda bir duyarlılık artışı olduğunu, Milli Eğitim ve Sağlık Bakanlıklarının okul kantinlerinde sağlıklı beslenme konusunda eğildiklerini görüyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı, 21 Temmuz 2011’de yeni bir genelge yayınlayarak okul kantinlerinde  “ enerji yoğunluğu yüksek, besin değeri düşük olan (enerji içecekleri, gazlı içecekler, aromalı içecekler ve kolalı içecekler) ile kızartma ve cipslerin satışlarını” ve bu ürünlerin  otomatik satış yapan makinelerde bulundurulmasını yasakladı Bunun dışında RTÜK Yasası’na bu yıl “TV programları, Sağlık, çevre ve güvenliğe zarar verecek davranışa teşvik etmeme zorundadır. Genel beslenme diyetlerinde aşırı tüketimi tavsiye edilmeyen gıda ve maddeler içeren yiyecek ve içeceklerin ticari iletişimine, çocuk programlarıyla birlikte veya bu programların içinde yer verilemez ifadesini içeren bir madde eklendi. Dolayısıyla en azından yasal düzeyde bazı önemli adımların atıldığını  görüyoruz.

Önceki yıllarda  bebeklere demir ve  D vitamini desteği, aşı uygulamalarının batı ülkeleri düzeyine  çıkarılması gibi çocuk sağlığı ile ilgili önemli konularda etkili insiyatifler gösterdiğini bildiğimiz Recep Akdağ’ın  ve yeni Milli Eğitim  bakanı Ömer Dinçer’in  bu  girişimlerini olumlu bir gelişme olarak kabul etmeli ve uygulanması için her türlü çabayı göstermeliyiz. Okul kantinleri ile ilgili önerilerin yaşama geçmesi için öncelikle okullarda hem doyurucu hem de lezzetli yemek verilmesinin ve mümkünse bunun ücretsiz olmasının sağlanması gerekiyor. Ülkemiz ücretsiz ders kitabı uygulamasına, ücretsiz öğle yemeği uygulamasını ekleyebilecek güçtedir. Bu yapılmadığı takdirde bu kez  öğrenciler okul kantinleri yerine okulların  karşısına açılacak derme çatma “büfelere” mahkum olacaklardır.

Bundan sonra hem öğrenci velileri hem de  konuyla ilgili uzmanlar olarak okul kantinlerini  öğrencilerin sağlıklı beslenmesi yerine kolay yoldan para kazanılan yerler olarak gören işletmecilerin egemenliğinden kurtarmak üzere güçlü bir mücadele  başlatmamız gerekiyor.


Yazan:Prof. Dr. Şükrü Hatun

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı,

Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim