• BIST 99.065
  • Altın 228,803
  • Dolar 5,7905
  • Euro 6,7009
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İzmir : 23 °C

Pakize Tarzi ve Kedileri

Dilek Süzen

Yıl 2000. Aylardan Haziran?
Bir internet sitesi için Türkiye?nin ilk kadın jinekologu Pakize Tarzı ile görüşmem istendi. Oğlu Mahmut Tarzi? ye sekreteri aracılığıyla ulaşmağa çalıştım. Birkaç günde yanıt gelmeyince sekreteri her gün aramaya başladım.

Sekreter bir televizyon kanalının çekim yaptığını, ondan yaralanabileceğimi söylemişti. Pakize Hanım rahatsızmış, görüşebilecek durumda değilmiş.

Her seferinde sekretere karşılıklı görüşme talebimi tekrarlıyordum. Başkalarının yaptığı röportajdan alıntılar yaparak haber hazırlamayı sevmediğimi söyledim. Pakize Hanımın fazla zamanını almayacağımı da ekledim.

20 DAKİKADA RÖPORTAJIN BİTECEĞİNİ SÖYLEDİM

Bir hafta sonra cep telefonumdan Mahmut Tarzi aradı. Annesiyle neden görüşmek istediğimi sordu. Bir kez de ona anlattım. Annesinin çok hasta olduğunu, zaman ayıramayabileceğini, ona sorması gerektiğini söyledi.

Ben de onu fazla yormayacağımı, 2-3 soru soracağımı birkaç poz fotoğraf çekeceğimi, tüm bunların en fazla 15-20 dakika tutacağını söyledim. Annesiyle birlikle onun da fotoğrafını çekmek istediğimi, sorularımı isterse kendisinin de yanıtlayabileceğini ekledim. Tek isteğim Pakize Hanımla görüşmekti.

Aslında hiçbir röportaj öyle belirlenen sürede bitmez. Çünkü sorulara verilen yanıtlar her zaman yeni sorular türetir. Bir de karşınızdaki konuşmaya meraklıysa siz zamanı unutun!

Ertesi günü Mahmut Tarzi aradı.
?Salı günü, saat 17.00' de annem sizi evinde bekliyor. Adresi yazın lütfen.?


Mahmut bey de orada olacaktı.

İKİ KEDİYLE SALONDA YALNIZ KALINCA
...


Saat 16.45? de Pakize Hanımın Nişantaşı? ndaki evinin kapısını çaldım. Beyaz önlüklü bir erkek kapıyı açtı. Kendimi tanıttım, içeriye aldı.
Pakize Hanımın banyoda olduğunu birazdan yanıma geleceğini söyledi. Oldukça sade döşenmiş bir odaya alındım. 5 dakika sonra çay ve kurabiye ikramı yapıldı ve ikramı yapan erkek salondan ayrıldı.

O sırada iki tane, iri gözlü, irice kedi odada belirdi. Kedilerin boyu normalden çok büyüktü . O ana kadar öyle iri kedi görmemiştim. Bir süre gözlerimin içine dik dik baktılar.
Sonra biri yanımdaki koltuktan arkaya, cam kenarına geçti. Diğeri önümde bana bakıyordu. Biri önümde, diğeri arkamda, rahatsız olmuştum doğrusu?
?Pışt, kışt? dedim ama kediler umursamıyor bile.

Artık ne çayı yudumluyordum, ne de elimdeki kurabiyeyi yiyordum. Tüm dikkatimi kedilere vermiştim.

KEDİLER YOK OLDU

Kapının zili çaldı. Hizmet eden erkek kapıyı açtı, orta boylu, orta yaşlı bir erkek içeriye girdi.
?Ben Mahmut Tarzi? dedi.

Kediler ortadan kayboldu. Mahmut beyle sohbete dalmıştık ki, salonun bir ucundan zayıf ,üzerinde beyaz gömlek, koyu mavi pantolon giymiş, kibar bir kadın göründü. Mahmut bey ,
"Annem? deyince şaşırdım. Yaşlı ama oldukça dinç ve bakımlı bir kadın vardı karşımda. Öyle hasta filan da görünmüyordu.
"Beklettiğim için özür dilerim?
deyince göz ucuyla masadaki saate baktım, 17.05 idi. Yanımdaki koltuğa oturdu. Hal hatır soruldu. Önce oğlu ile birlikte fotoğrafını çektim. Sonra da tek başına?

SORULARI YÜKSEK SESLE SORUYORDUM

Acele ediyordum. Çünkü Mahmut Tarzi? ye verilmiş bir sözüm vardı, annesini fazla yormayacak, 15-20 dakikada röportajı bitirecektim. Zaman kalmayabilir diye önce fotoğraf çekmiştim. Mahmut bey bir ara yavaşça bana doğru eğilerek,
"Annemin kulağı ağır işitiyor Dilek Hanım. Lütfen yüksek sesle konuşun" dedi.

Fotoğrafları salonun değişik yerlerinden çekmiştim. Çekim bittikten sonra oturdum, Pakize Hanım da yanımdaki koltuğa oturdu. Oğlundan Pakize Hanımın kulaklarının ağır işittiğini öğrenmiştim ya sorularımı yüksek sesle soruyordum.

Pakize Hanım konuşması sırasında her 2-3 cümlede bir ?cicim? diyordu. Oldukça hoş sohbetti. Oğlu izin isteyip yanımızdan ayrıldı. Onun yanında röportajı 20 dakikaya nasıl sığdıracağım diye düşünüyordum,ama gidince zaman sınırlamam olmadığını fark edip rahatladım.

Pakize Hanım, eskilerden anlatmağa başladı. Anlatırken, takıldığı yerde ?kitapta var? deyip geçiyordu. Bu sırada yanında çalışan, hizmetini yapan erkek elinde bir kitapla odaya girdi. Pakize Hanım, anılarını yazdığı bu kitabı ?sevgilerimle? deyip imzalayıp bana verdi.

Sohbet o kadar koyulaştı ki, çocuklarını, kızlarının neden boşandığını, torunlarını bir güzel anlattı . Arada bir teybi kapatmama rağmen, kasetin ön ve arkası çoktan dolmuş, ikinci kaseti teybe takmıştım.

Ama soracaklarımın daha yarısını bile soramamıştım. Karşımdaki ruhu genç , fiziği ile genç kızlara meydan okuyabilecek bu babaanne, konuşmaya, anılarını anlatmaya hasret kalmıştı sanki.

1909 yılında doğan Pakize Hanım, gençliğinde çok sıkıntılar çekmiş. Amcasının Konya Merkez Komutanı olması nedeniyle Mustafa Kemal? in başlattığı Kurtuluş Savaşı hareketiyle ilgili en son gelişmeleri öğreniyorlarmış.

Evde bir Kuvay-ı Milliyeci? nin varlığı ailenin yaşamını zorlaştırmış. Delibaş İsyanı sırasında evde silah sakladıkları gerekçesiyle isyancıların saldırısına uğramışlar. Kapıyı kırıp eve zorla giren isyancıların darbeleri ile yaralanan ablası tüm uğraşılara rağmen kurtarılamamış.

Amcası esir düşmüş. Olup bitenlerden habersiz olan babasının bir gecede saçları ağarmış. Yaşanan zorluklara ve acılara rağmen ayakta kalmayı , eğitimini sürdürmeyi, aile bütünlüğünü korumayı başarmışlar.

RÖPORTAJ İKİ BUÇUK SAAT SÜRDÜ

1949 yılında Türkiye? deki en uzun ömürlü özel klinik olan ve kendi adını taşıyan kliniği açmış. Pakize Hanım 1935 yılında Afgan kralı Amanullah Han?ın yeğeni Fettah Tarzi ile evlenmiş ve eşi ölene kadar mutluluk içinde yaşamışlar...

Teklemeden, arada bir çayını yudumlayarak konuşmasını sürdürüyordu. Saate göz ucuyla baktığımda 18.30? u gösteriyordu. Hala konuşuyordu. Konuştukça gözlerinin içi gülüyordu sanki. 19.30? da röportajımız bittiğinde ayrılırken ,

"Zamanınızı aldım, sizi çok yordum" dediğimde elimi sevgi ile sıkarak ?Çok hoş bir görüşme oldu. Seni çok sevdim Dilek. Yine gel ama röportaj için değil. Viski içmeğe?

VİSKİ İÇME DAVETİNE GİDEMEDİM

İçki içmediğimi söyleyip onun umudunu kırmak istemedim. ?Olur? dedim. Ama o bununla yetinmedi, yanında çalışan erkek hizmetliyi çağırdı.
? Bak şahitsin, Dilek Hanım viski içmeğe gelecek. Haberli olacak tabi, sen de sofrayı bir güzel donatırsın.?


Bir ara aklına gelmiş olacak ki,
"Sen bana nasıl haber vereceksin ki, telefonumu biliyor musun? Ali, ver bakayım telefonumuzu? Hemen yazdım. O ısrarını sürdürüyordu.
"Tamam? deyip tokalaşıp ayrılırken arkamdan, ?Seni muhakkak bekliyorum? dedi.

1909 doğumlu olan Pakize Hanımla 2000 yılında görüştüğümüzde tam 91 yaşındaydı. Fiziğiyle, belleğiyle, enerjisiyle yaşından çok ama çok genç gösteriyordu.

2004 yılının Ekim ayında ölüm haberini gazetelerde okuduğumda üzüldüm, içimde tarifsiz bir burukluk hissettim, viski içme davetine gitseydim ne olurdu sanki diye düşündüm bir süre... Son röportajını benimle yapmıştı Pakize Tarzi...


Bu yazı toplam 2421 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim