• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul : 17 °C
  • Ankara : 16 °C
  • İzmir : 21 °C

PİŞMANLIK…

Faik Çelik



?en çok pişman olduğum şey, pişman olacağım diye yapamadıklarım ve dokunamadıklarımdır?
diyor W. Shakespeare.

Pişmanlık ikiye ayrılabilir; geçmişte verilmiş yanlış bir karardan dolayı daha sonra duyulan pişmanlık ve geçmişte yapılabilecek olup da yapılamayan şeyler için yaşanan pişmanlık.

Pişman olmak, pişmanlık duymak acaba bir gereksinme midir, yoksa engellenemeyen bir negatif duygulanma mı ?
Zaman zaman pişman olacağımızı bildiğimiz işleri yapmanın veya pişmanlığımıza yol açacak sözleri söylememizin bir açıklaması var mıdır ?
Belki de bilinçaltımızı rahatlatmanın kolaycı bir yoludur ?pişmanım? demek... Kendimizi affettirmek, haklı çıkarmak, hatta super egomuzu kutsamak olabilir mi ?pişman olma? duygusu ?

Bu soruları çoğaltabiliriz, pişman olmaktan çok, pişman olmanın sıklık derecesi önemlidir herhalde, özellikle de aynı konuda defalarca pişmanlık duymanın haklı bir gerekçesi olabilir mi ?

Olsa olsa ruhumuzu rahatlatma, bilinçaltımızı stresten kurtarma ihtiyacını karşılamaktır diye düşünüyorum. Pişmanlığın bir alışkanlık haline dönüşmesi kişide son derece kötü bir karakter tablosu çıkarır.

Gerekçesi ne olursa olsun pişmanlık duymakla sıkıntılı bir konuda rahatlama sağlanmaktadır, bir nevi günah çıkarmadır pişmanlık.

Kimisi de yaşadıklarından değil yaşayamadıklarından pişmanlık duyduklarını söylerler ve bunun arkasından mutlak bir ?keşke...? gelir. Buradaki farklılık insanın rahatlama isteğinden çok özlem duygusunu ifade etme isteğidir.

Pişmanlık ?keşkeler? içinde boğulmaya doğru yönelirse mutsuzluk ve depresyon kaçınılmazdır. Yapılanlardan pişmanlık duymak bazen yararlı olabilir çünkü belki kullanılacak hala bir şans vardır.

Pişmanlık duymak geçmişle ilgili bir duygu ve düşünceyken, endişe ve korku geleceğe yönelik yaşanılır, bazen bu iki olumsuz durum içinde bulunulan zamanda birlikte yaşanır. Sanırım en kötüsü de insanın bir şeye pişman olmasından dolayı pişmanlık
duymasıdır.
Mesleki pratiğimizde ?keşkeler? genelde olumsuzlukla sonuçlanan tıbbi uygulamalardan sonra söylenir , bu durumlarda zaten komplikasyonlar veya malpraktisler söz konusu olmaktadır , ?keşke o hastaya şöyle deseydim veya keşke şu ameliyatı yapsaydım, şu ilacı verseydim veya şu tetkiki isteseydim? gibi... Veya tam tersi; ?keşke şu ameliyatı yapmasaydım, şu ilacı vermeseydim? gibi...

Her platformda dile getirdiğim gibi hekimlik gerçekten çok zor bir meslek, bu nedenle ?pozitif ayrımcılık? gerektirmektedir.
Bu meslektekiler yasalar karşısında daha özenle korunmalı, ekonomik denge ve gereksinimleri daha özenle irdelenmeli ve karşılanmalı, toplumda saygın konumlarını sarsıcı demeç ve yayınlardan özenle kaçınılmalı, çünkü bu meslekte insan hayatı söz konusudur. Yaşam ile ölüm arasındaki o ince çizgiyi özellikle cerrahi dallarda çalışan hekimler çok yakından tanımaktadırlar, bu çizginin kılıçtan keskin, kıldan ince olduğunu 31 yıl sonunda rahatlıkla bir cerrah olarak söyleyebiliyorum.

Bu çizgi üstünde mesleğimizi icra ederken ?pişman olmak? eylemi bizlere aslında çok çok uzak fakat bazen bir o kadar da yakındır. Çünkü yanlış yapmamak için sadece bilgi hatta deneyim yetmeyebilir. Bazen şansın da yanınızda olması gerekir. ?Keşke?leri az olan hekim iyi hekimdir, başarılı hekimdir ve hatta şanslı hekimdir diyebiliriz.

Sadece hekimlerin değil, genelde insanların pişmanlık duymalarının en alt seviyelere inmesi için öncelikle kişinin kendisini tanıması gerekmektedir.
?Başkalarını tanımak akıllılık, insanın kendini tanıması daha büyük akıllılıktır? derler, ne güzel bir değerlendirme ! Kendinizi tanıdığınız ölçüde ne yapıp ne yapamayacağınızı bildiğiniz sürece hata yapma, dolayısıyla pişman olma sayınız düşmez mi ?

Bu konuda da hekimler örnek olmalıdır, kendilerini tanıma konusunda gösterilen gayretlerin nitelik ve nicelik olarak ne kadar çok olduğunu topluma hissettirmelidirler. Bilirsiniz ünlü bir Çin vecizesi vardır; O ki bilmiyor ve de bilmediğini biliyor, çocuktur; onu eğitin. O ki bilmiyor, ama bilmediğini de bilmiyor, o cahildir, ondan uzak durun. O ki biliyor, ama bildiğini bilmiyor, belki uykudadır; onu usulca uyandırmaya çalışın. O ki biliyor ve bildiğini biliyor, bilge kişidir , onu izleyin.

Bu sözlerin doğrultusunda düşünmeliyiz, davranmalıyız. Bu bağlamda, insanın kendisini tanıması konusunda tıp eğitimi sürecinde ?iletişim, motivasyon, psikoloji, pedagoji, sanat, edebiyat, etik? ve benzeri birçok ders müfredata konulmalıdır. Asıl olan öğüt vermek değil, örnek olmaksa bunun yolu, işe eğitimden başlamaktır, geç kalmadan, ivedilikle??Keşke? lerimize bir de bunu eklememek için tıp eğitimiyle uğraşan herkese ?haydi bir yerden başlayın? diyorum.

Arjantin? li büyük usta Jorge Luis Borges? nin (1899-1986) ?an?lar? dizeleri pişmanlığı ne güzel anlatıyor.
sil baştan yaşama şansım olsaydı eğer,
oturup saymazdım eski yanlışlarımı.
kusursuz olmaya çalışmaz, rahat bırakırdım yüreğimi.
ve elbette, çok daha coşkulu olurdu sevdalarım,
içine az buçuk da ciddiyet katılmış.
bu denli titiz olmazdım hiç, öyle bir şansım olsaydı eğer.
korkmazdım daha çok riske girmekten.
daha çok yolculuğa çıkar,
gün doğumlarını kaçırmazdım asla;
hele dağlara tırmanmanın keyfini.
hiç bilmediğim yerlere giderdim, gidebildiğimce.
doyasıya dondurma yer, boşverirdim kuru nimetlere.
öyle bir şansım olsaydı eğer,
dertlerim de yaşamın gerçeğini taşırdı,
yalnızca düşlerin değil.
işte hani onlardan,
her saniyesini verimli geçirenlerden biriydim.
aynı an?lara geri dönebilseydim eğer,
yalnızca iyi ve güzel olanları tatmak isterdim yeniden.
öğrenemediyseniz hala, öğrenin artık:
yaşam an?lardan oluşur, sadece an?lardan?
şimdi?yi yakalayın.

yanında termometresi, bir şişe suyu, şemsiyesi ve
paraşütsüz yerinden kıpırdamayanlardan biriydim.
ama yeni baştan yaşayabilseydim eğer,
iyice hafiflemiş olarak çıkardım yolculuklara.
ilkbahara yalınayak girer,
sonbahara dek unuturdum papuçlarla yürümeyi.
hiç bilinmeyen yollara dalardım,
tadını çıkarırdım günışığının,
çocuklarla daha çok oynardım,
sil baştan yaşayabilseydim eğer?

ama heyhat, seksenbeşindeyim artık
ve biliyorum ki?
ölmekteyim.


Tüm hekimlerin meslek yaşantılarında ?keşke?lerin olabildiğince az olmasını dilerim.


Bu yazı toplam 2902 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim