• BIST 92.227
  • Altın 213,596
  • Dolar 5,3288
  • Euro 6,0814
  • İstanbul : 10 °C
  • Ankara : 10 °C
  • İzmir : 13 °C

RADYASYON BULUTLARI TÜRKİYE’ YE ULAŞIR MI?

RADYASYON BULUTLARI TÜRKİYE’ YE ULAŞIR MI?
Nükleer Tıp uzmanları Japonya’daki nükleer felaket konusunda “Basında yer alan ve ‘radyasyon bulutlarının tehlikeli biçimde değişik ülkelere ulaştığı’ yönündeki iddiaların, bilimsel verilere dayanmadığını” açıkladı.

 

 

Türkiye Nükleer Tıp Derneği(TNTD)’nin düzenlediği   ve İzmir' de gerçekleşen 23. Ulusal Nükleer Tıp Kongresi kapsamında düzenlenen basın toplantısından nükleer tıp konusundaki çalışmalar ve dünyadaki nükleer enerji çalışmalarının sosyal yaşam üzerindeki etkileri konusunda kamuoyuna bilgiler verildi.
TNTD Başkanı Prof. Dr. Ömer Uğur, TNTD Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Seyfettin Ilgan, Genel Sekreter Doç. Dr. Cüneyt Türkmen ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Özlem Kapucu’nun katıldıkları basın toplantısında, nükleer tıp uygulamalarıyla her yıl 400 bin hastaya tanı, 50 bin hastaya da tedavi hizmeti verildiği  vurgulandı.

Japonya’da 11 Mart 2011 tarihinde gerçekleşen deprem ve tsunami felaketi sonrasında Fukushima Daiichi Nükleer Güç Santrali’nde yaşanan sızıntı nedeniyle Türkiye Nükleer Tıp Derneği şu açıklamayı yaptı:

 Kaza sonrası nükleer santral çevresinde alınan radyasyon ölçüm sonuçları, periyodik olarak Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından duyurulmakta olup, şu ana kadar santral yakın çevresinde dahi akut radyasyon etkilerinin oluşmasına neden olabilecek seviyede ölçümler kaydedilmemiştir.
 

 Basında yer alan ve ‘radyasyon bulutlarının tehlikeli biçimde değişik ülkelere ulaştığı’ yönündeki iddialar, bilimsel verilere dayanmamaktadır. Birçok çevre ülkede yapılan düzenli ölçümlerde; henüz halk için özel önlemler alınmasını gerektirecek limitlere ulaşılmamıştır.
 Kaygının temel nedeni radyasyon konusundaki bilgi eksikliği ve radyasyonun duyu organlarımızla algılanamayan, görünmez bir tehlike oluşundan kaynaklanmaktadır.

DOĞAL RADYOAKTİF MADDELER

 Radyasyona maruz kalmak yeryüzünde yaşamanın doğal bir sonucudur. Sürekli olarak uzaydan gelen radyoaktif ışınlara maruz kaldığımız gibi Dünyamızın kendisi de önemli oranda radyoaktiftir. Hava, su ve toprakta bulunan doğal radyoaktif maddeler nedeniyle hepimizin vücudunda belli oranlarda radyoaktiviteye rastlanır. Yaşanan coğrafi bölgeye göre değişmekle birlikte yıllık doğadan aldığımız radyasyon dozları ortalama 2.5 miliSievert (mSv) kadardır. Bu miktar yaklaşık olarak her saat 0.28 mikroSievert (?Sv/saat) doğal radyasyona maruz kaldığımız anlamına gelmektedir. Bazı coğrafi bölgelerde yıllık doğal radyasyon düzeyleri ortalama değerlerin çok üzerine (10 mSV’den fazla) çıkmaktadır. Yine örneğin düzenli uçuş yapan pilot ve uçuş personeli normal popülasyonun 3-4 katı kadar (yıllık ortalama 9 mSv) radyasyon dozuna maruz kalmaktadır. TAEK tarafından yapılan basın açıklamalarından santral yakın çevresinde ölçüm değerlerinin 0.9-17 ?Sv/saat düzeylerinde olduğu anlaşılmakta olup bu değerler ortalama değerlerin üzerinde olmakla birlikte henüz önemli bir sağlık riski yaratacak düzeylere ulaşmamıştır. Santralde çalışan 20 işçi 100 mSv üzerinde radyasyon dozuna maruz kalmış olmakla birlikte taranan 100.000’den fazla insanda normal değerler üzerinde radyoaktivite saptanmamıştır.

RADYASYONUN DOZU ÖNEMLİ

Karşılaştırma olabilmesi açısından tek bir akciğer filminden aldığımız doz 0.02 mSv, tiroid sintigrafisi sırasında alınan doz 2 mSv ve bilgisayarlı tomografi uygulamalarından aldığımız doz ise yaklaşık 10 mSv kadardır.
 Temel olarak radyasyonun her türlüsü zararlı olarak kabul edilmekle birlikte yıllık radyasyon dozları 100 mSv üzerinde olmadıkça kanser gelişme riskinde anlamlı artış beklenmez. Daha düşük seviyelerdeki yıllık radyasyon doz değerlerinin yarattığı risk pek çok başka risk faktörüne göre önemsiz sayılır. Kirli havası olan bir şehirde yaşamak veya karayolu ile belli bir mesafe yolculuk yapmak bile daha büyük riskler doğurmaktadır. Radyasyon dışında günlük yaşantımızda yer alan pek çok çevresel faktörün de kanser gelişimi ile ilişkisi bilinmektedir.
 Henüz nükleer santraldeki olaylar tümüyle kontrol altına alınmamış olmakla birlikte tarihteki örnekleri de dikkate alındığında yaşanan kazanın çevre ülkeleri veya ülkemizi tehdit etmesi ihmal edilebilecek bir olasılıktır. Santral çevresindeki gerçek durumu anlamak için ise bir süre daha beklememiz gerekecektir.

 Ayrıca iyotlu tuz veya iyottan zengin bazı gıdalar tüketilerek bir koruma sağlanabileceğine ilişkin bilgiler de bilimsel temelden yoksundur. Halen tiroid bezini korumaya ihtiyaç olmadığı gibi gerçek durumlarda bu şekilde istenen tiroid korunmasını sağlamak da mümkün değildir. Bu tip gıdaların aşırı tüketimi gereksizdir ve sağlık riskleri oluşturabilir..
 

 Ülkemize çok daha yakın mesafede 1986 yılında gerçekleşen Çernobil Nükleer Santral Kazasından sonra bile ülkemizde iyot tabletlerinin kullanılmasına gerek duyulmamış, kaza sonrası yapılan araştırmalarda Karadeniz bölgesinde yaşayan halkımızda tiroid kanseri dahil olmak üzere kanser oranlarında ülke geneline kıyasla bir artış saptanamamıştır.

TÜRKİYE’DE 99 NOKTADA ÖLÇÜM YAPILIYOR

 Ülkemizde 99 farklı noktadan sürekli ölçüm yapan çok hassas radyasyon dedektörleri Türkiye Atom Enerjisi Kurumu tarafından anlık olarak izlenebilmekte olup şu ana dek olağan dışı hiçbir ölçüm kaydedilmemiştir.
 Nükleer enerji, nükleer alanındaki barışçıl uygulamalardan sadece birisidir. Özellikle sağlık alanında radyasyon uygulamaları sayesinde her yıl milyonlarca insanımızın tanı ve tedavisinin gerçekleştirildiği unutulmamalıdır. Ülkemizde tiroid kanseri veya hipertiroidi nedeniyle bizzat radyoaktif iyot tedavisi almış ve sağlığına kavuşmuş binlerce hasta bulunmaktadır. Bu nedenle gerekli olduğunda tıbbi radyasyon uygulamalarından kaçınmak için bir neden yoktur.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim