• BIST 103.773
  • Altın 145,843
  • Dolar 3,4963
  • Euro 4,1879
  • İstanbul : 22 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İzmir : 24 °C

SAĞLIĞIMIZIN GELECEĞİ

SAĞLIĞIMIZIN GELECEĞİ
“…İlaçların ucuzlatılması kulağa hoş gelmekte ancak SGK kalite kontrolü şüpheli en ucuz eşdeğer ilaçları geri ödeme listesine almakta ve bu şekilde sağlık harcamalarını azaltmaya çalışmaktadır…”







Sağlık konuları herkesi ilgilendirdiğinden toplumun gündeminden hiç düşmez. Birçok olay yanında bu günlerde eczacılar ve eczaneler gündemin önemli bir parçası olmaktadırlar. Sağlık hizmeti bir bütün ve eczacılar da bu bütünün çok önemli ve ayrılmaz bir parçası olduğundan gelişmeler sağlık sistemimizi ve hekimleri de toplumun diğer kesimleri gibi yakından ilgilendirmektedir.

Eczacılar da hekimler gibi uzun ve zahmetli bir eğitimden geçerek mesleğe başlayabilmektedirler. Şimdi yaşananlar ilacı ucuzlatma adı altında serbest eczaneleri yok etme planı gibi görülmekte olup, ilerde halkın yararına olmayacağı açıktır.

Eczane işi zincir eczane gruplarına ve bankalarda olduğu gibi yabancı sermayenin eline geçtiğinde birçok ilacın SGK geri ödeme listesinden çıkarıldığına ve diğer ilaçlara katkı paylarının da çok ciddi rakamlara çıkacağı diğer ülke örneklerinde görülmüştür. Bu arada eczacı emeğinin ucuzlatılması ve mesleğe ilginin azalması kalite sorunlarını yanında getirecektir.

Aynı gelişmeler hekimlik mesleği için de geçerli olup, kaliteye önem vermeden hekim sayısının arttırılması ile hekimlik mesleğinin ve elbette toplum sağlığının tehlikeye atıldığı gözden kaçırılmaktadır.


AB Sağlık temel ilkelerini hakkaniyet, ulaşılabilirlik, dayanışma, sağlık güvencesi ve sürdürebilirlik üzerine kurmuştur. 2006 Avrupa Birliği Konseyi raporu üye ülkelerin sağlık sistemlerinde herkesi kapsayan, finansmanında dayanışmayı öne çıkaran, sağlığa ulaşımın eşit olduğu, yüksek kalitede hizmet veren bir yapının olması gerektiği ve bunların hedeflenmesini kararlaştırmıştır.


Sağlığın finansmanı dendiğinde ise çok seçenek bulunmamaktadır. Finansman ya kamusal olacak ve vergilerden veya kamusal bir sigorta sisteminden sağlanacak ya da özel olacak ve özel sağlık sigortalarından, tıbbi tasarruf fonlarından veya cepten harcamalar ile karşılanacaktır. Türkiye’de sağlığın finansmanı ağırlıklı olarak bir kamu sigorta sistemi olan Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) üzerinden sağlanmaktadır. DSÖ 2009 sağlık istatistikleri raporunda Türkiye’nin tüm sağlık harcamalarının %72 sinin kamudan karşılandığı, %28 inin ise cepten harcamalarla karşılandığı belirtilmektedir .

Kamusal finansmanın, özel finansmandan, sağlığa ulaşım ve eşitlik açısından daha iyi olduğu hemen tüm ülkelerde gösterilmiştir. Kamusal finansman çalışanların primlerinden karşılandığında iş gücü pahalanmakta, Türkiye gibi kayıtsız ekonominin fazla olduğu ülkelerde ise havuz oluşturulamamaktadır. Kamu finansmanının vergilerden karşılandığı durumlarda ise yükselen vergiler tepki çekmekte, vergi toplama zorlaşmaktadır.

Dolaylı vergilerden elde edilen gelir ise eşitlik ilkesini zedelemektedir. Ülkemizdeki en önemli sorunlardan biri de dolaylı vergilerin oranının çok yüksek olmasıdır (TEPAV 2008 raporunda %61).
Sağlığa harcanan para ile primlerle toplanan para arasındaki farkı kapatmanın tek yolu eğer devlet bütçesinden karşılanmayacaksa cepten harcamaları arttırmaktan geçmektedir. 2008 SGK harcamalarının ancak %43 ü primlerden karşılanabilmiş geri kalan miktar ise bütçeden karşılanmıştır. Bunu göz önüne alan AKP hükümeti birinci basamak dahil ayaktan tedavilerde katkı payları eklemiş, özel hastanelerdeki katkı payları ise %30 dan %70 e çıkarılmıştır. Cepten harcamaların artacağı ve ancak parası olanın sağlığa ulaşabileceği bir sisteme hızla gitmekteyiz.


Sağlığın finansmanının sağlanamadığı durumlarda yapılabilecekler çok da fazla değildir. Kaynak sağlanamıyorsa ya sağlıkta verimliliği arttırmaya çalışmak veya kapsam içinde bulunan bazı hizmetleri kapsam dışına çıkarmak gerekmektedir. İlaçların ucuzlatılması kulağa hoş gelmekte ancak SGK kalite kontrolü şüpheli en ucuz eşdeğer ilaçları geri ödeme listesine almakta ve bu şekilde sağlık harcamalarını azaltmaya çalışmaktadır. Bu gelişmelerle birlikte Sağlıkta Dönüşüm programı çok önemli bir noktayı, kaliteyi gözden çıkartmış olarak görülmektedir.


Daha önce Türk Eczacılar Birliği (TEB) tarafından toplu halde yapılan SGK anlaşmalarının ise artık topluca değil de eczaneler tarafından tek tek yapılması ise TEB nin etkisini yok etmek amaçlı olduğu ortadadır. AKP hükümeti meslek odaları seçimlerine birçok kez müdahil olmuş ancak başarılı olamamıştı. Şu anda seçilen yolun meslek odalarını etkisizleştirmek olduğu görülmektedir. Günümüzün kapitalizminin ana fikirlerinden birisi olan örgütsüzleştirilerek emeğin ucuzlatılması sağlığın her alanında uygulanmakta ve en son örneği de eczanelerde görülmektedir.
BU YAZI SAĞLIĞINSESİ GAZETESİ’NİN ARALIK 2009 SAYISINDA YAYIMLANMIŞTIR .

Yazan: Prof.Dr.A.Özdemir AKTAN
İstanbul Tabip Odası Başkanı

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim