• BIST 109.666
  • Altın 156,792
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 0 °C
  • İzmir : 10 °C

SAĞLIK HİZMETLERİNDE ŞİDDET: İÇERDEN BİR BAKIŞ

SAĞLIK HİZMETLERİNDE ŞİDDET: İÇERDEN BİR BAKIŞ
"Sağlık hizmetleri insanın insana yardımının, bilgisini, emeğini, uykusuz gecelerini vermesinin, binbir çabayla göz nuru dökmesinin, parayla pulla ölçülemeyen fedakârlıkların doruğudur. Anne, babaya el kaldırmak, dövmek nasıl korkunç, tüyler ürpertici ise



Toplumsal yaşamı düzenleyen yazılı olmayan kurallar bütününü ?demokrasi? tanımı yapan toplumlar var. Bu toplumlara, ülkelere, insana duyulan saygıya, insan haklarının kurumsallaşma düzeylerine hayran olup, ülkemize dönmek, Türkiye?de yaşamak istemeyen tanıdıklarımız da vardır, hepimizin.

İnsanın insana yaptığı baskı, zulüm, hak yeme, saygısızlık, hakaret, saldırı, hakka tecavüz, ırza tecavüz, cinayet vb. gibi örneklerimizin çokluğuna bakınca hak vermemek mümkün mü?
Sürekli birbirinin gözünü oyma, insana, ilişkilere ve maddi şeylere karşı bir yağma yaklaşımı içinde tetikte yaşayan bir toplum gelişebilir mi, kalkınabilir mi?

Dinini, ilişkilerini belli bir olgunlukta, güzellikte yaşayabilir mi? Hayır.
Başın kuma gömmüş bir yönetim zihniyeti, ikiyüzlü bir ahlaki örüntü, tekil tekil yüzlerce kurban. İşte sonuç budur.

Bir toplumu demokratik yapan özelikler sadece, oy vermek, seçim yapmak değildir. Bir toplumun Empati yeteneği, anlayış ve kavrayış düzeyi, insanlık ortaklaşalığının temelidir. Kişinin doğru izlenimler edinip, izlenimlerini saygıyla, güvenle, doğru yönetebilmesi, ifade edebilmesi gelişimin, güvenli insan ilişkilerinin temelidir. Bu da ancak anlayarak, öğrenerek, anlaşarak mümkündür.

Toplumsal kurumların ve kuralların bütünü insanın toplumsal ve bireysel varlığını belirler ve insan yaşamı üzerindeki etkisi bileşik kaplar kuramı gibidir. Yani bir yerdeki bozukluk, düzensizlik diğer alanları da etkiler. Mesela; ekonomi, hukuk, kalkınma, eğitim, sağlık hizmetleri, trafik vb. alanlar iyi olacaksa insan ilişkileri, insana verilen değer de iyi olmak zorundadır.

Aile, iş, hayatın üretime dönük her alanı iyi, olumlu insan ilişkilerinin, kurallara uyumun ürünü ve sonucudur.
Bu etki toplumsal yaşamın iklimidir. Kişinin yaşadığı ekonomik zorluklar, türlü açlıklar, insan gibi yaşayamama, hurafelerle kuşatılma bir yaşam biçimine dönüştüğünde uzak yakın hiç kimse şiddetin yıkıcı, kıyıcı etkilerinden kaçamaz.

Herkesin herkesi azarladığı, doğru yoldan sapmadan hak arama kültürünün desteklenmeyip de ?gücü gücü yetene helal olsun? diyen bir anlayışın, ilkel bir kültürün yaygınlaşması toplumsal yaşamın yıkımıdır, insanın yozlaşmasıdır.
Ve Türkiye bu hastalıktan mustariptir. Anomi yani kuralsızlığın kural haline geldiği bir toplum görüntüsü vermektedir.

Ortak bir akılla hukukta, eğitimde, pedagojik yaklaşımlar, önlemler, yapıcı çözümler geliştirmediği sürece de kaygı verici bir halde kendi yıkımına doğru dörtnala koşturmaktadır. Sağlık çalışanları ve halkımız işte bu sosyal, kültürel, ekonomik atmosfer içinde bir arz- talep noktasında buluşuyorlar.

Doğası gereği sağlık hizmetleri stoklanamaz, depolanamaz, talep baskısı ne denli yüksek olursa olsun üretildiği anda bu hizmeti alırsınız. Bu hizmeti sunan kişilere kötü davranma, aşağılama, sürekli bir dövecekmiş gibi iletişimsizlik içinde olma ve saldırma yarattığı sonuçlar itibariyle çok yönlü olarak kötüdür, insanlık suçudur,
başkalarının da kaliteli sağlık hizmeti alma hakkının gasp edilmesidir. Hizmet sunanların da çıkar yönelimli olması, buyurgan olması, yorgunu yokuşa süren yaklaşımlar içinde olması, sadece kişisel değil sistemik sorunlar olarak ele alınmalıdır.

İçerden biri olarak hastanelerde hasta-hasta yakını ve hemşire arasında sağlıklı, güvenli ilişkiler kurulabilmesi için bazı düşüncelerimi paylaşmak istedim.
Çünkü;
 Sağlık hizmetleri insanın insana yardımının, bilgisini, emeğini, uykusuz gecelerini vermesinin, binbir çabayla göz nuru dökmesinin, parayla pulla ölçülemeyen fedakârlıkların doruğudur. Anne, babaya el kaldırmak, dövmek nasıl korkunç, tüyler ürpertici ise kişinin öğretmenini, doktorunu, hemşiresini dövmesi de aynı korkunçluktadır, insanlığa sığmaz.

Hele Hemşireler zaten kötü koşullarda, ölüm riski altında, düşük bir gelir karşılığı, eğitimlerinin, emeklerinin karşılığı hep eksik, gerçekten özveriyle çalışmaktadırlar. Bu kişi küserse, incinirse, takdir görmezse o işi severek nasıl yapabilir mi?

Saldırıya uğramış bir sağlık çalışanının, dikkati dağılır, duygu-durum ilişkisi bozulur, çalışma güvenliği ihlal edilirse hata ve kaza yapma olasılığı artar, işten soğuma, kendini geri çekme eğilimi güçlenir.


 Bir Hemşire ile Doktor arasındaki gelir farkının %600?leri bulduğunu söylersem sistemin köşe taşlarını, hemşire aleyhine gelişen, dengesiz nimet- külfet ilişkilerini daha iyi anlamış olursunuz. Hastanelerde yaşanan sorunların çok azının asıl kaynağı hemşiredir.
Yaşadığınız sorunun nedenini, kaynağını, çarpık yönetim ilişkilerini, yanlış ya da eksik, bozuk işleyişlerin sorumlularını doğru tespit ediniz. Kişilere değil, aksayan yanlara odaklanmak, toptancı yaklaşımlar içinde olmamak gereklidir .

 Bir hemşire hastanelerde şifa arama sürecinde yerine göre bazen size evlatlarınızdan daha yakındır. Bir çocuğa bazen annesinden daha yakındır. Tek takdir referansı ?Allah razı olsun? sevinci olan bir Hemşire kırıldığı, üzüldüğü, incitildiği zaman özverisinde, insan sevgisinde kırılmalar yaşanır. Morali bozulduğunda çalışma coşkusu, elinden gelenin fazlasını yapma isteği, enerjisi, yüzünün gülüşü kaybolur.
Yani bir kişinin yaptığı bir olumsuzluk, kabalık, ne kadar belli etmemeye çalışsa da ister istemez tüm hastalarını etkiler.

 Hastanelerde yaşadığınız olumsuzluklarda, sorunlarda, tartışmak, hakaret etmek bir çözüm biçimi değildir. Meşru, yasal, belirlenmiş hak arama yollarını kullanın. Çünkü herkes aynı amaç için var: sağlığın korunması, kazandırılması.

 Hastane kullanmayı bilmek, kurallarına uymak, yön ve levha okuryazarı olmak, usulsüz şeyler istememek, kural bozmak için ısrarcı olmamak, saldırganlığın ve saldırganın kınanması, her tepişmeye bir seyir merakı içinde bakılmaması önemlidir.

 İnsanları özür dileyebilen, teşekkür etmeyi bilen, takdir edebilen, az çok ilişki okur-yazarlığı olan, duygu bilgisi olan, yaşlıya, sakatlara, çocuklara ayrıcalık tanıyan, merhamet bilinci gelişmiş, karşılıklı güler yüzlü ve anlayışlı olmanın önemini bilen, canlıya, insana ve insanın ilişkilerine değer veren insanlar olmayı öğrendiğimizde inanın hayat hepimiz için biraz daha çekilir, dünya biraz daha güzel olacaktır. İnanıyorum.

Yoksa siz daha iyi bir hayatı hak ettiğimize inanmıyor musunuz?


Yazan:
Hemşire Kezban ATAKOĞLU
THD DENETİM KURULU/ YEDEK ÜYE

Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim