• BIST 99.639
  • Altın 140,677
  • Dolar 3,5032
  • Euro 3,9191
  • İstanbul : 24 °C
  • Ankara : 26 °C
  • İzmir : 30 °C

Sağlık Meslek Üyeleri Arasında İstenmeyen Olaylar

Aytolan Yıldırım

   Sağlık hizmetlerinde istenmeyen olaylar kavramı, hasta bireyin hastalık durumunun dışında, sağlık personelinin tutum ve davranışlarından kaynaklanan nedenlerle meydana gelebilecek zarar ve yaralanmalar şeklinde karşılık bulmaktadır.

Hasta güvenliği ile doğrudan ilişkili olan ve son yıllarda sağlık kuruluşlarının gündeminde öncelikli yerini koruyan bu kavram, ilaç hataları, yanlış taraf cerrahisi, düşmeler, yatak yaraları, hastane enfeksiyonları gibi hasta bireye yönelik konuları içermektedir.

 İstenmeyen olaylara, sağlık çalışanları boyutundan bakıldığında ise bu kez, daha çok hasta ve yakınları tarafından sağlık çalışanlarının güvenliğine yöneltilen tehdit ve risklerden söz etmek gerekecektir. Bu tehditler sözel hakaret ve sataşmalardan, fiziksel ve cinsel saldırılarla karakterize, şiddete ulaşan nitelik taşıyabilir.   Ulusal ve uluslar arası düzeyde çok sayıda araştırma sonuçları, şiddetin işyerlerine göre,  sağlık alanında daha sık yaşandığını ve sağlık çalışanları arasında şiddete en yüksek oranda hemşire ve hekimlerin maruz kaldığı belirtilmektedir. Araştırma sonuçlarının bir diğer ortak noktası, sağlık çalışma ortamında şiddetin genellikle fiziksel yaralanma durumu ile eş anlamlı algılandığı ve bu yönde bildirilen olguların şiddetin gerçek sıklığını belirlemede yeterli olmayacağı görüşüdür. 

Ülkemizde sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin giderek artan boyutunu, bir diğer kaynaktan, medyaya yansıyan haberlerden de izlemek mümkündür. Söz konusu haberlerin içeriği daha çok hasta ve hasta yakınlarının sağlık çalışanlarına uyguladığı ve yaralanmalarla sonuçlanan şiddetten oluşmaktadır. Gerçekte göz ardı edilemeyecek kadar önemli olan sağlıkta şiddet konusu, TTB başta olmak üzere bir çok meslek örgütünün gündeminde güncelliğini korumaktadır.  

Meslek örgütleri üyelerine yönelik şiddeti önleme yönünde ortak platformlar oluşturarak risk faktörleri, nedenleri ve önlemler konusunda çalışmalarını sürdürmektedirler. Ancak bu çalışmalarda, aynı meslek üyelerinin birbirine uyguladığı meslek içi şiddet ile farkı meslek üyelerine uyguladıkların  disiplinler arası  şiddetin çok fazla ele alındığı söylenemez.. Sağlıkta şiddetin gün yüzüne çıkmayan, buz dağının altında tutulan meslek içi ve disiplinler arası şiddetin kamuoyuna yansıması, ancak ciddi boyutta gerçekleşen fiziksel şiddet olguları ile sınırlı olmaktadır. Disiplinler arası şiddet boyutunda kamuoyuna yansıyan son örnek, Ankara’da bir hastane başhekim yardımcısının aynı hastanede yirmi yılı aşkın süredir görev yapan başhemşireye uyguladığı fiziksel şiddet olayıdır. Çeşitli basın organları ile duyurulan haberin ardından çok sayıda hemşire, meslek örgütleri ve bazı sendikalar tepkilerini, olayı kınayan açıklamalar ve çeşitli eylemlerle ortaya koydular.

Türk Hemşireler Derneği Genel Merkezi, şiddetin dünyada ve ülkemizde giderek artan bir insanlık sorunu olduğuna vurgu yaparak, sağlık kuruluşlarında şiddetin önemli ölçüde hastanelerde var olan ciddi yönetsel sorunlardan kaynaklandığı belirten açıklamasını “Lanetlemekle ve kınamakla şiddetin önüne geçilemeyeceğine inanıyoruz. Şiddetin yaşam şansı bulduğu ortamlarda nefes alıyor olmaktan utanıyor ve bu utancı bizimle paylaşanları, şiddeti üretenlere, savunanlara, hoş görenlere karşı mücadele etmeye davet ediyoruz.” şeklinde bir mesajla sonlandırmıştır. 

Türk Hemşireler Derneği ile eş zamanlı olarak açıklama yapan Ankara Tabip Odası yönetimi de sayfasında yer verdiği duyuruda, son dönemlerde sağlık kurum ve kuruluşlarında başta hekimler ve hemşireler olmak üzere sağlık çalışanlarının yoğun olarak şiddete maruz kaldığı ve  son olayda da hastane başhemşiresinin, başhekim yardımcısı tarafından  boğazı sıkılarak yere fırlatılmak suretiyle fiziksel ve psikolojik şiddete uğradığı belirtilmiştir.. Aynı açıklamanın son bölümünde, suçlama dosyasının Tabip Odası Onur Kurulu'na sevk edildiği ayrıca sağlık camiası ile birlikte kamuoyunda da geniş yankı bulan bu olaydan dolayı söz konusu hekimin görevine devam etmesinin uygun olmadığı ve soruşturmanın sonuna kadar görevinden açığa alınması için Ankara İl Sağlık Müdürlüğü'ne başvurulduğu bilgisine yer verilmiştir.  Diğer yandan karşılaştığı fiziksel şiddet nedeniyle on gün iş göremez raporu alan başhemşirenin ise yargı yoluyla haklarını arayacağı öğrenilmiştir.   

       Olayın idari ve hukuksal sürecinin beklenen doğrultuda izlenmesi ve meslek örgütlerinin kendi açılarından gerekeni yapmış olmaları önemli olmakla birlikte, daha önemlisi, sağlığı sürdürmekten sorumlu bir meslek üyesini,  hangi koşullar altında olursa olsun, kabul edilemez nitelikte söz konusu şiddete yönelten  temel nedenleri anlamak ve  yok etmektir.

        Sağlık hizmetleri, çok sayıda profesyonelin birbirine bağlı fonksiyonları ile aynı ortamda çalışmalarını zorunlu kılan özelliği ile diğer sektörlerden ayrılır.  Bu özelliğe karşın, her bir disiplin, sağlık ve hastalık üzerine yoğunlaşmış, kendine özgü değerleri önde tutan, tek yönlü bir mesleki eğitimden geçmektedir. Bu eğitimlerin ardından, meslek üyeleri birbirlerini ve kendi dışında diğer disiplinlerin rol ve işlevlerini, hastane örgüt sistemi içinde çalışmaya başladıklarında öğrenirler. Artık eğitim sürecinde ağırlıklı olarak hasta ve hastalığı yönetme üzerinde kazandıkları bilgi ve becerilerini,  aynı amacı taşıyan farklı disiplinleri, ekibi ve oldukça  karmaşık bir sistemi yönetmek üzere kullanmak durumunda kalırlar.  

Birçok sorunun üstesinden gelmeyi gerektiren bu zor görevle baş etmede güçlerini, büyük ölçüde toplum tarafından kendilerine tanınmış rolleri doğrultusunda bağımsız ve özerk uygulama yetkisinden alırlar. Sağlık ekibini oluşturan her bir üyenin, sağlığa ve hastalığa kendi disiplin alanı içinde değişik, ancak aynı önemde katkısı söz konusudur.

Günümüzde toplumun değişen sağlık bakım gereksinimleri,  hekim ve hemşire yanı sıra birçok yeni mesleğin ortaya çıkmasını olanak sağlamakta, ancak sağlık ekibinin giderek artan üye sayısına karşın toplum, sağlıkla ilgili beklentilerini karşılamada,  hekim ve hemşireyi birincil düzeyde sorumlu tutan anlayışını sürdürmektedir. Toplumun hemşireyi hekimle birlikte sorumlu tutan bu yaklaşımda, hemşirenin tedavi sürecinde oynadığı ve kendisine hekimin yardımcısı imajını yükleyen rolünün etkili olduğu söylemek mümkündür. Söz konusu imajın,  hekim hemşire ilişkilerinin günümüze dek genelde bozuk, düzensiz ve sınırları belirsiz görev ve kişiler arası ilişkiler üzerinde kurulmasında önemli etkisi olmuştur.

Hemşireler, hekimin sağ kolu olma ve yardımcı personel statüsünde görülmeyi tüm zamanlar içinde reddetmiş, bu yönde algılamaların sürmesi ise hekim hemşire ilişkilerinde potansiyel çatışmaların günümüze dek taşınmasına zemin oluşturmuştur. Yardımcı ve yardım etme kavramı, daha yetenekli daha güçlü ve daha bilgili olan bir kişinin, daha az yetenekli ve az bilgili olana bir işi başarması için katkıda bulunması anlamında ele alındığında prestijli bir durum ortaya çıkmaktadır.

Profesyonellikle bağdaşmayan ve rahatsızlık yaratan diğer anlamı ise, bir kişinin gücü yeteneği, bilgisi ve zamanı bir işi başarmaya yeterli olduğu halde bu yeteneklerini işin daha önemli bölümü için harcayarak, işin ikinci derecede önemli olan bölümü için başka birinin görevlendirmesi ile ilgilidir. Bu anlayışa dayandırılan yardımcılık, bir mesleği kendi özünden olmayan işlevleri üstlenen, otonomiden yoksun ve meslek imajı belirsiz bir konuma taşır.

Oysa sistem içinde hemşirenin tedavi planının uygulanmasına ilişkin görevi,  hemşirelik bakımının sadece hekime bağlı bir bölümünü oluşturmaktadır. Diğer büyük bir bölümü ise meslek üyeleri tarafından tanımlanan, hastanın bakımı ve sağlık düzeyinin yükseltilmesine ilişkin işlevleri içermektedir. Ancak belli ki hemşireler yeni biçimli mesleki uygulamalarını betimleyen hemşirelik rollerini elde etmede uğraşlarını sürdürmeye devam edeceklerdir. Çünkü ülkemizde halen hemşirenin rol değişikliği,  toplumun kadına öngördüğü “ideal rolün” dışına çıkma ve “eşitlik sağlama” olarak algılanmakta ve bu durum meslek dışındakileri karşı çıkmaya yöneltmektedir. 

Aynı şekilde, toplumda kadın erkek rolleri ile ilgili değer yargılarının hekim hemşire ilişkilerine yansıması,  hemşirelerden kadınla özdeşleşen pasif ve bağımlı rol oynaması yönünde beklentileri sürdürmektedir. Son şiddet olayı, söz konusu beklentiye uymayan, hemşirelik işlevlerini gerçek sınırları içinde tutulması ve ara insan gücü gibi kullanılmaması yönünde istemde bulunan bir başhemşireye uygulanmıştır. Bu konuda söylenebilecek son söz , insanlık tarihi kadar uzun bir geçmişe sahip, insan sağlığı ile yakından uğraşan her iki disiplinin, toplumsal cinsiyet ayırımcılığını tartışma lüksüne sahip olmayacak düzeyde, önemli ve üst düzey profesyonellik gerektiren bir işle uğraştıklarının bilincinde olmalarıdır.

       Her yıl yaklaşık 520 bin kişinin kişiler arası şiddet sonucu yaşamını kaybettiği dünyamızda, hemşireye, hekime, kadına, çocuğa, canlıya, doğaya yönelen ve şiddetini  giderek arttıran  şiddetle  “yurtta barış dünyada barış”  ve  hatta “sağlıkta barışı” ilke edinen anlayışla çözüm bulmak ümidiyle,  sağlıklı  şiddetsiz günler diliyorum.

Bu yazı toplam 12132 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
    ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim