• BIST 98.808
  • Altın 229,000
  • Dolar 5,7932
  • Euro 6,7050
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 23 °C
  • İzmir : 21 °C

SAĞLIKTA BU YIL NELER YAŞANABİLİR?

Ercan Kırımi


SAĞLIKTA BU YIL NELER YAŞANABİLİR?
 
Sağlıkta 2009 yılını çok ciddi tasarılar ve değişikliklerle geçirdik ve 2010’un hemen başında sağlık camiasını çok yakından ilgilendiren Tam Gün Yasası’nın kanunlaşmasıyla yüzyüze kaldık. Bu yıl sağlıkla ilgili çok sıcak gelişmelerin artarak devam edeceğine dair beklentiler devam ediyor.

Biz hekimleri çok yakından ilgilendiren Tam Gün Yasasının uygulamalarını göreceğiz. Önümüzdeki 5 ay içerisinde Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde hekimler ya muayenehane ya hastane diyecekler. Görünen o ki özellikle bizim bölgemizde, Doğu Anadolu’da meslektaşlarımızın hemen hepsi (zaten %11’nin muayenehanesi vardı) muayenehane kapatacaklar ve devlet hastanelerinde çalışmaya devam edecekler. Performansa bağlı ücret sisteminin aksaklıkları da ortaya çıktıkça hekimlerin önemli bir kısmının mutsuz olabileceğini, kendilerini sıradan bir memur gibi hissedebileceklerini düşünüyoruz.

Performans sıkıntıları hekimler arası ilişkilere de olumsuz yansımakta ve bazı meslektaşlarımızı birbirine düşürmektedir. Bu olumsuzlukların artabileceğinden endişe ediyoruz.
Tam gün yasasının doğuracağı etkiler üniversitelerde çok daha şiddetli hissedilecek. Çok iyi işletilemeyen üniversite hastanelerinde öğretim üyeleri, yasanın kendilerine sağladığı o yüksek performanslı maaşları alamayacaklar. Zarar eden, SUT’a bağlı olarak gelirleri azalan üniversite hastaneleri bir müddet sonra iflas ettiklerini açıklamak durumunda kalacaklar. Bu durumda bu kurumlar profesyonel biçimde yönetilmedikçe veya Sağlık Bakanlığı hastaneleri ile entegre edilmedikçe ayakta kalmaları zor gözükmektedir.

Bizim bölgemizdeki Üniversite Hastanesi’nde yarım zamanlı öğretim üyesi olmadığından muayenehane sıkıntıları yaşanmayacak. Fakat özel muayenenin kaldırılması birçok sorunu beraberinde getireceğinden endişe ediyoruz. Yalnızca SGK’nın verdiği ücretlerle profesör veya doçentlerin özel muayene veya özel ameliyat yapmaları çok zor gözüküyor. Endişemiz odur ki ve hiç temenni etmememize rağmen elden veya gayrı resmi ücret alınma olaylarına rastlanabileceğini tahmin etmekteyiz. Bu konuda üniversite yönetimleri çok ciddi tedbirler almalıdır.
 

Özel sağlık kurumları ve özel hastaneler daha şimdiden çok zor durumda olduklarını açıklıyorlar. SGK’ya bağımlı olan bu hastaneler, kendilerini bu bağımlılıktan kurtarmadıkları müddetçe gelirlerinin azalmasına ve zarar etmeye mahkum gözükmektedirler. Çünkü artık poliklinik hizmetleri ve reçete muayeneciliği yeterli gelir sağlamamaktadır. Çok özel, pahalı tedavi ve ameliyat yöntemleri yapamayan özel kurumlarını maalesef ciddi zararlar beklediğini düşünüyoruz. Özel sağlık kurumları artık aralarında anlaşarak başvuran hastalardan bir miktar fark almak zorundadırlar.
Bu yıl yani 2010 yılının sonunda aile hekimliğine geçiş hazırlıkları sağlıkta önemli bir gündem oluşturacağa benziyor. Aile hekimliğine geçiş, özellikle bizim bölgemizde çok sancılı olacak.

Çünkü birçok sağlık ocağının bölgesi 20-25 bin nüfusa bakmakta. Halbuki aile hekimliğinde ortalama 3000 nüfus öngörülmektedir. Böylece aile hekimlerinin sayı ve yer sıkıntılarının had safhada olacağını düşünüyoruz.
Sağlıkta bu sancılı dönüşümün birkaç olumlu sayılabilecek yanları da bulunmakta. Artık hekim para ilişkisinin azalmasıyla daha rahat teşhis ve tedavi imkanlarının doğabileceğini düşünüyoruz. Bu hastaları rahatlattığı gibi, biz hekimlerin de daha rahat teşhis ve tedavi ortamı meydana getirebileceğine inanıyoruz.

Kurumlararası yardımlaşma ve entegrasyon da olumlu bazı etkiler doğurabilecektir. Özellikle üniversitelerdeki öğretim üyelerinin devlet hastanelerine gidebilmesi ve buradaki hastalara da bakabilmesi kalite ve memnuniyeti artırabilecektir. Bu yüzden Sağlık Bakanlığı ile Üniversiteler arasındaki işbirliğinin bir an önce başlatılmasının yararlı olabileceğine inanıyoruz.
Hekim meslektaşlarımızın tümünün mesleki risk sigortası yaptırması, maalesef ileriye dönük olarak sağlıkla ilgili davaların hızla artabileceği endişesi taşımamıza neden olmaktadır. Özellikle bazı art niyetli olabilecek hastaların ve hukukçuların da bu davaların artmasına yolaçabileceğini düşünmekteyiz. Tüm bunlara bağlı olarak bazı meslektaşlarımız hastalarıyla ilgili riskleri almak istemeyebilecekler ve gereksiz hasta sevklerine yolaçabilecektir.
Tüm yukarıda saydıklarımızı irdelediğimizde biz yine de meslektaşlarımıza geleceği umutla bakmalarını, mesleklerini özveriyle ve büyük bir dürüstlük ve içtenlikle icra etmelerini istiyoruz. Para kaygılarının azaltıldığı, mesleki doygunluğun arttığı ortamlarda daha mutlu olunabileceğini düşünüyoruz. Sağlıkla ilgili bazı yasa ve yönetmeliklerin, özellikle tam gün yasasının hekimler lehine düzelebileciğini umud ediyoruz.

Bu yazı toplam 1015 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim