• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 1 °C
  • İzmir : 14 °C

Şanlıurfa Harran Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD

Şanlıurfa Harran Tıp Fakültesi Kardiyoloji AD
Halen Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı olarak görev yapmakta olan Doç. Dr. Remzi Yılmaz, Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun olduktan sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’nd


 Mart 2003’te Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak göreve başladı. Haziran 2003’ten bu yana Anabilim Dalı Başkanlığına devam ediyor. Doç. Dr. Remzi Yılmaz, Sağlığınsesi 'nin sorularını yanıtladı:

Anabilim Dalınızın kuruluşu hakkında bilgi verir misiniz? 
Kardiyoloji Anabilim Dalı 1998 yılında tek öğretim üyesi ile kurulmuş, başlangıçta poliklinik hizmeti ve yatan hasta servisi faaliyetlerine başlamıştır. Daha sonra 2001 yılında efor testi laboratuarı kurulmuştur. 2001 yılında ilk kez olmak üzere 2 araştırma görevlisi göreve başlamıştır.

Mart 2003’te öğretim üyesi sayısı 2’ye çıkmış, koroner yoğun bakım ünitesi 4 yatakla hizmete başlamıştır. Koroner anjiyografi ve ekokardiyografi laboratuarları 2003 yılında, holter sistemleri laboratuarları ise 2004 yılında hizmete girmiştir. Aynı yıl araştırma görevlisi sayısı 5’e yükselmiştir.

2005 ve 2006 yılında göreve başlayan 2 öğretim üyesi ve 3 araştırma görevlisinin katılımı ile akademik kadro daha da güçlendirilmiştir.

Akademik kadronuz kaç kişiden oluşuyor?
Anabilim dalımızda 2 Doçent, 2 Yardımcı Doçent ve 8 Araştırma Görevlisi olmak üzere 12 akademik personel görev yapmaktadır.

“HİZMET KALİTESİNİ DÜŞÜRMÜYORUZ”

Hemşire, yardımcı personel sayısı yeterli mi? Ne kadar kişiye daha gereksiniminiz var?
Maalesef birçok üniversite hastanesinde yaşanan sorunun bir benzeri olarak hastanemizde ve anabilim dalımızın çeşitli birimlerinde çalışan hemşire ve diğer sağlık personeli sayısında da yetersizlik vardır. Üzülerek belirtmeliyim ki mevcut sayı idealin oldukça altında.

Başta hemşire olmak üzere, sağlık memuru, tıbbi sekreter, hasta bakıcı ve temizlik görevlisi sayılarının artırılması öncelikli ihtiyaçlarımızdandır. 

Bu açığı nasıl kapatıyorsunuz? Hizmette bir aksama oluyor mu?
Kısıtlı imkânları mazeret sayarak verilen hizmetin kalitesini düşürmek kabul edilebilecek bir durum değildir. Hizmet kalitesini düşürmemek adına mevcut personelin özverili çalışması, açığı kısmen kapatmaktadır. 

Yıllık poliklinik ve işlem sayılarınız nedir? Yıllara göre azalıyor mu artıyor mu? Neden? Mevsimsel değişiklikler yaşanıyor mu? Neden?
Yıllık 5000 civarında poliklinik hastası ve 1500 civarında yatan hastaya hizmet verilmektedir. Ayrıca yıllık koroner anjiyografi sayısı 1300, koroner balon-stent uygulaması da 150-200 civarında olmaktadır.

Bu sayılar yıldan yıla artış göstermektedir. Büyük şehirlere hasta taşınması “geleneği” zamanla terk edilmektedir. Yine mevsimlere göre de hasta sayısında bir değişkenlik vardır. Özellikle tarım bölgesinde olmamız nedeni ile yaz aylarında acil durumlar dışındaki hasta başvurularının azaldığı gözlenmektedir.

Yatak sayınız nedir? Yeterli mi? Ne olmalı? Açığı kapatmak için nasıl bir uygulama yapıyorsunuz? Yıllık doluluk oranınız ortalama nedir? Yıllara ve mevsimlere göre değişiyor mu? Neden? 
Halen koroner yoğun bakımda 4, kardiyoloji servisinde 8 olmak üzere 12 yatak ile hizmet vermekteyiz. Bu sayı yetersizdir. Fakat halen devam eden tadilattan sonra yakın zamanda açılacak olan yeni mekânlarımızda koroner yoğun bakım kapasitesi 11 yatağa, kardiyoloji servisi kapasitesi de 15 yatağa ulaşacaktır. Yıllık doluluk oranlarımız %90’ın üzerindedir.

Yaz aylarında doluluk oranları diğer mevsimlere göre bir miktar azalma göstermektedir. 

Anabilim dalınızın yıllık bilimsel yayın sayısı (yurt içi ve dışı) ortalama ne kadar? Yıllara göre azalıyor mu, artıyor mu? Hedefiniz nedir?
Anabilim dalı yıllık yayın sayısını vermeden önce aslında bu rakamın öğretim üyesi sayısı ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatmak isterim.

Son 3 yıl için ortalama yayın sayımız; yıllık 11 uluslar arası ve 8 ulusal yayın olacak şekilde gerçekleşmiştir. Bu sayılar son 3 yılda değişmeden seyretmiştir. Hedefimiz bu rakamları artırmanın yanında çalışmalarımızın daha itibarlı dergilerde yayınlanmasını sağlamaktır.

Kongre, sempozyum düzenliyor musunuz? Adı ne, ne zamanlar oluyor, katılım sayısı ortalama ne kadarı bulunuyor? Siz, diğer öğretim üyesi ve asistanlar düzenlenen yurt içi ve dışı kongrelere katılabiliyor musunuz?
Şanlıurfa’da düzenlenen bilimsel toplantılar Türk Kardiyoloji Derneği’nin önderliğinde yapılan bölge toplantıları şeklinde gerçekleştirilmiştir. 8 Ekim 2004 tarihinde Türk Kardiyoloji Derneği Hipertansiyon Çalışma Grubu’nun düzenlediği “Mezuniyet Sonrası Eğitim Toplantısı” ve 11 Kasım 2006 tarihinde Türk Kardiyoloji Derneği-Lipid Çalışma Grubu’nun düzenlediği “Gen”den “Genel”e Dislipidemide Yeni Yaklaşımlar, Pratik çözümler” başlıklı toplantılar bunlardandır. Bunların dışında il merkezi ve ilçelerdeki hekimlere yönelik küçük çaplı toplantılar da yapılmaktadır. Toplantılara hekim arkadaşların ilgisinin iyi olduğu görülmektedir.

Anabilim dalımızdaki öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri düzenlenen yurt içi kongrelere yeterli sıklıkta katılabilmektedir. Yurt dışı kongrelere katılım ise araştırma görevlileri için mümkün olmamaktadır. Öğretim üyeleri için ise olması gerektiği sıklıkta değildir.

“KONGRELER DAHA YALIN OLMALI”

Burada en büyük zorluk sizce nedir? Bu zorluk sizce nasıl aşılır? Bazı alanlarda kongre enflasyonu yaşandığı görüşüne katılıyor musunuz? Bu enflasyonun sizce nedeni nedir?
Bilimsel toplantılara katılımla ilgili en önemli sorun bu tür organizasyonların turistik yönünün neredeyse bilimsel yönü ile eşit ağırlıkta olması/algılanması, bu duruma bağlı olarak da maliyetlerinin yüksek olmasıdır.

Ülkemiz şartlarında mevcut kongre organizasyonlarına kendi bütçesinden katılabilecek hekim sayısı çok düşüktür. Bu nedenle zaten bu toplantılar ilaç endüstrisinin desteği ile yürütülmektedir. Fakat, eğer kongre organizasyonları maliyetin daha düşük olacağı ortamlarda ve zamanlarda yapılırsa, hem kendi bütçesinden masraflarını karşılayabilecek hekim sayısı artacak, hem de endüstri desteği ile gerçekleşen katılım sayıları artacaktır.

Ben kongre enflasyonu olduğunu düşünmüyorum. Düzenlenenlerden en azından katılabildiklerim için kalitenin çok iyi olduğunu ve devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. Bence esas sorun kongrelerin daha yalın ve masrafsız hale getirilmesidir. 

Kliniğinizi seçecek asistanlardan beklenti ve önerileriniz nedir?
Öncelikle hekimlik mesleğinin fedakârlıkla eş anlamlı olduğunu hatırlatmak isterim. Kliniğimizi seçecek hekimlerimizin bu anlayışla çalışacak olmasını arzu ederim.

Acili çok olan bir branş olmamız nedeni ile bunun gereklerini yerine getirebileceklerinden emin olmalarını tavsiye ederim. Yoğun bir çalışma temposuna gireceklerini belirtmek isterim. 

Anabilim dalınızın tıbbi araç- gereç durumu nasıl? İhtiyacı karşılıyor mu? İhtiyaç duyduğunuz tıbbi araç- gereçler var mı? Neler? Bunların maliyeti nedir, nasıl almayı düşünüyorsunuz?
Sahip olduğumuz araç gereç yeterlidir. Yeni bir koroner anjiyografi cihazı ve üst düzey bir ekokardiyografi cihazı daha alınması gündemdedir. İhtiyaçlarımızın temini konusunda her zaman desteğini gördüğümüz hastane, fakülte ve üniversite yönetimimize burada teşekkür ederim.

Tıp mesleğinin geçmişten günümüze durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Cazibe devam ediyor mu, azalıyor mu? Neden? Sizce öğrenciler, asistanlar geleceklerinden umutlu mu, kaygılı mı? Neden? Sizce çözüm nedir? Tıp Fakültelerindeki eğitim yeterli mi? Neler yapılmalı? 
Tıp mesleğinin cazibesinin devam ettiği, üniversite sınav sonuçlarından da görülmektedir. Öğrenci ve asistanları gelecekten umutlu görüyorum. Özlük hakları ve çalışma şartlarının zamanla iyileşmesi bu umudu besleyecektir.

Öte yandan tıp fakültelerinde eğitimin daha iyi düzeye getirilebileceğini düşünüyorum. Öğretim üyeliğinin hem maddi hem de diğer tüm yönleriyle cazip hale getirilmesi gerekir.

Böylece tıp fakültelerinden istifa yoluyla olan öğretim üyesi kayıpları önleneceği gibi, öğretim üyeliği için rekabetin getireceği kalite artışı da eğitime yansıyacaktır. Öte yandan aynı amaçla öğretim üyesi seçiminde bilimsel liyakatin ön plana alınması da mutlak zorunluluktur.

“PRATİSYEN HEKİMLER İÇİN ÜCRETLERDE İYİLEŞTİRME GEREKİYOR” 

Ekonomik güçlükler hekimin yaşamını, başarısını sizce etkiler mi? Nasıl? Hekim nasıl bir ortamda, hangi şartlarda çalışırsa sizce, mutlu, gelecek kaygısı taşımadan, başarılı ve üretken olur?
Ekonomik şartların iyileşmesi tabi ki hekimleri rahatlatacak ve dikkatlerini daha fazla mesleklerine yöneltmelerini sağlayacaktır. Fakat ideal ekonomik refah düzeyinin ne olduğu farklı kişilere sorulursa mutlaka farklı cevaplar alınacaktır.

Dolayısı ile hekimin ekonomik beklentilerinde gerçekçi olması gerektiğini, halkımızın ortalama düzeyi ile kendi durumunu her zaman kıyaslaması gerektiğini düşünüyorum. Meslektaşlarımız arasında ekonomik açıdan en zor şartlarda çalışan, özellikle de döner sermaye geliri olmayan pratisyen hekimler için mutlaka bir iyileştirme yapılması gerektiğini, meslek grubu içinde dahi var olan gelir dengesizliğinin düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Ayrıca ekonomik güçlükleri sadece hekimin bireysel sorunu olarak göremeyiz. Aynı zamanda sağlık kurumlarının ve hastalarımızın içinde olduğu ekonomik güçlükler de ideal sağlık hizmetinin verilmesinin önündeki engellerdir. 

Döner sermayeden anabilim dalınıza ayrılan pay ne kadar? Bu oran/miktar sizce yeterli mi? Ne olmalı? Motivasyonda bu payın yeterli olduğuna inanıyor musunuz?
Kurumumuz içinde döner sermaye dağıtımında birimler arasında farklılık bulunmamaktadır. Gelirdeki katkı oranları dikkate alınırsa, döner sermaye dağıtımında anabilim dalımız ve gelir oranları yüksek olan diğer anabilim dalları aleyhine bir dengesizlik olduğu söylenebilir.
Bu dengenin gelir dikkate alınarak kurulması doğal olarak motivasyona yansıyacaktır. 

Türk tıbbının, tıp fakültelerinin ve hekimliğin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Bu konuda ümitli olduğumu söyleyebilirim. Toplum olarak genel manada yakın geçmişe oranla daha çalışkan ve daha azimli olduğumuzu düşünüyorum. Bunun mesleğimizi de gelişmişlik yönüyle olumlu etkileyeceğini düşünüyorum.

Hekimliğin toplum içinde saygınlığı ise apayrı bir konu olup, mesleğin geleceğindeki önemi tabiî ki göz ardı edilemez. Fakat en azından bizler hekimliğin onurunu korumak üzere gerekli dikkat ve gayreti gösterirsek, mesleğimizin geleceğinin daha iyi olacağını düşünüyorum.

Uzmanlık dalınızın geleceğini nasıl görüyorsunuz, ilgi devam ediyor mu? Neden?
Uzmanlık dalımıza ilgi geçmişte olduğu gibi oldukça iyi durumdadır. TUS sınavı giriş puanları da bu durumu teyit ediyor. Kardiyovasküler hastalıkların sıklığı ve önemi sanırım bu ilginin esas nedenidir.

Sizce iyi bir hekim hangi özellikleri taşımalı?
Mesleğini, birtakım eksikliklerin ve kendisini zorlayan şartların varlığında dahi seven ve bu şartlar altında verilebilecek en iyi düzeyde sağlık hizmetini sunmak için fedakârlık yapabilen bir hekim modelini ideal olarak görüyorum.

Çalışkanlık, dürüstlük ve problem çözümünde alternatif üretebilirlik iyi hekimlik için temel unsurlardır. İnsana saygı, mesleğimizin güzelliğini taçlandırır.

“UYGULAMALI EĞİTİM YETERSİZ” 

Rotasyon ve eğitim programınız nasıl?
Anabilim dalımızın uzmanlık eğitim müfredatında bir yıl zorunlu iç hastalıkları rotasyonu vardır. Çok sayıda fakülte ve eğitim hastanesinden edindiğim kanaate dayanarak söyleyebilirim ki bu dönem daha çok misafirlik havasında geçmekte, tam olarak verimli kullanılmamaktadır.

Öncelikle bu sürenin daha verimli kullanılması sağlanmalıdır. Ayrıca Kalp Damar Cerrahisi ve Göğüs Hastalıkları rotasyonlarının da zorunlu olarak yapılması gerektiğini düşünüyorum.

Ders müfredatı sizce yeterli mi, eksiklik var mı? Nedir? Sizce hangi konuların da ders olarak tıp fakültelerinde okutulması gerekir? Neden?
Teorik ders müfredatının yeterli olduğunu düşünüyorum. Fakat öğrencilerin stajyerlik döneminde uygulamaya katılımlarının bir standardı olmadığından, maalesef çoğu kez uygulamalı eğitimin yetersiz olduğunu görüyoruz.

Her staj için öğrencilerin uygulaması/gözlemlemesi gereken asgari işlem sayılarının, müfredatın bir parçası olarak belirlenmesi ve mutlaka buna uyulması gerekir.

Son olarak neler eklemek istersiniz?
Teşekkür eder, yayın hayatınızda başarılar dilerim.

Zaman ayırdığınız için biz teşekkür ederiz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim