• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 5 °C
  • İzmir : 11 °C

ŞiŞLİ ETFAL HASTANESİ 3. ÇOCUK KLİNİĞİ

ŞiŞLİ ETFAL HASTANESİ 3. ÇOCUK KLİNİĞİ
1983 yılında Tıp Fakültesini bitiren Doç.Dr.Feyzullah Çetinkaya, 1989 yılında Çocuk sağlığı ve hastalıkları, 1996 yılında Çocuk alerjisi uzmanı oldu. 1996 yılında Doçent unvanı aldı.1998 yılında klinik şefi oldu.



Halen bu görevi sürdüren Doç.Dr.Feyzullah Çetinkaya, SAĞLIĞINSESİ ’nin sorularını yanıtladı:

Kliniğiniz ne zaman, kimin tarafından kuruldu?
Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk klinikleri hastanemizin kurulduğu yıl olan 1899 yılında Osmanlı padişahı Abdülhamit’in isteği üzerine Dr.İbrahim Paşa tarafından kurulmuştur. Hastanenin kuruluş sebebi Abdülhamit’in küçük yaşta ölen kızının adına hayırlı bir iş yapmak isteği olmuştur.

Yatak kapasiteniz ne kadar? 
Hastanemizde birisi yenidoğan kliniği olmak üzere dört tane çocuk kliniği vardır. Bu dört klinikte yaklaşık 120 yatak kapasitesi vardır.

Kadronuz kaç kişiden oluşuyor? 
Toplam iki şef, iki şef yardımcısı, üç başasitan, üç uzman ve dört yan dal uzmanı vardır. Eğitici kadroda bir profesör ve üç doçent vardır. Asistan sayımız 32’ dir.

Yardımcı personel, hemşire sayınız ne kadar yeterli mi eksikliği nasıl kapatıyorsunuz? 
Yardımcı personel sayısı yeterli olmakla beraber hemşire sayımız yeterli değildir. Hemşire açığı eksik sayıdaki hemşire arkadaşlarımızın fedakarlık göstererek fazla çalışması ile kapatılmaktadır. Şu andaki sayının (yaklaşık 40) yarısı kadar daha hemşireye ihtiyaç vardır.

Yıllık poliklinik sayısı ne kadar, yıllara göre artış gösteriyor mu? 
Çocuk kliniklerinde yılda ortalama 100 000 çocuk muayene edilmektedir. Bunların yaklaşık 4.000 tanesi yatarak tedavi görmektedir. Hasta sayımız yıllara göre önemli bir değişme göstermemektedir. Sonbahar ve kış mevsimlerinde daha fazla hasta başvurusu olmaktadır.

Yatak doluluk oranınız ne kadar? 
Yatak sayımız 120 olup doluluk oranı %90 dolayındadır. Kışın doluluk oranı %100’ün üstüne çıkmakta ve bazen bir yatağa iki hasta yatırmak zorunda kalmaktayız.

Bilimsel yayınlarınızdan da da bahseder misiniz? 
Çocuk kliniklerinde yılda yaklaşıl 4-6 yurt dışı 6-7 yurt içi yayın yapılmaktadır. Bu sayılar geçen yıllara göre daha fazladır.

Sempozyum, kongre düzenliyor musunuz?Ülkemizde bazı alanlarda kongre enflasyonu yaşandığı fikrine katılıyor musunuz? 
Kliniğimizde düzenli bilimsel toplantılar yapmakla beraber kongre ve sempozyum düzenlememekteyiz. Daha ziyade ulusal toplantılara katılmayı tercih etmekteyiz. Ülke genelinde çok fazla kongre düzenlendiği fikrine katılıyorum.

Kliniğinizi seçecek asistanlardan beklenti ve önerileriniz nedir? 
Tıbbı ve çocukları sevmelerini, insanlara değer vermelerini, anne babalara anlayışlı davranmalarını ve sürekli kendilerini yenileme gayreti içinde olmalarını bekliyorum. Ayrıca sağlığın sosyal bir boyutu olduğunu da unutmadan ülkemizin ve dünyanın sorunlarına da duyarlı olmalarını, bu konular da bilgili ve ilgili olmalarını bekliyorum. 

Kliniğiniz araç- gereç durumu nasıl eksikler neler?
Kliniklerimiz tıbbi araç ve gereç yönünden yeterlidir. Tetkiklerimizi hastanemizin ortak laboratuarlarında yapmaktayız ki son derece gelişmiş laboratuvarlarımız vardır. Asıl sorunumuz yer sıkıntısıdır. Bundan ve uzman hekim açığından dolayı yoğun bakım ünitesi açamıyoruz. Ümidimiz ileride tek başına bir çocuk hastanesi olmasıdır.

Tıp mesleğinin geleceğini nasıl görüyorsunuz, cazibe devam ediyor mu? 
İnsanlar var olduğu sürece tıp mesleğine ihtiyaç olacaktır. Ülkenin genel ekenomik ve sosyal düzeyi tıp mesleğine olan ilgiyi ve verilen değeri etkilemektedir. Ülkedeki hekim sayısı arttıkça hekimin saygınlığı da azalmaktadır. Ayrıca alt yapısı yeterli olmayan Tıp fakültelerinin artması da yetişen hekimlerin bilgi düzeyini ve onlara verilen değeri azaltmaktadır. Belli sayıda tam gün çalışan öğretim üyesi olmadan tıp fakültesi açılmaması ve buralara öğrenci alınmaması gerektiği kanısındayım.

Ekonomik zorluklar hekimi nasıl etkiliyor?
Hekimler ekonomik ve sosyal yönden huzurlu olduğunda ve dikkatini yalnızca hastalarına verdiğinde tabii ki daha verimli olacaktır. Hekimlikten başka hiçbir işte bir insan bir günde onlarca insanın en değerli varlığı olan canını kurtarma veya tehlikeye atma durumuyla karşı karşıya gelmez. Böyle bir insanın dikkatinin bir anlık kaybı bile ciddi sorunlara yol açabilir. İş garantisi olan, kendisine değer verilen, huzurlu bir ortamda çalışan hekimler şüphesiz ki insanların en zor anları olan hastalık durumlarında onların yanlarında olacaklardır.

Döner sermayeden kliniğinize ayrılan pay sizce yeterli mi?
Döner sermayeden kliniklerimize puanlama sistemine göre pay ayrılmaktadır. Elemanlarımızın aldıkları ek gelirler hastane ortalamasına yakındır. Daha önceki dönemlerine göre çok iyi olan bu paraların biraz daha artırılması ve garanti altına alınması durumunda çalışanlarımızın hepsi tam gün olarak hastanemizde çalışma yolunu seçecekler ve bu durum da verimliliği artıracaktır.

Türk tıbbının, hekimliğin ve tıp fakültelerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Türk tıbbının ve Tıp Fakültelerininm ve hekimliğin geleceği devlet yöneticilerin bu kurumlara vereceği değere bağlıdır. Unutmamak gerekir ki bilim ve sanat değer verildiği yerde kökleşir ve gelişir. Değer verilmeyen yerde körelir ve yok olur.

Uzmanlık dalınızın geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Uzmanlık dalımıza olan ilgide zaman içinde bir azalma yoktur. Biliyoruz ki toplumların ekonomik düzeyi yükseldikçe çocuklara ve çocuk doktorlarına verilen değer de artmaktadır. Ancak, çocuk hastalıklarının çok geniş bir hastalık grubunu kapsaması sebebiyle genel pediatri uzmanlığı artık yeterli olmamakta ve yan dallara ayrılma eğilimi giderek artmaktadır.

Ben, yan dallara ayrılmanın yalnızca belli merkezlerde olması ve genel pediatri uzmanlığının Dahiliye gibi ikinci plana itilmemesi gerektiğini düşünüyorum . Çünkü, hangi hastalık sebebiyle gelirse gelsin bir çocuğun önce bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir. 

İyi bir hekim sizce nasıl olmalı? 
İyi bir hekimin önce iyi bir insan, iyi bir aydın, iyi bir vatandaş ve hastaları anlaması için de kendini onların yerine koymayı bilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak neler eklemek istersiniz? 
Ülkemizdeki tıp bilimi ve sunulan sağlık hizmetleri ülkemizin genel gelişmişlik düzeyinin önünde gitmektedir. Hekimlerin bilgi düzeyi, tıp teknolojisi ve kullandığımız ilaçlar çok gelişmiş ülkelerin düzeyine çok yakındır. Bunlar esas olarak hekimlerimizin gayreti ile olmaktadır. Sağlık alanında rastlanan sorunların çoğundan hekimler sorumlu değildir. Yöneticilerin ve vatandaşların bunu bilmeleri ve sağlıkla ilgili her sorunda hekimleri sorumlu tutmamaları gerekir.

Zaman ayırdığınız için teşekkürler.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim