• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul : 18 °C
  • Ankara : 18 °C
  • İzmir : 20 °C

Tabip Odası mı Sendika mı?

Şükrü Güner

                                                                                    

 Tabip Odası mı Sendika mı?


Geçen sayımızda Sayın Prof. Dr. Ercan Kırımi  “Tabipler Odası Mı Sendikalar MI?” konulu bir makale yazmış. Özetle, son dönemlerde tabip odalarını bırakıp sendika çatısı altında faaliyetlerde bulunalım görüşü hekimler  arasında tartışılmaya başlandığı tespitini yapıyor. Bu görüşün olumlu yönleri olduğu kadar olumsuz yönlerinin daha ağır bastığını savunuyor. Sağlıkla ilgili sendikaların Tabip Odalarından farklı olarak 3 e ayrılmış, 3 ayrı dünya görüşünü temsil ettiği, bunun bütünleyiciliği zedeleyeceğini, sendikaların çok fazla parasal işlerle uğraştığından, tabip odası misyonunun yanında zayıf kalacağını savunuyor. Sendikaların ideolojik yaklaşımlarla bir saha kapmak yarışında olduklarından, daha hoşgörülü, toplumun tümünü kucaklayan, tedavi eden biz hekimlerin anlayışına uymadığını düşünüyor. Fakat tüm bunların yanında artık meslektaşlarımızın tabip odalarında veya sendikalarda haklarını aramaları için bir gayret içine girmelerinin vaktinin gelip te geçtiğini, ifade ediyor.

 

Yazarın bahsettiği “Son yıllarda sağlıkta meydana gelen baş döndürücü gelişmeler”  biz hekimlerin ekonomik ve özlük haklarını önemli ölçüde etkilemiştir. Hekimler daha fazla yoğun iş yükü altında bırakılmışlar, özel sektörde çalışanlar ücretlerini gecikerek almaya, hatta alamamayla karşı karşıya kalmışlardır.  Devlet sektöründe çalışanlar ise şimdilik ekonomik olarak iyi durumda iseler de, önlerinde Kamu Hastaneleri Yasa  Tasarısı ve Sözleşmeli Çalışma gelişmeleri vardır.

 

Vakıf Gureba Hastanesi Olayı

Geçtiğimiz ay sonuna doğru 25 Ekim tarihinde Vakıf Gureba Hastanesi Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesine devredildi. Hastanenin 925 çalışanı İstanbul’un farklı  yerlerine tayin edildi. Asistanlara yeni Üniversite Hastanesinde sözleşmeli olarak çalışma ya da farklı illere tayin edilme seçeneği sunuldu. Hastanede 245 asistan hekim vardı. Çoğunluğunu Asistan Hekimlerin oluşturduğu çok sayıda hekim Vatan Caddesi’ni trafiğe kapattılar. Sık sık “Hastaneler Halkındır Satılamaz” sloganlarının atıldığı eyleme vatandaşlar da destek verdi. Türk Tabipleri Birliği, İstanbul Tabip Odası ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Sendikası ve Devrimci Sağlık İş Sendikası yöneticileri eyleme destek verdi.

165 yıllık tarihi, fakir-fukarayı ücretsiz tedavi etme amacı, hekimi, hemşiresi, hastabakıcısı ile 952 personeli ve herkesin ortak malı değerli arazisi ile Vakıf Gureba Hastanesi’ni kim, hangi toplumsal gerekçeyle, kimlere, ne karşılığında devrediyordu? Bu soruların cevabını  bilemiyoruz. Ama bildiğimiz tek şey var ki, o da Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesinin tüm çalışanları ve tüm hekimlerinin ekonomik ve özlük haklarının ihlal edildiğidir.

Vakıf Gureba olayı hekimlerin içinde bulunduğu olumsuz koşulları sergilemektedir. Meslek kuruluşları yapıları gereği tüm özverili çabalarına karşın giderek artan bu olaylara yetişmekte ve etkin olmakta zorlanmaktadır.

Meslek Kuruluşu – Sendika

              1982 Anayasasının 135. Maddesiyle belirlenmiştir. Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları ve üst kuruluşları; Belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir. Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanların meslek kuruluşlarına girme mecburiyeti aranmaz.

Sendika ise; Çalışanların haklarını işverenlere ve devlete karşı korumak ve geliştirmek üzere oluşturdukları örgütlerdir. Toplu Sözleşme ve  grev hakları vardır. Sendika, ücretli emeğin hak ve çıkarlarını koruyup, geliştirmek için oluşturduğu bir örgüttür. Sendikalar, ücret artışları başta olmak üzere, üyelerinin çeşitli haklan için işverenlerle belirli dönemleri kapsayan sözleşmeler imzalar.   Bu sözleşmeler imzalanmadan önce işverenle ücret düzeyleri ve özlük haklar için görüşmeler ve pazarlıklar yapılır. Eğer bu görüşmeler sırasında taraflar arasındaki anlaşmazlıklar giderilemezse sendika grev kararı alır. Grev, sendikaya üye işçilerin çalışmaması anlamına gelir ve çalışanların işverenleri anlaşmaya zorlamak için sahip oldukları en önemli araçlardan biridir.

Yukarıdaki tanımlamalardan Sendikal örgütlenmenin hak arama mücadelesinde önemi açık olarak görülmektedir. Peki, ya sendika ya tabip odası mı? Tabi ki, hayır.  Tabip Odasının alternatifi sendika değildir. Tabip Odaları da meslek kuruluşu olarak devam etmelidir. Meslek etiği, meslek içi eğitim, halk sağlığı sorunları gibi önemli konular üzerindeki sorumluluklarını devam ettirecektir.

Sağlık Alanımızda Sendika

Sağlık alanında ilk sendikal örgütlenmeleri 1950 li yılların başlarında görüyoruz. Bu örgütlenmeler Sağlık işkolunda çalışan işçilerin oluşturduğu örgütlenmelerdir. Tarihimizde ve günümüzde halen sendika kurma hakkı işkolu düzeyindedir.

Ülkemizde Mesleki Sendikası kurma çalışmaları,  kısa bir dönem yaşanmıştır.

1965 yılında 624 sayılı yasa yürürlüğe girmesi ile meslek sendikalarının oluşturulması yolu açıldı. 09.09.1965 te SSK Hekim ve Eczacılar Sendikası, 17.09.1965 te Türkiye Hekimler ve Eczacılar  Sendikası, 11.10.1965 te İstanbul Memur Hekimler Sendikası, 25.06.1968 de Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Asistanlar Sendikası kuruluşlarına rastlıyoruz.

Tüm sendikalar gibi bu kuruluşlar 12 Mart 1971 darbesiyle ortadan kalkıyordu.

Sağlık işkolu düzeyinde pek çok sendika kurulmuştur. 1965 te Sağlık-İş, 1987 de Tüm Has- İş,  1988de Öz Sağlık İş kurulur.

1973 te Birleşmiş Salık İşçileri Sendikası adıyla  kurulan Sendika, 1974 yılında Devrimci Sağlık İş adını alır. Özel Hastanelerde  örgütlenen Devrimci Sağlık İş 1975-76 Üniversite Hastaneleri direnişlerini örgütlemiştir.,

 

1980'li yılların sonunda başlayan kamu emekçileri sendikalaşma mücadelesinin sonucu. 1990'lı yılların başlarında  Tüm Sağlık - Sen, Genel Sağlık-İş , Sağlık - Sen ve Sosyal Hizmet- Sen Sendikalarının birleşmesi ile Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası(SES) kurulmuştur.

Tüm bu kurulan sağlık işkolu düzeyindeki sendikalara hekimlerin katılımı son derece yetersiz kaldığını tespit ediyoruz.

 

İşkolu sendikacılığı bugün işyerlerinin, mesleklerin ihtiyaçlarını yeterince karşıladığını söyleyemeyiz. Bu durum sendikal örgütlenmeye mesafeli kalmaya da yol açmaktadır. Özellikle, hekim, hukukçu, mühendis, mimar gibi meslek gurupları, her geçen gün çalışma koşulları kötüleşmesi ve emeklerinin karşılığını alamamasına rağmen, işkolu sendikal örgütlenmesine uzak durmaktadırlar.

 

Yakında Meslek Sendika Kurma Yolu Açılıyor

Halen yürürlükte olan  Sendikalar Yasası ve  Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Yasası 12 Eylül 1980 Darbesinin  getirdiği yasalar olup,  sendikal özgürlüklerin önüne ciddi engeller koyan ve sendikal örgütlenmenin önünü tıkayan düzenlemelerdir.

Uluslar arası Çalışma Örgütü (İLO),  tüm çalışanların sendikal örgütler kurmaları ve amaçları doğrultusunda etkinliklerde bulunabilmelerini ifade eden Sözleşme hazırlamıştır Ülkemiz de bu Sözleşmeyi imzalamıştır.  Yıllardan beri İLO ülkemizin imzaladığı bu sözleşmelere uyum sağlanması için uyarılar yapmaktadır. Aradan geçen uzun bir süreçten sonra yeni bir Sendikalar Yasa Tasarısı hazırlandığını 2009 yıllının ikinci yarısından sonra öğreniyoruz.

 

 
   

 

Elde ettiğimiz bilgilere göre Tasarı; “İşkolu” , “İşyeri” , “Meslek” Sendikalarının kurulmasının önü açıyor. İşkolu sayısı 28 den 17 ye iniyor. Yüzde 10’ luk işkolu Barajı %2 ye indiriliyor. Yetki alabilmek için ise, işyerindeki toplam işçilerin %51 i üyesi olması şart. Sendikaya üye olma ve üyelikten çıkmada noter koşulu kalkıyor, Sendikaya üye olma yaşı 15 e iniyor ve grev yasakları daraltılıyor.

Önümüzdeki  aylar içinde TBMM nde gündeme gelmesi beklenen Tasarı yukarıdaki düzenlemeleri veya daha başka ne gibi değişimleri getirecek, hep birlikte izleyeceğiz.

 

Meslek odalarının ekonomik ve özlük hakları konusunda kuruluş yasaları ve yapılanmaları gereği, onca özverili çalışmalarına rağmen, başarılı oldukları söylenemez. Sorunlar meslek odaları boyutlarını aşmıştır.

İçinde bulunduğumuz sağlık ortamında hekimlerin özlük ve ekonomik hakları giderek daha da kötüleşmektedir. Çıkış yolu bu alanda toplu sözleşme hakkının alınmasıdır. Bunun yolu da sendikalaşmadan geçer. Toplu sözleşme hakkı “grev” hakkı ile değil de “Hakem Kurulları” ile olursa bu da çözüm olmaz.

Hekimler grev yapmaya niyetli bir meslek grubu değildir. Çünkü halkın sağlığı ile ilgili önemli ve vazgeçilmez bir sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar  bilimsel olarak,  özveri ile ve sürekli yerine getirmek zorundadır. Burada da başarı, uygun bir çalışma ortamı yaratılmasından geçer. Bu ortamı yaratmak işverenle karşılıklı anlayış içinde sağlanamazsa, hakların alınmasında yaptırım gücünün olması önem kazanır.

 

                               

 GÜNCEL / TÜRKİYE - 22 Ekim 2009 Perşembe - 00:19

 Meslek Sendikası Kurma Yasağı    Kaldırılıyor

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, işçi ve işveren  konfederasyonlarına Sendikalar Kanunu'nda değişiklikler öngören   yeni bir taslak gönderdi. Taslakta, kanunun amacı yeniden düzenleniyor ve "sendikal hak ve özgürlükler gözetilmesi" vurgusu yapılıyor.




 

Gündemdeki yeni Sendikalar Yasa Tasarısına hazırlık yapmalıyız, tartışmalıyız. Sağlık İşkolu Sendikası mı, yoksa Hekimler Sendikası mı?

Önemli olan hekimlerin çalışma  güvencesizliğinin ve kötü koşulların ortadan kaldırılmasıdır. Peki, hekim dışı sağlık personelinin de sorunları yok mu? Elbette var. Mücadelede başarıya giden yol hep birliktemi olacak, yoksa mesleki sendikaların  karşılıklı işbirliği ve dayanışma içinde mi?.. Bu konulara hazırlıksız yakalanmamalıyız…

Son Söz

Sendika, meslek örgütü ihtiyacını ortadan kaldırmaz. Her ikisine hekimlerimizin,  hekimlik meslek uygulamalarının  ve halk sağlığının  gereksinimi vardır. Bu nedenle ben “hem Sendika hem Tabip Odası” diyorum…

 

 (BU YAZI SAĞLIĞINSESİ GAZETESİ KASIM 2010 SAYISINDA YAYINLANMAKTADIR.)

Bu yazı toplam 8580 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim