• BIST 107.478
  • Altın 151,228
  • Dolar 3,6615
  • Euro 4,3022
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 19 °C
  • İzmir : 26 °C

Tam Gün ve Halk Sağlığı

Tam Gün ve Halk Sağlığı
Hekimler gün içinde farklı kurum ve kuruluşlarda tam gün, hatta diğer mesleklere nazaran hali hazırda mesai dışında en uzun süre çalışanlar arasındadırlar.

Sağlık Bakanlığı tam gün çalışmakta olan hekimlerin mümkün olduğunca çalışma süresini aynı kurumda tamamlamasını öngören düzenlemeler yapmaya çalışmaktadır. Buna gerekçe olarak ise hastaların devlet kurumlarında çalışmakta olan hekimlerin özel muayenehanelerinden geçmeden veya kayıt dışı bir ücret ödenmeden devlet kurumlarında çalışan hekimlerden hizmet alamadıkları, dolayısı ile hastaların istismar edildikleri, bunun yanı sıra yarı zamanlı çalışan öğretim üyeleri ve eğitim hastanesi şeflerinin eğitim ve araştırma gibi asli görevlerini ihmal etmeleri gösterilmektedir.

Gerek hastaların hak etmediği gerekse hekimlik mesleğinin onurunu kirleten “bıçak parası” tarzındaki uygulamalar ahlaki bir sorundur, kişilerin çocukluklarından beri geliştirdikleri kendi vicdani anlayış ve tutumları ile ilgilidir, kurumlarında yarı zamanlı da çalışsalar tam gün de çalışsalar muhtemelen devam ettirecekleri bir yolsuzluktur.

Yasa çıkarmakla vicdanlar temizlenemez. Hastaların muayenehanelerden geçmeden şeflerden veya öğretim üyelerinden hizmet alamaması muayenehanelerin kapatılması ile önlenebilir. Ancak muayenehanelerinin kapatılması önlemi tek başına hastaların bu hekimlerden hizmet almasını sağlayamayacaktır.

Öğretim üyelerinin ve şeflerin tam gün hastanede çalışması öğrenciler ve asistanlarıyla daha fazla vakit geçirmesini sağlayabilir veya sağlamayabilir. Hocaların hastanede tam gün bulunması eğitim ve araştırmada kalitenin artmasının şartlarından sadece bir tanesidir.

Sağlık bakanlığı tam gün çalışma yasasını hazırlarken ne yazık ki ülkemiz genelinde sağlık hizmetinin kalitesinin nasıl artırılacağı konusunda yanlış bir öngörüye sahip olduğunu göstermektedir.

Ülkemizde sağlık hizmetini veren ve alanların devasa sorunları vardır. İstanbul dahil olmak üzere ülkemizin her köşesinde devletin sağlık kurumlarında hekimler günde 50-150 hasta bakmaktadır. Cerrahların bir günde ameliyat ettiği hasta sayısı tıbbi hata yapmamayı imkansız kılacak düzeydedir. Verilen hizmetin süresinin kısalığı hizmetin niteliğini sıfırlamaktadır.

Devletin bu sağlık hizmeti arzındaki düşük nitelik devam ettiği sürece sağlık gibi insanın en önemli varlığı konusundaki talebi kendisine yeterli zaman ayırabilecek bilgi ve tecrübesi daha fazla olan şef ve öğretim üyelerine yönelecektir.

Sorunun çözümünde ise ülkemizin ihtiyacını karşılayacak sayıda nitelikli hekim, uzman ve hoca yetiştirilmesi yatmaktadır. Bunu yapacak kişiler mevcut üniversite öğretim üyeleri ve eğitim hastaneleri şefleridir. Bu eğiticilere en çok ihtiyaç olduğu tam da bu zamanda bu kişileri “hastalar üzerinden daha fazla para kazanmak isteyen hekimler” olarak nitelemek ve yaşam standartları ile akademisyenlik arasında seçim yapmaya zorlamak ülkemizin menfaatlerine uygun mudur?

Daha fazla sayıda ve daha nitelikli hekim ve uzman yetiştirmeleri için yapılması gereken bu kişileri tam gün hastanede eğitim ve araştırmayla, karmaşık hastalar üzerinden hekim ve uzman eğitimi vermekle ilgilenmelerini sağlamak için özlük haklarını genişletmek değil midir?

Tartışılan tam gün yasası öğretim üyelerinin kazançlarını döner sermaye işletmesine hasta bakımı ile yaptıkları katkı oranına bağlamaktadır. Eğitim ve araştırma performansları hesaba katılsa bile bunların karşılığı da yine döner sermayeye sağlayacakları gelirden elde edildiği ve payları sınırlı olduğu için bu yasa öğretim elemanını sağlık hizmeti alanına hapsetmek ve eğitim-araştırma gibi asli vazifesini ihmal etme tehlikesini gündeme getirmektedir.
Bunun sonucu ise orta ve uzun vadede yeterli eğitim alamadan doktor veya uzman olan kişilerin sağlık hizmeti niteliğinde sebep olacağı düşüştür.

Ülkemizde sağlık hizmetinin kalitesi eğiticilerin yapmaya zorlandıkları seçim sonucu eğitim kurumlarını tercih ettiklerinde yaşam standartlarının daraltılması ile çözülemez. Bu standartlar yüksek olmak zorundadır.

Üç mesleği bir arada yürüten öğretim üyeleri eğitim, araştırma ve karmaşık hasta bakımı gibi hizmetleri verirken her bir hizmet alanının değeri ve bu alanlardaki katkısı oranında özlük hakları elde etmeli, bu haklarından taviz verildiğinde kendilerinden alınacak hizmetin niteliği hesaba katılarak ülke çıkarları daha uzun vadede düşünülmeli, tam gün çalışma koşulları, öğretim üyesinin karşılığını branşına ve katkısına göre alabileceği bir düzenleme ile sistemleştirilmeli, bunun yapılabilmesi için sağlık bakanlığı ve YÖK öğretim üyeleri ve şeflerin de içinde bulunduğu toplumun geniş katmanlarını temsil eden paydaşlarla istişare ederek yasa tasarısı hazırlamalıdır. (SABİR)

Yazan: Prof. Dr. Mustafa BAKIR
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim