• BIST 102.270
  • Altın 148,843
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1883
  • İstanbul : 22 °C
  • Ankara : 18 °C
  • İzmir : 19 °C

TARIM BAKANLIĞI YENİDEN DAĞILIYOR

TARIM BAKANLIĞI YENİDEN DAĞILIYOR
Tarım ve Köyişleri Bakanlığını yeniden organize etmek için hazırlanan ve meclise sevk edilen yasa tasarısında; merkezde 7 Genel Müdürlük, 3 Daire Başkanlığı ve bir de Hukuk Müşavirliği bulunmakta ve bu da organizasyondan çok dağıldığı hissi vermekte.

Tasarıda yıllardır aynı şekilde tarımın bir alt kolu olarak görülen hayvancılık yine bitkisel üretimle arasında bir fark yokmuşçasına ele alınmıştır. Bürokrasi kesimine hakim olan bu zihniyet ne yazık ki yine değişmemiştir. Halbuki hayvancılıkla bitkisel üretimin tek ilişkisi yemdir. Başka hiçbir ortak nokta bulamazsınız. O nedenle öncelikle bir zihniyet devrimine ihtiyaç vardır. Yoksa Sağlık Bakanlığını da tarımın içine koyabiliriz; hayvan bitkiyi yediği için tarımın içine konuyorsa, insan da hayvanı yediği için dolaylı olarak tarımın içine girer. O halde bunları tamamen ayırmak gerekir. Hatta sağlık konusu söz konusu olunca hayvan sağlığı hizmetleri Sağlık Bakanlığını da ilgilendirmelidir. Çünkü hayvandan insana geçen 200’ün üzerinde hastalık bulunmaktadır.

Taslakta yeni adıyla Tarım ve Gıda Bakanlığı olacak Bakanlıkta yapı itibariyle bitkisel üretim ve hayvansal üretim ayrı Genel Müdürlüklerde, desteklemeler ayrı, hastalık ve gıda kontrolü ayrı, su ürünleri ayrı ve araştırmalar ayrı ele alınmış olup dağılma sürecine girmiştir. Gelişmiş ülkelerin hiç birinde bu kadar çok başlılık yoktur.

Bir genel müdürlük hayvanın bir bacağını, diğeri bir bacağını öteki bir başka bacağını tutacak, en sonunda bacaklar ayrılacak ama çekiştirmeye devam edeceğiz. Şu anda bile Bakanlığın farklı genel müdürlükleri arasında koordinasyon yok, ülkemizin toplam hayvan sayısı bir genel müdürlükten ötekine farklılık gösteriyor, birinde dişi olarak kayıtlara geçen bir hayvan, diğer genel müdürlükte erkek olabiliyor. Artık geri kalan kayıt sistemini siz tahmin edin.

Kayıtları bildirmekle görevli tarım il müdürlükleri de işi karıştıracağa benziyor. Çünkü burada da merkezdeki dağınıklık devam ediyor, hizmetleri kimin yürüteceği belli değil. Şu anda en azından işler farklı şube müdürlükler arasında paylaşılmıştı. Ancak yeni yapılanmada kimin ne yapacağı belli değil. Çoğu ilde hayvan kayıt işi yetiştirici birliklerine devredilmiş, suni tohumlama, ilaç, aşı ve hekimlik hizmetlerinin tümü neredeyse birlikler tarafından yürütülmektedir. Ancak asıl görevleri hayvancılık soy kütüğü kayıtlarını tutmak olan yetiştirici birlikleri, ilaç satışı ve suni tohumlama hizmetlerinde bir rant gördüklerinden kendi kuruluş amaçlarının dışında çalışmaya başlamışlardır.

Halbuki hayvancılıkta ilaç, aşı ve suni tohumlama gibi veteriner hizmetleri maliyetlerin en fazla %1-3’ünü oluşturur. Yani önemli bir rant kapısı değildir. Ancak kılavuzları onları yanlış yönlendirmektedir. Zaten yeni tasarıda bu hizmetler için özelleştirme de öngörüldüğünden bundan sonra onların da bu işi rahat yapabileceklerini sanmıyoruz.

Hayvancılıkta öncelikle çok başlılık giderilmelidir. Sağlık, ıslah, destekleme ve teknik işler tek bir birim altında yapılmalıdır. Hayvancılığı sadece inekçilik olarak değil, koyun-keçi, arıcılık, ipek böcekçiliği, su ürünleri olarak değerlendirmelidir.

Kurulacak böyle bir Bakanlığın içerisinde Gıda Hizmetleri ve Kontrolü hayvancılık ile ilgili birimde olmalıdır. Çünkü gıdadan olan zehirlenmelerin çoğunluğu hayvansal ürünlerden kaynaklanmaktadır. En fazla sahtekarlık da yine hayvansal ürünlerde oluşmaktadır. 2004 yılında güya AB’ye uygun diye çıkarılan ve daha sonra bazı maddeleri Anayasaya aykırı bulunarak mahkemece iptal edilen 5179 sayılı Gıda Yasası gıda güvenliğini sağlamaktan uzaktır. Yasa, yeniden çiftlikten sofraya gıda güvenliği bazında ele alınmalı, kontrol ve denetim etkinliği arttırılmalıdır.

Son olarak taşra teşkilatı sağlam olmayan bir Tarım Bakanlığının tam kontrol ve denetim sağlayamayacağını sözlerimize ekleyelim. En ufak bir hastalık ihbarı acil müdahale gerektirir. Enstitülerin desteğiyle hastalık yerinde araştırılarak en uygun tedavi ve korunma sağlanırsa çok değil en fazla 10 yıl içinde Türkiye’de şap hastalığı dahil pek çok hastalık söner ve dolayısıyla üretim artar. Hastalıkları önleyerek yapılan üretim ihracat sübvansiyonuyla yurt dışına satılırsa para kazanırsınız. Yoksa boş yere kendimizi yormanın anlamı yok.

Son olarak hükümetin Tarım ve Hayvancılığı tamamen bitirmeye ve gıda güvenliğini yok etmeye yönelik bu taslağı geri çekmesini diliyoruz.

Sistem bellidir ve yöneticilerimiz Avrupa Birliğini arzuluyorsa adres açıktır.


Yazan:Prof. Dr. Ayhan FİLAZİ
Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi
Öğretim Üyesi



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim