• BIST 99.065
  • Altın 228,803
  • Dolar 5,7905
  • Euro 6,7009
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İzmir : 23 °C

Temizliğe Kapımızın Önünden Başlayalım…

Celal Yıldırım

AB süreciyle ilgili bazı endişeler taşıyıp sürecin daha sosyal, paylaşımcı bir Avrupa'ya doğru gitmesi için çaba göstermek başka, bu sürece doğrudan karşı çıkmak başkadır. Sürece karşı çıkanlar kendilerini siyasi olarak nasıl tanımlarsa tanımlasınlar ya da hangi sembollerin arkasına sığınırsa sığınsınlar, mevcut durumdan yana olanlardır.

Statükoyu korumak, var olandan yana olmak demek. Siyaseti halka hizmet için değil, rant yaratmak için yani kamu kaynaklarını kendi çıkarını akrabaların ve siyasi yandaşların için kullanmak demek. Her şeyi devletin varlığına bağlayarak yurttaşın hak ve özgürlüklerini hiçe saymak demek. Kirlenmiş olan siyasetin, ticaretin, sağlık hizmetlerinin, eğitim hizmetlerinin sürmesini istemek demek.

Türkiye' de hem sosyal hem de siyasal yaşamda değişimin itici gücü, siyasetçilerden önce toplumun dinamik güçleri olan sivil toplum kuruluşları ve meslek kuruluşları olmuştur. Meslek kuruluşları son on yıldır ülkemizdeki değişimin lokomotifi olmuş ve bazen muhalefetin yetersiz kaldığı ya da yanlış politik önermelerde bulunduğu durumlarda daha sağlıklı politik duruşlar göstermiştir.

Ancak; son yıllarda meslek odalarında, politikalarını sadece doktrinler üzerinde oluşturan, yani hayattan beslenmeyen kişi ve yönetimler görülmeye başlandı. Bu süreçten dişhekimleri odaları da doğaldır Ki etkilenmeye başladı.

Anadolu Ajansı?nın benimle yaptığı bir söyleşi geçtiğimiz Temmuz ayında bazı günlük gazetelerde yayımlandı. Söyleşide "Bazı kamu ve özel sağlık kuruluşlarının faturalan şişirdiği" ifadesi yer alıyordu.

Yerel bir diş hekimliği dergisinde bir oda başkanı bu açıklamaya karşı çıktı. Banka hortumlamalarının ihale yolsuzluklarının ve yaşamın tüm alanlarını saran ahlaki yıkımın yaşandığı ülkemizde, bir meslek odası başkanının, kirliliği değil ona karşı çıkanları eleştirmesi, yaşadığımız dönemde ahlaki nirengi taşlarımızın yerinden oynadığını gösteren acı bir örnek olsa gerek. Türk Diş Hekimleri Birliği Başkanı olarak sağlık hizmetlerinde yaşanılan bu suiistimalleri, örneğin alt 20 yaş dişine rezeksiyon yapanlar, aynı seansta bir hastaya 11 dolgu yapanları, 8 yasındaki çocuğa aynı seansta 12 dolgu yapanları ifade etmemden kamu ve özelde çalışan bazı diş hekimlerinin rahatsızlık duymasını anlamak mümkün. Ama bu açıklamadan bir oda başkanının rahatsızlık duymasını anlayabilmek mümkün değil.

Bu sistemi savunmak ve sistemden nem alanlarının karşısında değil arkasında durmak, karşısında duranları eleştirmenin ötesinde suçlamak, sistemle barışık olmanın ötesinde bir durumdur. TDB bu sistemle barışık olmadı ve olmayacaktır. Kirlenen siyasetin, kirletilen sağlık hizmetlerinin kim tarafımdan yapılırsa yapılsın karşısında olacaktır.

TDB; açlık, yoksunluk ve yoksulluk içerisinde yaratılan Cumhuriyetin aydınlanma değerlerinin daha da ileriye taşınmasının yolunun ilkeli, dürüst, meslektaşı değil mesleği koruyan, siyasi yandaşını değil halkını ve ülkesini koruyan bir anlayıştan geçtiğinin bilinciyle; kendisine bazı sıfatlar ve misyonlar yükleyenlere ve bazı değerlerin arkasına saklanarak çirkinliklerini kamufle etmeye çalışanlara karşı doğrulan söylemeye ve onlara karşı durusunu sürdürmeye devam edecek.

Kirlilikten kurtulmanın yolu önce kendi evimizin kirlenmesini önlemek ve sonrasında tüm kirliliklerden ülkemizin kurtulması için çaba göstermektir. Beyazların kirlenmesine izin vermeyin.


Bu yazı toplam 1874 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim