• BIST 108.434
  • Altın 151,492
  • Dolar 3,6547
  • Euro 4,3288
  • İstanbul : 19 °C
  • Ankara : 17 °C
  • İzmir : 23 °C

TIBBİ UYGULAMA HATALARI NELERDİR?

TIBBİ UYGULAMA HATALARI  NELERDİR?
Hekim ve hasta arasındaki ilişki, hekimin mesleki bilgisinden kaynaklanan “üstün”lüğü; hastanın da fiziki ve/veya ruhi durumundan kaynaklanan “muhtaç”lığı üzerine kuruludur.

 

Taraflar arasındaki bu eşitsizlik, diğer sorunlarla beraber, hukuki sorunları da gündeme getirmektedir.

Tıp öğretiminin ilk adımı Hipokrat’a ait olan  “Primum non nocere”...  Önce zarar vermeyiniz sözüdür.          
Eylül 1992'de İspanya'nın Marbella kentinde toplanan 44. Dünya Tıp Kongresi'nde; “Yaşamın kutsallığına saygı gösterilmesi her insan için etik bir zorunluluktur. Hekimlik mesleğinde ise bu konu daha da önemlidir, hekim hastanın yaşamını sürdürmek ve onun yararı için sanatının bütün gereğini yerine getirmek durumundadır” denilerek hekimliğin görevinin zorluğu çok açık bir biçimde belirtilmiştir.

5 aylık gebe bir kadın aniden sancılanarak ölü doğum yapmış ve sancısının kesilmemesi üzerine hekime başvurmuştur. Hekim hastaya 1 ampul Baralgine yapar. Enjeksiyondan 48 saat sonra hasta ölür.  Aile, hekimi mahkemeye verir.  Yapılan otopside enjeksiyon izi dışında patolojik bulgu saptanmaz.  Bu ve bunun gibi yüzlerce, binlerce olgu ele alındığında hekimin uygulaması ile ilgili karşımıza çıkacak sorular;      

*Hatalı  uygulama mı?                                                                                                          - *Komplikasyon mu?                                                                                                              - *İlaç yan etkisi mi?   Sorularıdır.

Konumuz Tıbbi Uygulama Hataları olduğuna göre HATA nedir?                                                      Hata sözlüklerde “Bir üretim/hizmet sürecinde belirlenmiş kalite standartlarına uygun olmayan üretim ya da işlem” şeklinde tarif edilmektedir.

Hata üç şekilde karşımıza çıkabilir.                                                                                                  - İşleme bağlı hatalar: Yanlış işlemi yapma                                                                         - İhmale bağlı hatalar: Doğru işlemi yapmama                                                                                 - Uygulamaya bağlı hatalar: Doğru işlemi yanlış uygulama.

Tıbbi hata’lar                                                                                                                                    -Planlama hatası (Amaca ulaşabilmek için yanlış plan yapılması ve kullanılması)       - Uygulama hatası (Planlanan bir işin amaçlandığı şekilde tamamlanamaması) şeklinde karşımıza çıkarlar.

Tıbbi hata tipleri de                                                                                                                          Tanı hataları                                                                                                                          Tedavi hataları                                                                                                                     Koruyucu tedavi hataları                                                                                                     Diğer hatalar şeklinde sıralanabilirler.

1)Tanı hataları;                                                                                                                                 Yanlış tanı “Ameliyat esnasında alınan biyopsiye yapılan Frozen incelemesinde yanlış teşhis konularak genişletilen meme, mide veya kalın barsak ameliyatları sonucu kişinin vücudunun bir kısmını kaybetmesi gibi”.                                                                                       Tanının gecikmesi “Tespit edilen bir lezyonun önemsenmemesi nedeni ile tedavide geç kalınması gibi”.                                                                                                                                Gereken testlerin uygulanmaması “Bir parmak muayenesi ile rektum kanseri teşhisi konularak yapılan ameliyat sonucu kişinin ömrünün geri kalan kısmında büyük abdestini karnından yapmasına neden olmak gibi”.                                                                                        Yanlış ya da değeri kalmamış, bilimsel olmayan testlerin uygulanması                               Testin uygulanmasında hata yapılması

2)Tedavi hataları                                                                                                                              İlaç uygulamasında doz ya da yöntem hatası                                                                   Ameliyat ya da işlemin uygulanmasında hata                                                                        Tedavinin geciktirilmesi                                                                                                       Tedavi seçiminde yöntem hatası                                                                                          Gereksiz / aşırı tedavi                                                                                                           Uygun olmayan tedavi

3)Koruyucu tedavi hataları                                                                                                  Koruyucu tedavinin uygulanmaması                                                                                 Yanlış yada eksik proflaksi uygulanması                                                                             Tedavi/hastalık izleminin uygunsuz ya da yetersiz yapılması                                  

4)Diğer hatalar                                                                                                                                 İletişimde yetersizliğe bağlı hatalar                                                                                           Kullanılan ekipmanın yetersizliğine bağlı hatalar                                                               Diğer sistem yetersizlikleri

Sık görülen medikasyon hatalarına ait istatistiklere baktığımızda (Thomas et al. Inquiry 1999) doz hatalarının %7.9-58.3, bilinen alerjiye bağlı hataların %4-12.9, yanlış ilaç kullanımına ait hataların %4-20.9, ilaçların veriliş şeklinde ait hataların %2-10, ilaçların veriliş sıklığında yapılan hataların %6-17 ve atlanan doz hatalarının %7 oranında olduğunu görmekteyiz.

9 Haziran 2005 tarihli  Akşam Gazetesinde Dr. Murat Kınıkoğlu’nun yazdığı bir yazıda “Amerika'da her yıl 250.000 kişi hastanede yatarken 'tıp tepmesi'nden, bir diğer deyimle 'tıbbi hatalar' yüzünden ölüyor, yani; Amerika'da her yıl 250.000 bin kişi hastaneye gitmese yaşayacak, gittiği için ölüyor....” diyerek                                                                                12.000 hastanın 'Gereksiz yere ameliyat edildiğinden'
 7.000 hastanın 'Hastanede yanlış ilaç verildiğinden'
 31.000 hastanın 'Hastanedeki diğer yanlışlardan'
 80.000 hastanın 'Hastanede kaptığı mikroptan' ve
 120.000 hastanın 'Verilen ilaçların yan tesirleri yüzünden‘ öldüğünü belirtiyor ve                            Acaba Türkiye'de her yıl kaç kişi hastanelerde 'tıp tepmesinden' ölüyor?                                   Acaba Türkiye'de her yıl kaç kişi ilaçların yan tesirleri yüzünden ölüyor?                                                Kaç kişi boş yere ameliyat ediliyor? Diye soruyor.

19/05/2005 tarihli Milliyet Gazetesindeki bir yazıda  Amerikan Tıp Enstitüsü’nün hastaneleri hastanın güvenliğine yoğunlaşmaya teşvik ettiği, bu yaklaşımın bazı tedavi merkezlerinde hata ve ihmale bağlı ölüm ve hastalık oranlarını yüzde 93 oranında azalttığı belirtiliyor.

Hastaneye yatışların %2,9'unda bir yan etki saptanmış ve bunların %53'ü tıbbi bir hata sonucu meydana gelmiş, %6,6'sı ölümle sonuçlanmış. Bu yan etkilerin %44,9'u ameliyatlara bağlı imiş ve bundan en çok sorumlu olanlar cerrahlar (%46,1) ve dahiliyeciler (%23,2) imiş.

 

Dünya Tabipler Birliği'nin 1992 yılında yaptığı 44. Toplantısı sonrası yayınladığı  “TIPTA YANLIŞ UYGULAMA KONULU BİLDİRGESİ”ni aynen buraya almak uygun olacaktır.

1.Tıbbi yanlış uygulama davaları aşağıdaki bir ya da birden çok gerekçe nedeniyle artmıştır:      a) Tıbbi bilginin artması, tıbbi teknolojinin gelişmesi, hekimleri geçmişte yapamadıkları bazı işlemleri yapmaya itmektedir, bu ilerlemeler, çoğunlukla ağır riskleri de içerir.                                                                                                                                                            b) Hekimler üzerinde, tıbbi hizmetlerin artan maliyeti ile ilgili baskı vardır.                        c) Elde edilebilir, varolan sağlık hizmetine ulaşma hakkı, garanti edilemeyen sağlıklı olma ve kalma hakkı ile karıştırılmaktadır.                                                                                         d) Medya; hekimlerin yeteneği, bilgisi, davranışı ve hastaya yaklaşımını sorgulayan olumsuz tutumu ile hastaları hekimlere karşı dava açmaya teşvik etmektedir.                              e) Artan davalar karşısında defansif =çekinik tıp uygulamasının dolaylı olmayan sonuçları dava konusu olmaktadır.                                                  

2.Tıbbi yanlış uygulama ile tıbbi bakım ve tedavi sırasında görülen ve hekimin hatası olmayan durumlar ayrılmalıdır.                                                                                                          a) Tıbbi yanlış uygulama (malpractice); doktorun tedavi sırasında standart uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan “zarardır”.                                                                                                                                      b) Tıbbi uygulama sırasında; öngörülemeyen bilgi ya da beceri noksanlığı sonucu oluşan ise; istenmeyen sonuçtur ve bunda hekimin sorumluluğu yoktur.                          

3.Ulusal yasalarda tıbbi zarar görmüş hastaların zararının karşılanabilmesi için herhangi bir engel olmamalıdır.                                                                                                                                 a)İstenmeyen sonuç hekim hatasına bağlı değilse, toplum hastanın zararının karşılanıp karşılanmayacağına ve eğer karşılanacaksa hangi kaynağın kullanılacağına karar vermelidir. Ülkenin ekonomik koşulları bu durumdaki hastalar için dayanışma fonları olup olmamasını belirleyecektir.                                                                                                              b)Her ülkenin yasaları tıbbi hataların zararlarının ödenmesi için yöntemleri ve zarar kanıtlandığında ödenmesi gereken miktarları belirlemelidir.

4.Ulusal Tabip Birlikleri; hem hastalar hem de hekimler için adil ve hakça bir ortam yaratmak için aşağıdaki faaliyetleri yapmalıdırlar:                                                                             a) Yeni teknolojinin içerdiği riskler konusunda halkı aydınlatmak, bu tür tedavi ve cerrahilerde hastanın bilgilendirilmiş onamını almak üzere hekimlere eğitim,                                    b) Tıptaki sorunları ortaya çıkarmak ve sağlık hizmetlerinde kaynak yetersizliği konusunda propaganda yapmak, kamuoyu oluşturmak.                                                                 c) Okullarda ve sosyal ortamlarda genel sağlık eğitimi programlarını yüreklendirmek,       d) Tüm hekimler için, klinik eğitim deneyimi de dahil tıp eğitiminin seviye ve niteliğini yükseltmek,                                                                                                                                            e) Hekimler için tıbbi hizmetlerin niteliğini artıracak programlar tasarlamak ve katılmak,                                                                                                                                          f) Bilgi ve becerisi yetersiz olan hekimler için uygun politikalar geliştirmek ve yetersizlik giderilene dek bu kişilerin tıp uygulamaları yapmalarının engellenmesini sağlamak. Halkı ve hükümetleri; savunmacı tıp uygulamasının çeşitli yönleri konusunda uyarmak(doktorların riskli girişimlerde bulunmama, hastaya el atmaması),                                  g) Halkı; tıbbi uygulamalar sırasında önceden tespit edilemeyen durumlar olabileceği ve bunların kötü uygulama olmadığı konusunda uyarmak.                                                             h) Kötü uygulama dışında oluşmuş tıbbi hatalar konusunda hekimlere sahip çıkmak, i) Tıbbi kötü uygulamalar için yasa ve yöntem geliştirmeye katılmak,                                  j) Avukatların bu konuda uygun olmayan istekler ve davalar için propaganda yapmalarına karşı aktif tutum almak.                                                                                     k) Kötü uygulama başvurularının mahkemelere gidilmeden çözülmesi için yaratıcı yöntemler bulmak.                                                                                                                               l) Hekimleri bu amaçla sigorta yaptırmaya teşvik etmek, eğer hekim bir kurumda çalışıyorsa işverenin bunu ödemesini sağlamak.                                                                                    m) Kötü uygulama olmaksızın bir zarar görmüş hastaların zararlarının ödenmesi için yapılan işlemlerde karar vermeyi kolaylaştırıcı danışmanlık yapmak.

Bu bildirgenin 4. Maddesinde bahsi geçen önerilerden girişimlerde aydınlatılmış onam alınması konusunda epey yol alındığı, özellikle hukuki sorunlarda hasta kayıtlarında onamın aranması, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasının tüm hekimler için zorunlu kılınması sevindirici uygulamalar olarak görülmektedir. Ancak tıp eğitiminin seviye ve niteliğinin yükseltilmesi ile ilgili öneri için aynı şeyi düşünmek maalesef mümkün değildir.

Her geçen gün tıp fakültelerinde öğrenci sayısının artması, ders saatlerinin azaltılması, bir çok konuda af çıkartılması eğitimin seviye ve niteliğini olumsuz etkilemektedir.

Hekim, mesleği ve uzmanlığı ile ilgili tıpta uygulanması benimsenmiş ve kabul edilmiş klasik bilgileri bilmek ve uygulamak zorundadır. Eğer kişi bilmesi gerekeni bilmez ise bu sorumluluğu getirir yani hekim meslekte herkesin bildiği ya da bilmesi gereken bir konuda açık hata yaparsa sorumlu olur.

Ceza Hukuku kusursuz suç olmayacağını belirtmektedir ve hukukta suçlar kasıtlı ve taksirli olarak ikiye ayrılır.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 22. maddesinde öncelikle taksirin tanımı yapılmış  ve; “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir” şeklinde tanımlanmıştır. Ancak hem kasıtlı hem de taksirli suçlarda ortak nokta eylemin istenerek yapılmasıdır.

Tıpta tanısı güç durumlarda, tanı yanlışlıkları ve endikasyon hataları her zaman mümkündür.  Günümüz hukuk anlayışında, hekimler ve diğer sağlık personeli çalışmalarını “izin verilen risk” kavramı çerçevesinde yerine getirirler ve her tıbbi müdahalenin normal sapmaları ve riskleri vardır.

Tıptaki  Komplikasyon” kavramı ile hukuktaki “Kabul edilebilir risk” kavramları eşdeğerdir.

Eğer ortaya çıkan bir komplikasyon                                                                                                - Zamanında fark edilmezse,                                                                                                     - Fark edilmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa,                                                      - Fark edilip önlem alınmasına rağmen yerleşmiş standart tıbbi girişimde bulunulmazsa karşımıza MALPRAKTİS olarak çıkar.

Klinik belirtiler bazen en deneyimli hekimleri bile yanıltabilir. Bu durumlarda açık bir hata veya ihmal varsa hekim kusurlu olur.

Acil hastayı kabul etmeme suç olabilir mi?

Bir eylemin yapılması suç olabileceği gibi,  yapılmaması da suç olabilir.

TCK 98. Maddesi “Yaşı, hastalığı veya yaralanması dolayısıyla ya da başka herhangi bir nedenle kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen ya da durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişi cezalandırılır” demektedir.

Tıbbi Deontoloji Tüzüğü 3. Maddesi “Tabip ihtisası ne olursa olsun gerekli bakımın sağlanamadığı olgularda zorunlu sebep olmadıkça ilk yardımda bulunur” demektedir.

Hasta Hakları Yönetmeliği 25. Maddesi “Kanunen zorunlu haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere hasta, kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir” demektedir.

Dünya Tabipler Birliği tıbbi malpraktisi “Hekimin tedavi sırasında standart güncel uygulamayı yapmaması, beceri eksikliği veya hastaya tedavi vermemesi ile oluşan zarar’’ olarak tanımlamaktadır.

Türk Tabipleri Birliği ise “Bilgisizlik, deneyimsizlik ya da İlgisizlik nedeniyle hastanın zarar görmesi”ni hekimliğin kötü uygulanması olarak tanımlamaktadır.

Hakim hukuk bilgisi ile karar veremeyeceği konularda o konunun uzmanı bir kişiyi bilirkişi olarak atamak zorundadır. İşte hekimler aleyhine açılan davalarda doğal olarak yine hekim bilirkişi tayin edilmektedir. Tıbbi uygulama hatalarında bilirkişinin delil olarak inceleyeceği belgeler hastanede tutulan tıbbi kayıtlardır.  Tıbbi kayıtlar delil niteliğindedir.  Bilimsel ve tıbbi kurallara uygun girişim yapıldığını, zamanında girişim yapıldığını, imkanlara göre yapılabilecek her girişimin uygulandığını belgeler.  Sorumlu tutulmayı önlemek için hastaya olan özen borcunun yerine getirildiğini belgelemek açısından gereklidir.

Tıbbi kayıtlar’ da;                                                                                                                   Olayla ilgili kısa bir hikaye,                                                                                                          Hastanın hastaneye geldiği andaki muayene bulguları,                                                                        Tanıya yönelik tetkik ve konsültasyon sonuçları,                                                                       Ameliyat öncesi konulan muhtemel veya kesin teşhis,                                                                     Planlanan ameliyat, uygulana ameliyat, ameliyat bulguları, uygulanan anestezi,                Hastanın ameliyat sonrası muayene bulguları,                                                                     Hastaneden ayrılıncaya kadar yapılan muayene bulguları,                                                      Hastaneye geldiğinden taburcu olana kadar uygulanan tüm medikal tedaviler,                 İstenen tüm tetkik ve konsültasyon sonuçları,                                                                    Ölüm halinde ölüm zamanı ve sebebine ait bilgiler yer almalıdır.

1991 yılı Kasım ayında Malta’da toplanan 43. Dünya Tıp Kongresinin yayınladığı Malta Bildirgesi; “Hastanın kendi aldığı karara saygı göstermek hekimin görevidir.  Hekim, müdahale etmeden önce hastayı durumdan bilgilendirerek iznini alır, ancak acil durum ortaya çıktığında, hekim hasta için en iyi olanı yapmak zorundadır” demektedir. 

Aydınlatılmış hasta onamı alınmadan yapılan bir girişim hukuka aykırılık unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır.

 Aydınlatılmış Hasta Onamı: Herhangi bir girişimin ilk şartı hastanın aydınlatılmış onamının alınmış olmasıdır. Bunun için hekimler tespit ettikleri tablo ve ortaya çıkabilecek sonuçları ile ilgili olarak hastalarını yeterince bilgilendirmeleri ve bunu yazılı olarak almalıdırlar. Bu onam alınmadan yapılan bir müdahale sonucunda kabul edilebilir risk sınırları içinde bir komplikasyonla karşılaşılması durumunda dahi hastalar şikâyetçi olabileceklerdir.  Kötü bir sonuç halinde rızanın ispatlanması hekime ait bir yükümlülük olduğu için rızanın yazılı olması gereklidir (HUMK 287. madde).

Institute of Medicine (IOM)’in tıbbi hataların önlenmesi ile ilgili önerileri;                      - Ulusal Hasta Güvenliği Merkezi kurulması, bu merkezin konu ile ilgili yapılacak çalışmaların amaçlarını belirlemesi, liderlik ve araştırma planlanmasında rol alması,              -  Tüm sağlık kuruluşlarında isteğe bağlı veya zorunlu tıbbi hata bildirim sisteminin kurulması,                                                                                                                                  - Sağlık hizmetlerini ödeyen kuruluşların hasta güvenliği konusunda iyileştirme yapan kurumlara öncelik tanıması,                                                                                                                 -  Sağlık hizmeti veren yerlerde “HASTA GÜVENLİĞİ”  kültürünün yaratılması.

Hasta güvenliğini sağlamak için sağlık kuruluşlarının Akredite olması gerekmektedir.                                 Peki AKREDİTASYON ne demektir? Laboratuarların ve muayene kuruluşlarının üçüncü bir tarafça belirlenen teknik kriterlere göre çalıştığının bağımsız ve tarafsız bir kuruluş tarafından onaylanması ve düzenli aralıklarla denetlenmesidir.                                                                  

NEDEN AKREDİTASYON?                                                                                                        Hasta güvenliği ve hasta bakım standartlarının mevcut kalitesini uluslararası alanda                rekabet edebilir düzeye taşımak,                                                                              Bütün çalışanların katılımı ile                                                                                                         “Kalite”                                                                                                                                “Hasta güvenliği” ve                                                                                                            “Sürekli gelişim” anlayışını organizasyon kültürü haline getirmek için gereklidir.

Akreditasyon neyi başarmayı hedeflemektedir?                                                                  Kaliteyi geliştirmek,                                                                                                             Maliyetleri azaltmak,                                                                                                            Sağlık bakım hizmetlerinin etkinliği artırmak,                                                                     Halkın güvenini güçlendirmek,                                                                                            Sağlık hizmetlerinin yönetimini geliştirmek,                                                                       Eğitim sağlamayı hedeflemektedir.

Örnek olarak çalıştığım kurumu gösterebilirim.  Uludağ Üniversitesi Sağlık Kuruluşları olan Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi (SUAM) ile Atatürk Rehabilitasyon Uygulama ve Araştırma Merkezi (ARUAM) 3 senelik bir çalışma sonrası yaptığı müracaat ile JCI (Joint Commission İnternational) tarafından 15/12/2007 tarihinde akredite edildi ve 3 sene sonra 15/12/2010 tarihinde yapılan tetkik ile bu süre 3 sene daha uzatıldı.

Hasta güvenliğini bir örnek ile açıklamak isterim. Ameliyat edilecek bir şahsın taraf belirlemesi ameliyattan önceki gün doktoru, hemşiresi ve hasta tarafından tespit edilerek işaretlenir  ve FR-ACB-01 Kod numaralı “Güvenli GirişimKontrol Formu” doldurularak imzalanır. Ameliyathane girişinde Genel Onam Formu, planlanan ameliyat ve anestesi için ayrı ayrı alınmış Aydınlatılmış Hasta Onam Formları, Güvenli Girişim Kontrol Formu mevcudiyeti, kaşe ve imzaların tamam olması kontrol edilerek hasta ameliyathaneye alınır, anestezi öncesinde hasta uyanık iken ameliyat ekibi tarafından hasta ile birlikte tekrar taraf tespiti yapılarak hasta üzerindeki işaret kontrol edilir, tüm aşamalar yüksek sesle hemşire ya da girişim ekibinden bir kişi tarafından okunur ve aynı form üzerinde kayıt yapılarak imzalanır  ve bundan sonra anestezi başlayarak ameliyata geçilir. Görüldüğü gibi hata riskini tamamen ortadan kaldırmak için yapılabilecek işlemlerin tamamı uygulanmaktadır.

Hastanemiz çalışanları bunun gibi 600 civarında Aydınlatılmış Hasta Onam Formu, 650 civarında Form, Tutanak, Çizelge, Liste ve Protokol yanında yüzlerce Prosedür ve Talimat ile hasta güvenliğini en üst seviyeye çıkartabilmek için devamlı bir uğraş içindedir.                                 Bu çalışmalar http://sakur.uludag.edu.tr   adresinde Dökümanlar başlığı altında görülebilir.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim