• BIST 98.808
  • Altın 229,000
  • Dolar 5,7932
  • Euro 6,7050
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 23 °C
  • İzmir : 21 °C

Tıp Fakültesini Tercih Edeyim Mi?

Tevfik Özlü

Bugünlerde on binlerce gencimiz, bir taraftan ÖSS sonuçlarını beklerken; diğer taraftan meslek tercihi için karar verme aşamasında bulunmaktadır. Mesleğini çok seven bir hekim ve aynı zamanda tıp fakültesi öğretim üyesi olarak, bu gençlerimiz arasından tıp fakültelerini tercih etmeyi düşünenlere yardımcı olmak üzere, tıp eğitimi ve hekimlik mesleği hakkında bazı açıklamalarda bulunmak istiyorum.

Hekimlik, evrendeki en değerli varlık olan insana ve insanın en değerli varlığı olan sağlığına hizmet eden onurlu, dünyanın her yerinde geçerli ve her toplumda itibarı olan bir meslektir. Tarihin her döneminde olduğu gibi gelecekte de hekimlik, en fazla ihtiyaç duyulan bir meslek olmaya devam edecektir. Teknoloji ve modern yaşam biçimi hastalıkları yok edememiş, aksine insan ömrünün uzamasıyla müzmin hastalıklara yakalanmış hasta populasyonunda büyük artış olmuştur. Ayrıca, eğitim düzeyinin artması ve sosyoekonomik durumun düzelmesiyle insanların sağlıklarına ilgileri artmaktadır.

Genel sağlık sigortası arayışları, giderek yaygınlaşan özel sağlık sigortaları ve özel sektörün sağlık alanındaki yatırımlarının artmasıyla, insanımızın sağlık hizmetlerinden yararlanma alışkanlığı artacaktır. Ülkemizde kimi merkezlerde dengesiz dağılıma bağlı olarak yer yer hekim fazlalığı varsa da, yakın gelecekte kapatılamayacak ölçüde hekim açığı mevcuttur.

Hekimlik farlı kişilik ve karakterlerden kişilerin ilgi ve sevgiyle yapabilecekleri bir meslektir. Meslek içinde farklı uzmanlık alanlarında çalışma imkanı söz konusudur. Birinci, ikinci ve üçüncü basamaklarda, çok sayıdaki cerrahi ve dahili branşlarda, koruyucu ve tedavi edici alanlarda çalışmak mümkündür. Hekimlerin kamu ve özel sektöre ait kurumlarda çalışma imkanları yanında; muayenehane veya laboratuarlar açarak bireysel hizmet vermeleri de mümkündür.

Uzmanlık alanına, çalıştığı yer ve koşullara ve kişiliğine bağlı olarak hekimlerin iş yoğunluğu, kazançları ve manevi olarak mesleklerinden aldıkları tatmin duyguları çok değişmektedir. Hekimlerin akademisyenliğe geçişleri de kolay olmaktadır. Tıp fakültesini bitiren bir gencimiz, yüksek lisans yapmaksızın diğer mesleklerde doktoraya eşdeğer tutulan tıpta uzmanlık programlarına başvurabilmektedir.

Tıp eğitimi biraz uzun sürmektedir. Yabancı dil hazırlık sınıfı olan fakültelerde 7 yıl, diğerlerinde 6 yıldır. Bunun, hazırlık hariç ilk 2-3 yılı temel ders ve uygulamalarla; ikinci dönemi kliniklerde staj ve uygulamalı eğitimle geçmektedir. Son yıl ise teorik ders ve sınav olmaksızın, tamamen uygulamalı intörn hekimlik dönemidir. Eğitimin büyük bir kısmı laboratuarlarda, klinik ve polikliniklerde ve hasta başı uygulamalarıyla geçtiği için, tıp tahsili durağan, sıkıcı ve monoton değildir. Ancak, yük fazladır. Bu nedenle düzenli ve yoğun bir çalışma gerektirmektedir.

Tıp fakültesini tamamlayan bir öğrenci, pratisyen hekim olarak mezun olmaktadır. Birinci basamak olan sağlık ocakları ve dispanserler ile kamuya veya özel sektöre ait poliklinikler ile hastanelerin bazı ünitelerinde çalışabilmektedirler. Pratisyen hekimler de dilerlerse muayenehane açabilirler. Ancak bu, genellikle küçük ve uzman hekimlerin yeterli olmadığı yerleşim merkezlerinde mümkün olabilmektedir.

Ülkemizde, sağlık sistemimizden kaynaklanan bir sorun, pratisyen hekimlerin çalışma koşullarının tatmin edici olmamasıdır. Gerek ekonomik ve gerekse sosyal statüsünün tatmin edici olmaması nedeniyle, çoğu pratisyen hekim, uzmanlık peşine düşmektedir. Belirli bir branşta uzman olabilmek için TUS sınavında başarılı olmak ve ortalama 4-6 yıl süreyle eğitim hastanelerinde uzmanlık öğrencisi olarak çalışmak gerekmektedir. Yani, Tıp fakültesini bitirip mezun olduktan sonra da tekrar ÖSS benzeri bir sınav sizi beklemektedir. Uzmanlık eğitimi memur statüsünde (maaşlı) ve pratik ağırlıklı bir eğitimdir. Özellikle bazı branşlarda ve merkezlerde, ağır koşullarda (sık nöbetler, aşırı iş yükü) çalışılmaktadır.

Tıp eğitimi, sadece tıp fakültesiyle sınırlı olmayıp, mezuniyet sonrasında da devam etmektedir. Tıp, çok hızlı değişen, yenilenen bir bilimdir. Hekimler, hayat boyu okumak, yenilikleri takip etmek, kendini geliştirmek zorundadır. Mesleğe atıldıktan sonra da bilimsel toplantılara, kurs ve kongrelere katılmaları, alanlarında dergi ve kitapları sürekli takip etmeleri gerekmektedir. Okumayı sevmek ve yabancı dil bilmek, iyi bir hekim olmak için çok önemlidir.

Hekimlik mesleği hata kaldırmaz. Her an dikkatle, özenle çalışmayı gerektirir. Basit bir ihmal, dikkatsizlik, tedbirsizlik, acemilik ile çok ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir. Ölümcül komplikasyonlar doğabilir. Avrupa Birliği sürecinde hekimlerin hukuki sorumlulukları giderek artacaktır. Hekimlik, yüksek riskli bir meslektir. Ortaya çıkabilecek mesleki kusurlar ve hatalı uygulamalar, hekimlerin ceza ve tazminat davalarına konu olmalarına ve ağır tazminatlara mahkum edilmelerine yol açabilir.

Hekimlik, yüksek sorumluluk ve özveri gerektiren bir meslektir. Gecesi-gündüzü; hafta içi-hafta sonu yoktur. Hekimlerin mesai kavramı, pek olmaz. İnsanlar her an hastalanabilirler, kaza geçirebilirler ve hekimin kapısını çalabilirler. Nöbetler, acil müdahaleler hekimliğin vazgeçilmezleridir. Hekimler, hastaları için vardırlar. Sağlık çalışanları, hasta karşısında kendilerine ait motivasyonlarla hareket edemezler. Sadece, hastasının yararına ve onun gereksinimini karşılamak üzere çalışırlar. Bu bakımdan, hastalarla hekimler arasında diğer mesleklerde olduğu gibi sıradan bir üretici-tüketici ya da satıcı-müşteri ilişkisi kurulamaz. Kuşkusuz, her hekimin meslek onuruna yakışır bir şekilde saygınlığın ve kazancının olması hakkıdır. Ama, para veya ün kazanmak için hekim olunamaz. Bu nedenle önceliği para kazanmak olan kişiler, tıp dışından tercih yapmalıdırlar.

Hekimlik, ileri bir muhakeme gücü gerektirir. Hastalıkların teşhis ve tedavisi, ezber metinlerle; herkese uygulanabilir standart şablonlarla yapılamaz. Her hasta, çözülmesi gereken bir muammadır. Hekim, analiz ve sentez yeteneği ile hastadan elde edilen bulguları değerlendirilerek sonuca ulaşır. Bu bakımdan hekimlerin her an yüksek bir beyin faaliyetini sürdürmeleri ve bu tür uğraşıdan keyif alabilmeleri gerekir. Laboratuar branşlar hariç, hekimlerin çoğu her gün çok sayıda hasta ve hasta yakınıyla bire bir yüz yüze ilişki kurmak zorundadırlar. Bu bakımdan hekimlerin insan ilişkilerinde başarılı, diyaloga açık kişiler olmaları gerekir.

Son söz olarak, mesleki başarıda en önemli faktörün, işini severek yapmak olduğunu vurgulayarak gençlerimize, hayat boyu keyifle çalışıp mutlu olacakları mesleği tercih etmelerini öneriyorum.

 

Bu yazı toplam 2812 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim