• BIST 90.529
  • Altın 213,679
  • Dolar 5,3738
  • Euro 6,0725
  • İstanbul : 14 °C
  • Ankara : 5 °C
  • İzmir : 13 °C

TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN HER KADEMESİNDEN HEMŞİRE YETİŞİYOR

                     TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN HER KADEMESİNDEN HEMŞİRE YETİŞİYOR
...ülkemiz hemşirelik eğitim sisteminde fakülteleşme sürecine geçilmiş olması, meslek ve toplum sağlığı adına ne önemli ise, ortaöğretim düzeyinde eğitiminin sürdürülmesi yönünde anlayışların varlığı aynı ölçüde kaygı verici olmaktadır. ...

       

 

  Hemşirelik Fakültesi kurma yolunda yıllardır verilen çabalar nihayet sonuçlanarak, Türk hemşirelik eğitim sistemine yeni bir statü daha eklendi.  İstanbul Üniversitesi bu alanda bir ilki  gerçekleştirdi ve bünyesinde  faaliyet gösteren Florence Nightingale Hemşirelik Yüksek Okulunu,  aynı isimle Hemşirelik Fakültesine dönüştürmeyi başardı.  Bu gelişme hemşirelik kamuoyunda büyük bir coşku ile karşılandı. Çok sayıda meslek üyesi ve meslek örgütleri memnuniyetlerini, bu süreci kararlı bir şekilde yöneterek başarı ile sonuçlandıran İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet’ e kutlama ve teşekkür mesajları ile ifade ettiler.  Meslek üyelerini memnun eden bir başka konu ise bu gelişme ile eş zamanlı olarak yüksek okulların fakülteye dönüşümü ile  ilgili  kriterlerin belirlenmesi  ve söz konusu kriterlere erişimi başaran  diğer hemşirelik yüksek okullarına  da benzer şekilde  fakülteleşme yolunun  açılması oldu.  

         Türkiye’de hemşirelik eğitiminin diğer sağlık disiplinleri eğitiminden en önemli farkı, meslek unvanının, orta öğretim ve orta öğretime dayalı yüksek öğretim düzeyinde verilen iki farklı eğitimle kazanılmasıdır.  Cumhuriyet dönemi ile birlikte başlatılan ortaöğretim düzeyinde hemşirelik eğitimi, 1960’lı yıllarda üniversite içinde yüksek okul programlarının açılmasına karşın, kısa süreli kesinti ile varlığını günümüze kadar sürdürdü. 1985 yılında Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okullarında açılan iki yıllık ön lisans programları, 1996 yılında  Sağlık Yüksek Okulları içinde  4 yıllık hemşirelik eğitim programlarına dönüştürüldü.  Bu arada,  fakülteye dönüşme amaçlarını sürekli gündemde tutan  Florence  Nightingale Hemşirelik Yüksek Okulu ve  diğer bazı  Hemşirelik Yüksek Okullarının  başlattığı  girişimler, bazı dönemlerde  belirli bir aşamaya kadar getirilmesine karşın sonuçlandırılamadı.  

Hemşirelik fakültesi olma yönünde ümitlerini kaybeden hemşirelik yüksek okullarının bir kısmı,  üniversitelerin tıp dışındaki sağlık disiplinlerini içinde barındıran Sağlık Bilimleri Fakültesi altında, hemşirelik bölümü olarak yaşamını sürdürme kararı aldı ya da zorunlu tutuldu. Bu gün gelinen noktada ülkemizde mevcut hemşirelik eğitim sistemine bakıldığında, bir yandan 2007 yılında güncellenen Hemşirelik Kanunu’nun geçici maddesi  ile 5 yıl süreli açık tutulması öngörülen, sağlık meslek liselerinde  hala hemşirelik eğitimi verilirken, diğer yandan, üniversite bünyesinde Hemşirelik Yüksek Okulları,  Sağlık Yüksek Okulları ve Sağlık Bilimleri Fakülteleri’nin hemşirelik bölümlerinde  4 yıllık lisans düzeyinde eğitimin sürdürüldüğü görülmektedir.   

Ülkemizde hemşirelik eğitiminde en fazla tartışma yaratan bir diğer  model,meslek lisesi mezunu hemşirelere Açık Öğretimle  ön lisans tamamlama ve   ön lisans tamamlama programından mezun olanlara  uzaktan eğitim lisans tamamlama programlarının uygulanması olmuştur.  Bu çeşitliliğe son olarak eklenen ve İstanbul Üniversitesi’nde kuruluşu gerçekleştirilen Hemşirelik Fakültesi ise hemşirelik eğitim sisteminde bir numaraya yerleşerek, sistemi taçlandırmıştır.    

 Fakülte ve yüksek okullar,  üniversitelerin  lisans düzeyinde eğitim veren kurumları olmalarına karşın, ÖSS puanlama sisteminde  fakülteler  ve fakültelere bağlı bölümlere  sayısal 2 ile öğrenci kabul edilirken yüksek okullara sayısal 1 den öğrenci alınmaktadır. Diğer yandan her iki kurumun üniversite organlarında temsili açısından farklılıklar olmakta, fakülte dekanları, üniversitelerin senato ve yönetim kurulu üyesi olarak yer alırken, yüksek okul müdürleri  sadece senatoda temsil edilmektedirler. 

Mevzuat açısından bakıldığında,  2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda yüksek okul ve fakülte kavramlarının,  yükseköğretim başlığı altında, ancak ayrı ayrı tanımlandığı görülmektedir. Yüksekokul, “belirli bir mesleğe yönelik eğitim öğretime ağırlık veren bir yükseköğretim kurumu” olarak, fakülte ise “yüksek düzeyde eğitim - öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan; kendisine birimler bağlanabilen bir yükseköğretim kurumu olarak tanımlanmaktadır. Aynı kanunda meslek yüksek okulları ise “belirli mesleklere yönelik ara insan gücü yetiştirmeyi amaçlayan dört yarı yıllık eğitim - öğretim sürdüren bir yükseköğretim kurumu” olarak tanımlanmaktadır.    

       Bu tanımlar doğrultusunda,  ara insan gücü yetiştirmeyi hedefleyen meslek yüksek okulu, mesleğe yönelik eğitime ağırlık veren yüksek okullar ve şimdi de yüksek düzeyde eğitim araştırma yapan ve kendisine birimler bağlanabilen fakülte  mezunları olmak üzere yüksek öğretim bünyesinde üç tip eğitimden geçen  hemşire insan gücünün sağlık sistemi içinde yer alacağı anlaşılmaktadır.  Diğer yandan Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde, sağlık meslek liselerinde verilen hemşirelik eğitimi ise Ortaöğretim Yönetmeliği’ne bağlı olarak sürdürülmektedir.

Söz konusu yönetmelikte orta öğretimin amacı şu şekilde ifade edilmektedir; “… öğrencilerin ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda yüksek öğretime veya hem mesleğe hem de yüksek öğretime veya hayata ve iş alanlarına hazırlanmalarını sağlamaktır.”  Yönetmelikte açık olarak belirtildiği gibi, kişiyi ilgisi doğrultusunda yüksek öğretime veya  meslek edinmeye hazırlığı amaçlayan bir eğitim programından,  insan sağlığı gibi  önemli alana hizmet verecek  meslek üyesi mezun edilmeye çalışılmaktadır.  Diğer yandan, çocuk yaşta bu programlardan mezun olanlar  ile yüksek eğitim programlarından  mezun olanlar, sistemde aynı  unvanla, aynı işlerden sorumlu tutulmaktadırlar. Üstelik sorumlu tutuldukları işlevlerin bir çoğunun  hemşirelikle ilgisi günümüzde  tartışma götürürken…. 

Sonuç olarak,  ülkemiz  hemşirelik eğitim sisteminde fakülteleşme sürecine geçilmiş olması, meslek ve toplum sağlığı adına ne  önemli ise,  ortaöğretim düzeyinde  eğitiminin sürdürülmesi yönünde  anlayışların varlığı  aynı ölçüde kaygı verici olmaktadır.

Yazan:Prof. Dr. Aytolan YILDIRIM (İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Yüksekokulu  Hemşirelikte Yönetim Anabilim Dalı Başkanı)

BU YAZI SAĞLIĞINSESİ GAZETESİNİN 25. SAYISINDA YAYINLANMAKTADIR.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim