• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul : 9 °C
  • Ankara : 10 °C
  • İzmir : 16 °C

Gözbilimlerinin Gözbebeği...

<U><I>Gözbilimlerinin Gözbebeği...</I></U>
Dilek Süzen

"...Eskiden beri: "Yabancıdil öğrenen bir kimse kendi anadilini de daha iyi bilir" denir. O söz bir sömürgeci yalanıdır, sakın inanmayın. Sözel yetenekleriniz ancak anadil ya da birincidilde işlenebildiği ölçüde yabancıdiliniz gelişebilir. Yabancı terimli ve karma sözlüklü iletişimde ne anlam kaçakları denetlenebilir, ne de yalnızca yabancı terim anlamını bilmekle o sapmalar giderilebilir. Tıp dilinde öğretim yalnızca Türkçe ile, iletişim ise ya katıksız anadilde, ya da bütünüyle yabancıdilde olabilir."

Türk Oftalmoloji Derneği 41. Ulusal Kongresi bu yıl Türk Tabipler Birliği eski başkanı Dr. Füsun Sayek anısına adanmıştı. 30 Ekim - 2 Kasım günlerinde Antalya - Beldibi, Sungate Port Royal Kongre Merkezinde toplanan kurultaya 2500 dolayında üye ve konuk bilim adamı katıldı.

Dört gün boyunca 1184 ayrı çalışma değişik biçimlerde sunuldu. Bu kurultayda "bilim dili Türkçe"ye özel bir yer ayrılmış.

Dernek başkanı Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik "TOD Sözlük Projesi" nde 1422 terime ulaşıldığını duyururken, ikinci başkanı Prof. Dr. Reha Ersöz?ün "gözbebeğimiz" olarak nitelediği Türkçenin gözbilimleri alanında ?etkili ve güzel? kullanımına özen gösterileceğini bildirdi.

?Dil birlikteliği ve bilim dili olarak Türkçe? konusunun canlı tutulması, terimlerdeki yabancılaşmaya ?gereken duyarlık?ın gösterilmesi ayrıca istendi.
Sayın Prof. Dr. Ersöz, alan terimlerinde bir ?kargaşa? yaşandığı kanısında. Ona göre, dile yerleşen ?retina? terimi yerine ?görsel ağ tabakası?, ya da ?konjonktiva?yerine ?beyaz tabaka zarı? denmesin ama, örneğin ?konjunktiva? mı yoksa ?konjonktiva? mı söylenecek, ona karar verilsin; ?etkinlik? dururken ?aktivite, aktivasyon, ?küçük kesi? yerine ?small insizyon, small insicion?, ... denmesine ise kesinlikle karşı.

İlk gün, terimler üzerine Prof. Dr. Ercan Öngör?ün yönettiği açıkoturumda konuk konuşmacı idim. Sayın Prof. Dr. Öngör, bilimsel uğraşı, yönetim görevleri, örgütlenme çalışmaları yanında, alan iletişimine, Gözbilimleri alan-dilinin gelişmesine büyük katkı sağlamış. Gözbilimlerinde öğretimin olabildiğince Türkçe terimlerle yapılmasını istiyor. Bütün doktorlar Türkçeye özen gösterilmesinden yana. Dildeki yabancılık acaba ağır iş yüküne, alandaki hızlı gelişmelere bağlanabilir mi?

Bildirileri dinleyenlerden: gerek sunumda (hem tıp dili hem de tıp dışı sözcükler açısından), gerek slaytlarda, gerekse kurultay kitapçığındaki bildiri özetlerinde bilim dili olarak Türkçe kullanımını en başarısızdan en başarılıya doğru (1 2 3 4 5) dereceden biriyle belirtilmesi isteniyordu.

Katarakt cerrahisi üzerine beşli bir oturumu ben de izledim.
Tümcelerde, terimler, kısaltmalar İngilizce ya da ikili (IOL = GİL), terim-dışı sözcükler ya İngilizce ya da Türkçe, dizimsel ekler yalnızca Türkçe idi. Kimi örnekler: ?sferik aberasyonu arttırır, 51 gözde restor implante ettik, aksiyel uzunluk, korneal astigmatizma, flep komplikasyon glare halo, rotasyonel stabilite, retraktif range ekschangi, single piece platform, optik fokus kalitesi, glareli, glaresiz değerler normal range içi, ... .?

Görsel destekle sunulunca bildirileri yüzeysel olarak ben de anladım. Demek ki, alan dışından birinin o dili anlaması, çok iyi Türkçe ve İngilizce bilmenin ötesinde dilci de olmasına bağlı.

Gözbilimleri alanında çalışan öğretim üyeleri ile tıp doktorlarının Türkçe?ye eğilmeleri çok sevindirici. Beğenilir bir türkçeleştirme için önce aktarılmış olan eski yabancı terimlerin bir dizini yapılmalı, o terimler ad, eylem, sıfat ya da alana uyan değişkenlere göre ayrıldıktan sonra hangilerinin çekirdek terimler hangilerinin yan terimler olduğu belirlenmeli.

Tıp bilimleri arasında bir eşgüdüm ile türkçeleştirilecek terimler ortak kullanıma sunulmalı. Tutunabilir bir Türkçe terim yabancı terimden ya daha kısa, ya da eş uzunlukta olmalı. Türevin parçaları iletilen anlamı bir ölçüde çağrıştırarak sesel beğeniyi de yakalamalıdır. Sağlığımızı gözeten üstün yetenekli bireylerin özveriyle çalıştığı bilimsel bir alanda istenirse başarı sağlanabilir.

Sorun, bir yandan anlatım, öte yandan terim yapmada isteksiz davranılmasından kaynaklanmış: "Hazırı varken Türkçesiyle neden uğraşayım! Başka işim mi yok!" denmemeli.

Üstelik bu işlem bir terim yapma değil, Türkçeye aktarılmış olan yabancı eski terimlerin Türkçeye çevrilmesidir. Bu yapılamıyorsa, hiç olmazsa yeni girenlere hemen karşılık bulunmalı. Türkçe tıp öğretim-dilinin daha çok yabancılaşmasına izin verilmemeli.

Ahmet Mithat Efendi (1871-) ile Şemsettin Sami (1897-) Osmanlıca için: ?Bu nasıl bir dil ki, Araba söylesen anlamaz, Aceme söylesen anlamaz, Türke söylesen anlamaz!? demişler.

Dileriz, alanda çalışan öğretim üyeleri ile doktorlar Tıp dilinde öyle iletişim-ötesi bir yabancılaşmayı kısa sürede önlerler.


Eskiden beri: ?Yabancıdil öğrenen bir kimse kendi anadilini de daha iyi bilir?, denir. O söz bir sömürgeci yalanıdır, sakın inanmayın. Sözel yetenekleriniz ancak anadil ya da birincidilde işlene-bildiği ölçüde yabancıdiliniz gelişebilir. Yabancı terimli ve karma sözlüklü iletişimde ne anlam kaçak-ları denetlenebilir, ne de yalnızca yabancı terim anlamını bilmekle o sapmalar giderilebilir. Tıp dilinde öğretim yalnızca Türkçe ile, iletişim ise ya katıksız anadilde, ya da bütünüyle yabancıdilde olabilir

Yazan:
Prof. Dr. Ömer DEMİRCAN
Okan Üniversitesi Öğretim üyesi


Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim