• BIST 99.065
  • Altın 228,803
  • Dolar 5,7905
  • Euro 6,7009
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 22 °C
  • İzmir : 23 °C

Vefa Üzerine Birkaç Söz…

Faik Çelik



Sokrat?a (MÖ 470-399) Atina?lı gençlerin ahlakını bozmak ve Atina tanrılarına inanmamak suçuyla ölüm cezası verildiğini bilirsiniz. Yetmiş yaşındaki filozof cezasının yerine getirilmesi için götürülürken karısı arkasından bağırır. ? sana haksızlık ettiler?. Sokrat karısına döner : ?sus öyle söyleme ya haklı olsalardı ?? der. Nereden mi hatırıma geldi bu anekdot ?

Geçenlerde bir süre hizmet verdiğim bir kurumun etkinliğinde neden bulunmadığımı soran dostlara yönetim tarafından davet edilmediğimi söylediğimde ?ama bu haksızlık? dediler, ben de yukarıdaki hikayeyi hatırlayarak aynı cevabı verdim ?ya haklı olsalardı daha mı iyiydi ??

Vefa bir borçluluk hissidir, sevgiyle bağlı olmadır, sevgiyi sürdürmedir, hatır bilmektir.
Güvenle birliktedir, zor kazanılır ve kolay kaybedilir. Bazen tam da ona ihtiyacınız olduğu bir anda ortaya çıkar, bazen de beklersiniz gelmesini, Godo?yu bekler gibi. Vefa değerli birisini kaybettiğimizde arkasından aklımıza gelen bir duygudur . Önemli olan insanlara yaşarken de vefa göstermektir. Ama genelde bu duygu ölümden sonra ortaya çıkıyor nedense.

Aslında vefayı hak ettiğine inanarak başkasından beklemek, istemek ayıptır, hatta hak eden birisine karşı vefa duymamaktan daha çok ayıptır. O zaman bu yazıyı neden yazıyorum ki , ayıp ettiğimi bile bile?. Vefa günümüzde gittikçe kaybolan insani bir duygu, insan ilişkilerinde yoğun yaşanılması gereken bu duyguyu sadece hatırlatmak istedim, bu nedenle yazıyorum, ?ayıpsa ayıp??. Vefa göstermemek, vefasızlık çok kolaydır, unutuverirsin gider...

Vefasızlığın örneklerini siyasetten sanata, tıptan günlük yaşamda her alanda görmekteyiz. Bu konuda Semmelweiss?ın hazin öyküsünü ?İlaç Kokulu Kitap? isimli kitabımda genişçe yazmıştım.

Amerika?da Boston tıp Fakültesinde ünlü cerrah Warren?in yaptığı boyundan bir tümör çıkarılması sırasında W.T Green Morton tarafından 16 Ekim 1846?da eterin ilk kez kullanıldığı yakın zamana kadar kabul görüyordu. Ancak eteri ilk klinik kullanıma sokan kişinin Dr. Crawford Long olduğu ortaya çıkınca vefa örneği gösterilip adına anıt dikilmiş ve eteri kullandığı 30 Mart 1842 tarihi ?doktor günü? olarak kutlanmaya başlanmıştır.

Bizde Cemil Topuzlu Paşa?ya gösterilen vefa iyi bir örnektir, ancak aynı vefa Türk Tıbbını uluslar arası tıp camiasında çok daha fazla tanıtan kendi adıyla anılan hastalığı bulan Hulusi Behçet?ten esirgenmiştir. Bu büyük bilim insanı adına kurulmuş ne bir vakıf, adı verilmiş ne bir cadde, ne bir ulusal kütüphane ne de bırakın Tıp Fakültesini bir Yüksek Okul veya Enstitü yoktur.

Bu vefasızlıktır.
Hocalarımıza vefa borcumuzu ödeme konusunda hekim kamuoyu olarak sınıfta kaldığımızı düşünüyorum.

Bu konuda nadide bir aykırı örnek Cerrahpaşa Tıp Fakültesi cerrahi anabilim dalı başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Göksoy? dur. Dr. Göksoy başta cerrahi hocaları olmak üzere Türk tıbbına emeği geçmiş hocalarımızla ilgili çalışmalar yapmakta, yazılar yazıp ve yayınlamakta, bu hocalar adına özel oturumlar veya bilimsel etkinlikler düzenlemekte, arşiv çalışmaları yapmaktadır. Genç kuşak hekimler bugün Prof. Dr Nissen?i, Ord .Prof. Dr Burhanettin Toker?i, Prof.Dr. Selçuk Aybar ve nice değeri Dr. Göksoy?un çalışmalarıyla tanımaktalar.

Yeri gelmişken çok sık yapılan bir yanlışı da vurgulamak gerekir. ?Ahde Vefa? (Lat. Pacta Sund Servanda), aslında bir hukuk terimidir, iyi niyet ilkesine dayanan , devletlerin yaptıkları anlaşmalara riayet edecekleri düşüncesi ile ortaya çıkmış bir kuraldır. Ahd, iki tarafın sözleşmesi demektir, ahde vefa, verdiği sözü yerine getirmek olur ki sadece devletler hukukunda değil, borçlar hukukunda, İslam hukukunda da yer alan yazılı olmayan bir kuraldır. Halk arasında genel olarak yanlış kullanılmaktadır, genelde her türlü vefa içeren duyguların ifadesinde kullanılmaktadır.

Tam karşılığı verilen sözün tutulmasıdır. Vefa ile ilgisi yoktur. Yazımızı bir kara mizah örneği ile sonlandıralım. Osmanlı?nın son dönem Şeyhülislamlarından birisi de Veli Efendi?dir. Yani ülkemizin en büyük açık hava kumarhanesi olarak nitelendirebileceğimiz hipodromun adı bir Şeyhülislam?a aittir. Bu ironik durumu vefayla bağdaştırmak ise olsa olsa bir kara mizahtır.


Bu yazı toplam 2241 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim