• BIST 102.270
  • Altın 149,533
  • Dolar 3,5485
  • Euro 4,2033
  • İstanbul : 23 °C
  • Ankara : 13 °C
  • İzmir : 15 °C

"Ümidimi Kaybetmek İstemiyorum"

"Ümidimi Kaybetmek İstemiyorum"
..."ümitliyim ve bu ümidimi yitirmek istemiyorum. Ümidimi yitirdiğimde, yitip giden sadece benim ümidim değil ülkemizin sağlık geleceği olacaktır...."

Sağlık hizmeti; her daim insanlığın sorunu ve ihtiyacı olmuştur. Bunu çözmek için değişik uygulamalar ile ihtiyaçlar giderilmeye çalışılmıştır.

Ülkemizde de sağlık sorunlarının çözümünde değişik uygulamalar ile yol alınmaya çalışılmış, modern ve tüm toplumu kapsayıcı anlamda çözüm için, Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun olan 224 sayılı yasa 5 Ocak 1961 tarihinde kabul edilmiş ve 12 Ocak 1961 tarihinde resmi gazetede yayımlanmıştır. Bu kanunun uygulanması için bütçe gereği nedeniyle ilk olarak Sosyalleştirmenin Edirne, Çankırı ve Muş’ta aynı anda uygulamaya konulması düşüncesi varken, bütçe tartışmalarında gündeme getirilen “olanakların kısıtlılığı” gerekçesi nedeniyle, gerekenin üçte biri kadar bir parayla Bakanlar Kurulu’nun kararıyla 1963’te yalnızca Muş’ta başlatılabilmiştir. Kanunun Geçici 1. Maddesi’nde, sosyalleştirmenin, kılavuz bölgelerde elde edilen sonuçların göz önüne alınmasıyla 1964’ten itibaren kademeli olarak bütün yurda yaygınlaştırılacağı belirtilmiştir. 20. Madde’de yasanın yayınlanmasını izleyen en geç 15 yıl içinde (1976’ya kadar) yaygınlaştırmanın tamamlanacağından söz edilmiştir. Daha sonra, hedefler tutturulamayınca, 1969 yılındaki bir yasal değişiklikle Türkiye’nin tamamının sosyalleştirme kapsamına alınması 1982 yılına ertelenmiştir. 1981 yılı sonunda toplam 45 il ve toplam nüfusun %53,2’si sosyalleştirilmiştir. 1983 yılında hiçbir altyapısal hazırlık gerçekleştirilmeden geriye kalan illerin de sosyalleştirme kapsamına alındığı ilan edilmiştir. 1983 yılında hiçbir altyapı hazırlamadan yapılan uygulama ise kötüye gidişin en önemli başlangıcı olmuştur. Daha sonraki yıllar içinde kötüye gidiş devam etmiştir. İlk uygulamada çalışanlara sağlanan iyi çalışma koşulları, verilen özlük hakları ve sosyal imkânlar nedeniyle çalışan personel mutlu ve istekli şekilde görevlerini yapar iken, zaman içerisinde sağlanan kötü çalışma koşulları, azalan özlük hakları gibi nedenlerle çalışanlar isteksiz ve gayretsiz çalışmaya başlamışlardır. Hatta mümkün olduğunca uygulama dışında bir yerde, özellikle hastanelerde çalışmak için siyasi aracılar koyarak tayinler yaptırılmış, uygulamanın temeli olan Sağlık Ocakları etkisizleştirilmiştir.

Aslında 224 sayılı yasa, çok iyi düşünülmüş, ihtiyaca cevap verecek ve ülkemiz insanının sağlık göstergelerini uluslararası standartların üzerine çıkarabilecek durumda iken, daha hazırlıklarının yapıldığı günlerden itibaren her dönemde çeşitli siyasal engellerle karşılaşmış, hatta bir ara ekonomik gerekçelerle kaldırılması gündeme gelmiş ve neticede hiç bir zaman tam olarak uygulanmamıştır.  Sosyalleştirme için gereken ödenekler konusunda Maliye Bakanlığı her bütçe döneminde engeller çıkarmıştır.

Altyapısız uygulamanın başlatıldığı 1983 yılı ve sonrasında başlayan kötüye gidiş hep devam etmiş; Nihayetinde yasanın uygulanamamış olmasından kaynaklanan eksikliklerin giderilemeyeceğine kanaat getirilmiş ve 224 sayılı yasadan 43 yıl sonra yeni bir uygulama yapılmasına ihtiyaç duyulması sebebiyle Ülkemizde 5258 sayılı Aile Hekimliği PİLOT Uygulaması hakkında Kanun 24.11.2004 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu kapsamda 15.09.2005 tarihinde Aile Hekimliği Pilot Uygulamasına en yeni ilimiz olan Düzce’de geçilmiştir. 2010 yılı sonunda tüm illerimizde Aile Hekimliği uygulamasına geçilmiştir. Şu anda 12 yıllık bir uygulama tecrübesi içerisinde bulunmaktayız.

224 sayılı yasanın uygulama başlangıcı ile altyapısız, kötü uygulamaya varma süresi 20 yıl(1963- 1983) olmuş, daha sonraki yaklaşık 21 yıllık kötü uygulamayı müteakip 2004 yılında, uygulanabilir olmadığına kanaat getirilerek yeni bir uygulama için 5258 sayılı kanun çıkarılmıştır.

Hem 224 hem de 5258 sayılı kanunlar; özünde iyi amaçlarla çıkarılmış, ülkemiz insanının sağlık göstergelerinin en iyi olması hedeflenmiş, çalışanların da iyi özlük haklarıyla, iyi koşullarda çalışması düşünülmüş ama uygulamada zaman içinde her ikisi de gereği gibi uygulanamamıştır.

İki yasa arasında bulunan en önemli ayrıntı, 224’ün aksine 5258’in PİLOT KANUN olarak çıkmış olmasıdır. Bunu açacak olursak 5258, uygulama ile eksik ve aksaklıkları görülerek yeniden düzenlenecek ve hem hizmet sunan çalışanlar için hem de hizmet alan vatandaşlar için en iyi hale getirilecekti. Böylece 224’ün akıbetine uğraması engellenecekti. Oysa uygulamada öyle olmadı. 5258’in metninden sadece PİLOT kelimesi çıkarılarak ve başka hiçbir değişiklik, iyileştirme yapılmadan KANUN haline getirildi.

Aile Hekimliğinin başından beri sürecin içindeyim. O dönemde aynı zamanda idareci olduğumdan dolayı Sayın Bakanımızın da açıklamaları ve cesaretlendirmeleri ile aile hekimliğinin gelişimi ve geleceğinin oldukça iyi olacağını düşünüyordum. Aslında İyi olup da uygulanamamış olan 224’e karşın 5258’in uygulanabileceğini, 224’ün uygulanamamasından edinilen kötü tecrübelerin kullanılarak 5258’de hatalar yapılmayacağını ve hep daha iyiye ulaştırılacağını öngörmüş ve bunu ilimdeki diğer hekimlere, katıldığım bakanlık toplantılarına katılan diğer il idarecileri ve bakanlıkta idareci konumda görev yapıp aile hekimliğinin iyi olmayacağını düşünenlere izah etmiştim. İlimizde ben ve birlikte çalıştığım diğer idareciler, aile hekimliğinin geleceğine o kadar güvenmiştik ve inanmıştık ki; Sinop ili uygulamaya geçmeden önceki tüm illerde, ilan edilen pozisyonlar doldurulamıyor halde iken, ilimizde çalışan hekimlerimizi ikna etmemiz ile yer seçiminde, ülkemizde ilk defa ilan edilen pozisyonların hepsi dolduğu gibi yedek liste de oluşmuştu. Bakanlık yetkilileri, yer seçimi öncesi yerler boş kalacak endişesinde iken, yer seçimi sonrası çok şaşırdıklarını ifade etmişlerdi. Yine biz, iki kişi, öyle güvenmiştik ki; devlete ait binalardan en iyisini seçme hakkımıza ve çok az bir masraf ile uygulamaya başlayabilecek durumda olmamıza rağmen, benim gibi düşünen Dr. Mehmet DİKMEN ile birlikte, devlete ait bir yerde çalışmak yerine ülkemizde bir ilki gerçekleştirerek, özel ASM binasını sıfırdan inşa edip oluşturarak açıp çalışmaya başladık. ASM binası için, inşaatı yeni bitmiş bir yer olduğundan 38.500 Dolar(150.000₺ ) harcadık.

Amaç bizden sonra gelecek olanlara örnek olmak, özel ASM açma konusunda cesaretlendirmekti. Öyle de oldu. TRT’den çekime gelip bizi haber yaptılar. Bunun üzerine duyan aile hekimlerinden merak ederek ilimize kadar gelerek, özel ASM nasıl olurmuş diye gelip gördüler. Bir kısmı, bizim sebep olmamızla aldıkları cesaretle, devlete ait yerlerini bırakarak, daha güzel ve kaliteli hizmet verebilecekleri ASM’ler yaptılar. Bizler hep daha iyiye gidecek diye umut ederken, 2010 yılı sonunda sınıflama diye bir uygulamayı hayata geçirerek ASM gider ücretlerimizi yarı yarıya düşürdüler. Bu durum oldukça moral bozucu oldu. ASM ödenekleri, özel(bakanlığımız, özelleri daha sonraları SANAL olarak adlandırdı) ASM’lere yetmemeye başladı. Dolayısı ile bize güvenerek özel ASM açanlar hüsrana uğramış oldu. Biz de bakanlığımıza güvenerek açmıştık; biz de hüsrana uğradık. Önümüzü, geleceğimizi göremez olduk. Her geçen gün çıkartılan yeni mevzuat ile ek işler getirilerek yük arttırılıyor ama yapılan birim işe göre ücretlendirme ise hep kötüye gidiyor. ASE bulmakta zorlanılıyor çünkü diğer yerlerde daha az iş yapan yardımcı sağlık personelleri ASE’lerle aynı ücreti alabiliyor. O halde neden daha zor çalışma şartı gerektiren ASE olarak çalışsınlar. Geleceği gördüğümüzü zannettik; meğer görememişiz.

Aile Hekimliği Uygulamasında sürekli artan bir iş yükü ve buna karşın azalan ücretlendirme mevcut. Oysa yasanın çıkma öncesinde, kayıtlı kişi sayısının artışıyla ek iş yükü getireceğinin gerçeği görülerek her bin kişilik kayıtlı nüfus için ilave bir Aile Sağlığı Elemanı verilmesi düşünülmüştü; ama bu, yasaya hiç konmamıştı. Daha sonra sahadan bildirilen ihtiyaç neticesinde, her üç Aile Hekimine ilave olarak bir Aile Sağlığı Elemanı verilmesi mevzuata konmuş olmakla birlikte, halen uygulamada bunun gerçekleştiğini görebilmiş değiliz. Oysa iş yükü devamlı olarak arttırılmaktadır. Bir Hekim ve bir Aile Sağlığı Elemanının yapma kapasitesinin üzerinde iş yükü getirilmektedir. Bu durumda bazı iş ve işlemler yapılMIŞ gibi gösterilmeye başlanmış olduğu görülmektedir. Bu durumda 5258’in, 224’ün uğradığı akıbete doğru gidişi gibi görülmektedir. Oysa 224 gereği gibi uygulanabilseydi 5258’e gerek kalmayacaktı.

Yukarda izah etmeye çalıştığım üzere, 224’ün ve 5258’in uygulamalarından edinilen tecrübeler gereği gibi kullanılmamakta ve 5258 de kötüye doğru götürülmektedir. Oysa ülkemizin, bu yasayı da heba etme lüksünün bulunmadığını düşünmekteyim.

Mevcut uygulamalar ışığında, ülkemizde aile Hekimliği gidişatı kötü görünmekte, Aile Hekimliğinin geleceği konusunda endişelerim bulunmakta ve ümitsizliğe kapılmaktayım. Birçok ilde mevcut pozisyonlar boşalmakta ve yeni açılan boş pozisyonlar tercih edilmediğinden dolmamakta, hekimler Aile Hekimliğini bu haliyle yapmak istememektedir. İlimizde bile ilk uygulamada tam dolan yerlerin bir kısmı yıllardır boşalmış ve yeniden hekimler tarafından tercih edilmemektedir. Bu durum, uygulamanın kötüye gittiğinin en belirgin işaretlerindendir. Oysa halen geç kalınmış değil. Bakanlığımız, sahadan gelen sesi ve tecrübeyi, sahanın temsilcilerinden (İl Dernekleri ve AHEF) geri bildirim olarak alıp, yine onların önereceği, daha iyiye gidişin nasıl yapılacağı konusundaki önerileri de alıp uygulamaya sokacak olursa 5258’i kurtarıp, Dünya’da örnek alınacak bir uygulama haline sokabiliriz. Diğer halde, bir süre sonra yeni bir yasa ile yeni uygulama yapmak zorunluluğu doğabilir. Zira 224’ün süreci ile benzer bir süreçte olduğumuzu görmekteyim.

5258’in, en azından bundan sonra çok daha iyi hale getirilmesi ve uygulanması konusunda ümitliyim ve bu ümidimi yitirmek istemiyorum. Ümidimi yitirdiğimde, yitip giden sadece benim ümidim değil ülkemizin sağlık geleceği olacaktır.

 

Yazan: Dr. Süleyman AKYILDIZ

   Sinop Aile Hekimleri Derneği Başkanı

Bu Yazı SAĞLIĞINSESİ Aile Hekimliği Dergisi Mart Sayısında Yer Alacaktır

Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Akdağ’dan Aile Hekimlerine MÜJDE28 Haziran 2017 Çarşamba 12:47
  • İSTAHED'in Yeni Başkanı Dr. Kutbettin Demir20 Haziran 2017 Salı 19:39
  • AHEF Başkanı Dr. Erkut Coşkun20 Haziran 2017 Salı 19:20
  • Antibiyotik Yazmadığı İçin Darp Edildi20 Haziran 2017 Salı 19:11
  • "AHEF Zarar Etti"13 Haziran 2017 Salı 10:02
  • AHEF'TE NELER OLUYOR?11 Haziran 2017 Pazar 19:28
  • O Doktor Açığa Alındı08 Haziran 2017 Perşembe 12:18
  • AHEF OLAĞANÜSTÜ KONGREYE GİDİYOR02 Haziran 2017 Cuma 14:44
  • Aile Hekimliğine Yönelik Yeni Yönetmelik Kafaları Karıştırdı17 Mayıs 2017 Çarşamba 15:29
  • Aile Hekimi Sayısı 42 Bine Çıkarılacak Ve...25 Nisan 2017 Salı 15:46
  • ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim