• BIST 97.454
  • Altın 221,376
  • Dolar 5,5966
  • Euro 6,4117
  • İstanbul : 20 °C
  • Ankara : 12 °C
  • İzmir : 18 °C

Ünlü Bir Cerrah Yaşlanınca....

Dilek Süzen

2000 yılının Mayıs ayıydı. Bir İnternet sitesinden Prof. Halit Ziya Konuralp ile röportaj yapmam istendi. Nedeni 86 yaşında olmasına rağmen halen ameliyat yapmasıydı.

Halit Ziya Hoca, Türkiye? en eski plastik cerrahıydı. Ut ,piyano ve keman çalan,radyolarda çalan 10 bestesi olan Halit Ziya Hoca aynı zamanda canlı bir tarihti. Atatürk ve İsmet İnönü ile tanışmış , 1. Dünya Savaşı?nı görmüştü. 16 yaşında tıbbiyeye girmiş, Türkiye?de ilk plastik cerrahi ameliyatını 1931 yılında Diyarbakır?da yapmıştı. Sayısız doktor yetiştiren "hocaların hocası? ile görüşmek için yıllardır ameliyatlarını yaptığı Esnaf Hastanesi?nden ona ulaşmaya çalıştım.

" İSTERSEN GECE GEL, BURDAYIM"

Hastaneden ona ulaştığımda ?Biraz sesli konuş kulaklarım duymuyor " oldu. Röportaj teklifimi bir kez de yüksek sesle tekrarladım.
"Yarın evdeyim" deyip ev telefonunu verdi ve öğlen saatlerinde aramamı söyledi. Ertesi gün evine telefon ettiğimde kendisi çıktı. Yine yüksek sesle kendimi tanıttım ve bir gün önce konuştuklarımızı anımsatmaya çalıştım. "Evimde mi röportaj yapacağız " dedi.
Aslında bende evinde röportaj yapmak istemezdim ama internet sitesinin yetkililerinin istediği güne yetişmem için o gün son gündü.

Ses tonumu daha da yükselterek, evde görüşme talebinin kendisinden geldiğini söyledim.
"Peki gel o zaman , bekliyorum" dedi. Bir saat sonra orada olacağımı söyleyince de, "Ne zaman istersen gel, seni bekliyorum. İstersen gece gel, istersen yatıya kal" dedi. İçimden "Tamam dilek, çattın belaya" dedim.
Bir saat sonra evinin önündeydim. Kapıyı o açtı. Artık onun işitme zorluğunu öğrenmiştim, bu yüzden adeta bağırarak kendimi tanıttım.

Üzerinde rengi dönmüş bir tişort ve eski bir pantolon vardı. Beni oldukça geniş salona aldı. Bir tarafta büyük bir piyano, üzerinde, etrafında ve duvarlarda da boy boy resimleri vardı.

BABASINDAN BAŞLADI
.....


Çok yavaş yürüyordu. Bana oturacağım yeri gösterdi, kendi de yanımdaki koltuğa oturdu. Saat 14.00 idi, sorularım hazırdı, hemen sorulara geçtim.
" Biyografiniz" dedim . Önce babasından başladı , sonra Atatürk?le ilgili bilinmeyen bazı olayları anlattı. Bu sırada bazı özel bilgiler vereceğini söyleyip teybimi kapattırdı. İyi ki de kapatmışım yaklaşık bir saat konuştu.
"Bu arada bir şey içelim" dedi ."Aman zahmet etmeyin " diyecek oldum ama, o yerinden kalktı.
Çok ağır adımlarla yanımdaki kapıdan geçip mutfağa yöneldi.

10 dakika sonra kapıda göründü. Elinde iki tane kutu kola, tam masaya yanaşmıştı ki, " Dur, iki bardak daha getireyim" dedi ve yine mutfağa doğru yöneldi. 10 dakika sonra elinde iki bardakla geri döndü. Yine oldukça yavaş adımlarla tabii. " Aman zahmet etmeseydiniz" dedim ama bardaklara çok yavaş bir şekilde kolayı dökmeye başlamıştı. Yaklaşık 10 dakika da kolayı bardaklara paylaştırması sürdü.

"ACELE ETME ANLATIYORUM YA!"

Saat ilerliyordu hala röportaja başlayamamıştım. Yerine oturunca hemen "Efendim, kısa bir şekilde nerede doğduğunuzu, kaç kardeş olduğunuzu ve aldığınız eğitimi anlatır mısınız" diye ilk sorumu sordum.
İstanbul?un Üsküdar semtinde doğduğundan başlayıp Üsküdar?daki yaşantısını, evini, anlatarak devam etti.15 dakikayı geçmişti, teyp çalışıyordu ama o hala büyüyememişti. " Efendim, hangi okulu okudunuz?" dedim.
"Dur acele etme, anlatıyorum ya" diye beni azarladı. Ve çocukken Fransızca?yı nasıl öğrendiğini anlatmağa başladı.

Baktım ki bir türlü tıp fakültesine gelemeyecek, yardım ettim. "Hangi tıp fakültesinde okudunuz hocam." Kızgın bir ses tonuyla,
" Dur, daha ilk mektebi bitirmedim. Her şey sırasıyla, sen de çok acele ediyorsun " diye beni şaka yollu bir kez daha azarladı.
Bu arada canı tekrar kola içmek istedi. Yarım saat de kola olayıyla geçmesin diye,
"Zahmet etmeyin, daha benim kolam bitmedi zaten" dedim, ama o kalkmıştı. 86 yaşındaki, bu ?hocaların hocası?, canlı tarih, evde yalnızdı, her işi kendi görüyordu.

"SEN YARIN DA GEL"

Neyse, ilki gibi yine 20- 25 dakikalık bir zaman daha kaybettik bu kola faslı yüzünden?
"Nerede kaldık" diye sorunca dayanamadım,
"Efendim isterseniz biraz hızlı geçelim, hangi üniversiteyi bitirdiniz." diye sordum .
"Ooo sen çok acelecisin " dedi. Zamanımın azaldığını, daha sorularımın çok olduğunu söyleyince de,
"Sen, imkanı yok, bu röportajı bugün bitiremezsin. Burada kalırsın, yarın devam ederiz" demez mi, güleyim mi , sinirleneyim mi bilemedim.

ELİMİ BIRAKMIYORDU

Konuşması sırasında yalnızlığından, şimdiye kadar sayısız profesör, doçent yetiştirmesine rağmen kimsenin telefonla bile hatır sormadığından yakındı.

İki kızı, bir oğlu varmış. Kızı Amerika?da evli, oğlu ve diğer kızı İstanbul? daymış, ama çok meşgul oldukları için (!) ona pek zaman ayıramıyorlarmış.

Röportajımız saat 20.30 sıralarında bitti. Onun yaşadıkları, yalnızlığı içimi burkmuştu. Acımıştım ona. Türkiye?de ilk plastik cerrahi ameliyatını yapan böyle bir doktor, bu şekilde yalnızlığa terk edilmemeliydi diye düşündüm.

Sıra fotoğraf çekmeye gelince , "Bu şekilde çekme, gel içerden gömlek, kravat seç bana" dedi ve elimden tutarak yatak odasına doğru çekerek yürüttü. O, bir zamanların çapkın doktoru, konuşacak birini bulmanın sevinci ile elimi bırakmak istemiyordu, gözleri dolmuştu, belli ki duygulanmıştı.

Yatak odası oldukça sadeydi. Bir komidin, bir gardrop ve bir yatak. Mavi bir gömlek çıkarttı ,bir de kravat ama gömleğin yakası çok yıpranmıştı. Fikrimi sordu, ne diyebilirdim ki, iyi olduğunu söyleyip geçiştirdim.

Odadan çıkıp salonda beklemeğe başladım. 20 dakika sonra gelebildi. Piyanonun başında fotoğraf çektim. Duvardaki resimleri anlatırken anılarını tazeledi. Birden sevinçle gülümsedi,
"Sen yarın da gel olur mu?"
Piyanonun üzerindeki bir resmi göstererek, " Oğlum beni yemeğe davet etti. Birlikte gideriz. Orada da konuşuruz" deyince bakışlarımı yere indirdim, yaşaran gözlerimi ona göstermek istememiştim.


Bu yazı toplam 4543 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim