• BIST 97.454
  • Altın 221,749
  • Dolar 5,6039
  • Euro 6,4186
  • İstanbul : 19 °C
  • Ankara : 14 °C
  • İzmir : 17 °C

VAN ‘DA DEPREM VE SAĞLIK HİZMETLERİ…

Ercan Kırımi

 

 

Ülkemiz yakın zamanda benim de içinde bulunduğum Van bölgesinde deprem felaketi yaşadı ve halen canlı olarak yaşamakta. Bu esnada sağlık hizmetleri ciddi bir sınav verdi. Ülkemizin nispeten uzak bu coğrafyasında aniden ve üstelik Pazar günü meydana gelen bu büyük felaketi sağlık açısından yönetmek oldukça zor gözüküyordu. Fakat birçok gözlemcinin de kabul ettiği gibi, sağlıkçılar ve Bakanlığımız bu işin üstesinden başarıyla gelmeyi bildiler. Fakat bu noktadan sonraki hizmetler ve organizasyon da çok önemli.

Depremden hemen sonrası biz sağlıkçılar için en zor zaman dilimi olarak gözüküyordu. Çünkü herkes çocuğu, eşi ve yakınlarıyla ilgilenirken, onların sağlığını ve canını emniyet altına alırken, bizler sağlıkçılar savunmasız ve çaresiz hastalarımızla ilgilenmek zorundaydık ve hemen deprem sonrası birçok sağlıkçı arkadaşımızın hastanelere toplandığını kendi dertlerini hiçe sayıp hastaların problemlerini çözmeye çalıştığını sevinçle izledik. Bu esnada maalesef eşimiz ve çocuklarımız bizleri hastane dışında arabaların içinde beklemek zorunda kaldılar.

Sarsıntı sonrası hastanelerin boşaltılıp, hastaların dışarıya çıkarılması da en ciddi problem olarak karşımıza çıktı. Hava soğuktu ve apar topar hastaların dışarı çıkarılması birçok hastanın durumunun ağırlaşmasına neden oldu. Serumları düzensiz gitti, tedavilerinde aksama oldu.

Yoğun bakım hastalarının ve ventilatöre bağlı hastaların dışarıya çıkarılmaya çalışılması ise en büyük yanlışların başında geliyordu bence. Bu durumlarda hastane binası sağlam ve elektrik ile gaz sistemlerinde sorun yoksa sabırla bu genel durumu kötü hastalara yer bulununcaya kadar hastane içinde bakılması daha uygun gözüküyordu. İlk depremden sonraki yaşanan bu tecrübesizlik, ikinci depremden sonra yaşanmadı.

Özellikle ikinci depremden sonra makineye bağlı hastalar soğukkanlı biçimde, diğer illerde yer bulunduktan dışarıya çıkarılıp, hava ambulanslarıyla sevk edildiler ve böylece kayıp olayı da yaşanmadı. Bu esnada hasta yakınlarının idare edilmesi de maalesef çok zor olabiliyor. İçeride izlenen hastalar için ‘ölüme terkettiniz’ tam tersine dışarıya çıkarılan hastalar için de sık sık ‘depremden değil soğuktan öldüreceksiniz’ yakınmaları duyduk.

Hasta sevki konusunda her iki depremden sonra da çok başarılı bir organizasyon oldu. Gerek hastanelerde yatan hastaların ve gerekse de depremde ağır yaralananların diğer illere sevk edilmeleri konusunda 112 sağlık sistemi çok başarılıydı. Hem havadan hem karadan yoğun biçimde hastalar sevk edildiler.

Van ve Erciş’e deprem gecesinde 200’e yakın kara ambulansının ve 8 adet helikopter ve uçak ambulansının nasıl getirtilebildiğini hala anlayamadım ve devletimizin büyüklüğünü bir kez daha yakından hissettim. Bunun dışında askeri personel devasa skorsky helikopterleri ile de hasta sevkinde büyük yardımları oldu. Türkiye’nin her yerinden yardım amaçlı, ‘hastalarınızı biz alalım, bakalım’ amaçlı yağmur gibi arandık.

Herkes ya bilfiil gelerek ya da hastalarımıza bakarak yardım etmek istiyorlardı. Çok duygulu anlar yaşadık. Okadar yoğun haberleşme trafiği vardı ki, normalde 2-3 gün giden telefon şarjımı o gün iki kez daha şarj ettim. İkinci depremden sonra ki akşam 21.20’de sarsıntı olmuştu, gece 01.00’a kadar hastanedeki bütün hastalarımızı güvenli yerlere taşımış ve yerleştirmiştik.

Tüm bunlar olurken sarsıntı sonrası aynı sağlık ekibiyle çalışmanın doğru olmadığını da çok yakından tecrübe ettik. Gerçekten deprem geçiren veya çok kullanılan tabirle deprem yiyen sağlık personelinin bir şey olmamış gibi çalışmaya devam etmesi çok zor ve doğru da değil.

Çünkü yaşamlarında o kadar çok belirsizlikler ve sorular oluşuyor ki bunlar çözümsüz dururken sağlıklı hizmet sunması mümkün değil. Bu yüzden Erciş’te hızla yapıldığı ve uygulandığı gibi mutlaka yeni sağlık personelinin bölgeye gelip görev alması şart. Özellikle de bu yeni sağlık personeli gönüllülerden olmalı ve ilave teşvikler de görmeli diye düşünüyorum. Örneğin gönüllü olarak bölgemize gelen ortopedi uzmanını hatırlıyorum.

Kendi hastanesinde yüksek performans alırken, gönüllü gittiği deprem bölgesinde performans alamaması veya daha çok yapılan ortalamadan alması kendisine yapılan bir haksızlık olarak değerlendirmiştik. Hele zorla yani görevlendirmeyle bölgeye sağlıkçı göndermek ise hiç uygun gözükmüyor. Bu meslektaşlar bazen tam tersine zarar verebiliyorlar. Gönülsüzler işlerini yapmadıkları gibi, o bir kişiye tanınan yer, gıda, barınma ihtiyacını da kullandığından sonuçta oldukça zararlı olabiliyorlar. Gönüllü gelen meslektaşlarımızın da mutlaka belirli bir plan program dahilinde, haberli olarak gelmeleri çok önemli.

Aksi halde istekle, şevkle gelenlerin kısa bir süre sonra kendilerini temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak ortamda bulduklarında hızla üzüntüye girdiklerini gördük.

Hep olumlu şeylerden söz ettik. Olumsuz olaylar olmadı mı? Tabii ki az da olsa, sağlıkçılara yakışmayacak üzücü olaylara da şahit olduk. Depremden hemen sonrası pılını pırtısını toplayıp kaçanlar da oldu. Başka şehre gidip rapor göndermeye çalışanlar oldu. Hemşire kızının kolundan tutup gözümüzün önünde zorla kızını götürenlere de şahit olduk. Bunun yanında hiç sağlık hizmeti verilmiyor, öldük bittik diyen tek tük sağlıkçılara da maalesef rastladık.

En ufak güçlük ve eksiklikle karşılaştığında devlet acziyet içinde diyenlere de rastladık. Ben bu grupları da toplumun normal dağılımının negatif bir parçası olarak görüyorum.

Sağlıkla ilgili sivil toplum kuruluşları da kendilerince yardımda bulunmaya gayret  ettiler. Burada isimlerini hatırlayamayacağım kadar çok Tabip Odaları ve TTB genel merkezi iyi bir dayanışma örneği sergilediler ve hem mali hem de bilfiil gelerek moral yardımda bulundular. Bunun dışında dernekler ve özellikle Türk Ortopedi Derneği (TOTBİD) hem başkanı hem de üyeleriyle bilfiil gelip ciddi destekte bulundular. Kocaeli Sağlık Müdürü Hasan Bey bizzat gelip Erciş’teki tüm sağlık hizmetlerini koordine etti ve ediyor. Herkese sonsuz teşekkürler.

BU YAZI SAĞLIĞINSESİ ARALIK 2011 SAYISINDA YAYINLANMAKTADIR

Bu yazı toplam 3509 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim