• BIST 97.988
  • Altın 242,195
  • Dolar 6,2610
  • Euro 7,3524
  • İstanbul : 21 °C
  • Ankara : 13 °C
  • İzmir : 18 °C

Yaşlanmanın Fiziksel Yıkımına Rağmen Yaşlılar Gençlerden Daha Mutlu

Kaynak Selekler

Ağustos 2016’da “Journal of Clinical Psychiatry”de yayınlanan ve “The Center on Healthy Aging at the University of California, San Diego” araştırmacıları tarafından yapılan yeni bir çalışma, San Diego, ABD’de 21-100 yaşlarında 1546 kişiden toplanan bulguları analiz ediyor. Katılımcılar hayatlarından ne kadar memnun ve mutlu oldukları yanında ne kadar depresif, kaygılı ve stresli oldukları da sorgulanıyor.

Yaşlılığın üzüntü, sıkıntı ile dolu kötü bir kader olduğu, yaşlıların da genellikle depresif, huysuz ve mutsuz olduğu hakkında inanış vardır. Refah, mutluluk ve iyiliğin yaşam boyunca U- şeklinde bir eğri izlediği düşünülür: Orta yaşlarda aşağı doğru iner ve ileri yaşta tekrar yavaş olarak yukarı hareket eder.

Bu çalışma ise, daha önce bildirilen U- şeklindeki eğri yerine mental sağlıkta, 20ci yaştan 90cı yaşa kadar doğrusal (lineer) bir iyileşme olduğunu gösteriyor.

Yaşlılar fiziksel açıdan daha engelli ve gençlere göre yaşlılığın doğal gerilemesine bağlı, daha fazla bilişsel bozukluğa sahip, fakat ruh sağlığı yönünden daha avantajlı. Bildirildiğine göre 20-30 yaşlarındaki kişiler, yüksek düzeyde depresyon, anksiyete ve strese sahip, ayrıca mutluluk, iyilik ve memnuniyet dereceleri daha düşük. Yaşlılar sürpriz bir şekilde daha mutlular.

Çalışma bir anlık saptama yapıyor, insanların kendi hayatları boyunca cevaplarının nasıl değiştiğini araştırmıyor. Fakat bir bütün olarak ele alındığında, kişiler yaşlandıkça, onlar için işlerin daha iyiye gittiğini gösteriyor. Yaşlanmayla birlikte ruh sağlığında ilerleyici bir iyileşme oluyor.

Peki gençlikte çok zor olan ne?

Ergenlik türbülansı bittikten sonra mali, eğitimsel, duygusal ve kariyer adaklı isteklerle gerçek hayat başlıyor. Devamlı olarak akranlarla rekabet baskısı var:

Başkalarına bakarak genç kendini başarısız hissedebiliyor, birçok seçenek olsa bile onlara ulaşamayabileceğini düşünebiliyor.

Yaşlı kişi ise hayatın küçük stress doğuran nedenlerini daha iyi savuşturabiliyor ve bilgelik denen değerli bilgileri/tecrübeleri biriktiriyor, duygusal olarak istikrarlı ve şefkatli, kendini bilen ve akıllı sosyal kararlar alabilen yaşlı bilge kişi oluyor.

Bazı bulgular yaşlılar için bugün hayatın gerçekten daha kolay olduğuna işaret ediyor. Bir çalışma 1998-2008 yılları arasında, ileri yaşlarda depresif semptomların gerilediğini gösteriyor. Diğer bir çalışma ise, son yıllarda anksiyete ve depresyonu olan genç yetişkinlerde daha fazla kötüleşme meyli olduğunu belirtiyor.

Son zamanlarda birçok araştırmada (fakat hepsinde değil) yaşlanmayla birlikte akıl sağlığında iyileşme olduğu ileri sürülüyor. Araştırmacılar gençlerle karşılaştırıldığında, yaşlı bireylerin duygusal düzenleme ve karmaşık sosyal karar vermede daha yetenekli olma ve enformasyonları daha olumlu işleme eğilimi gösterdiğini belirtiyor. Yaşlılar daha az olumsuz duygular yaşıyor, duygularını daha etkili tarzda düzenliyor ve bellekleri hakkında olumlu yorumlar yapıyor. Bir çalışmaya göre yaşlılar, acil kazanımlar yerine uzun vadeli yararları belirlemek için birikmiş ömür boyu deneyimlerini kullanıyor. Diğer bir çalışma, yaşlıların duygusal düzenleme ve sorun çözmede gençlere göre daha esnek olduğunu kaydediyor. Bu davranış değişiklikleri beynin fonksiyonel görüntülemelerinde de saptanıyor: Gençlere göre yaşlılarda olumsuz veya stresli uyarılara amigdala (çok çeşitli dürtüleri, duyguları kontrol eden başlıca beyin merkezlerinden birisi)’da duyarlılığının azaldığı görülüyor.

Bu olumlu özellikler yaşlılıkta subjektif olarak kişinin kendisini yüksek düzeyde iyi hissetmesine neden olabilir.

Kaynak: http://time.com/4464811/aging-happiness-stress-anxiety- depression/?xid=time_socialflow_twitter

MUTLU BİR EVLİLİK ÇİFTLERİ DAHA SAĞLIKLI YAPIYOR

Daha sağlıklı alışkanlıkları geliştirmeye yardım eden bir eş, eşinin daha uzun yaşamasını sağlıyor.

“JAMA Internal Medicine” dergisinde Mart 2015’te yayınlanan “The English Longitudinal Study of Ageing” çalışmasına göre, eğer eşleri de aynı şeyi yapıyorsa, çiftlerin sağlıklı davranışları benimseyip sürdüreceğini saptıyor. Örneğin bir eş sigarayı bırakmak, fiziksel aktivitede bulunmak gibi olumlu bir davranışta bulunursa diğer eşin de olumlu sağlıklı bir davranışta bulunmasının mümkün olduğu belirtiliyor. Fakat zayıflamak için diyet yapmak ta aynı durum gözlenmiyor.

“Brigham Young University” çalışmasına göre evli kişiler hayattan daha çok zevk alıyor ve yalnız yaşayanlara göre kan basıncı düzeyleri daha sağlıklı oluyor. Fakat evliliğin kalitesi burada önemli. Kaliteli bir evlilikte, kan basıncı düşük oluyor, stress ve depresyon azalıyor ve hayattan daha çok zevk alınıyor.

“Duke University Medical Center”de yapılan bir araştırma, orta yaşa ulaşan evli bireylerin genellikle daha uzun yaşadığını belirtiyor. Eşini kaybetmek veya yalnız yaşamak, orta yaşlarda ölüm riskini artırıyor ve ileri yaşlara erişim ihtimalini azaltıyor.

Birlikte ele alındığında bu bulgular, özellikle tatmin edici evlilik yaşayanlarda, evliliğin sağlıkla birlikte mutluluk ta sağladığını gösteriyor. Araştırmacılara göre, “sağlıklı davranışların bulaşıcı olması bunun bir nedeni. Biz sıklıkla bize yakın olanların davranışlarının aynasıyız. Bir eş aynı zamanda sağlıklı alışkanlıkları paylaşan bir kişi. Eğer bir dostunuz varsa birlikte yürümeye meyillisinizdir. Bir eş de en iyi dosttur. Birbirini destekleyen iki kişi, beyinlerini de birlikte ateşler.”

Kaynak: https://health.clevelandclinic.org/2015/02/a-happy-marriage-can-help-you-to-be-healthier-video/

AKDENİZ DİYETİ GENÇLERDE VE YAŞLILARDA ZİHİNSEL FONKSİYONLARI KORUYOR

Dünyada 18 ülkede yapılan araştırmalar, Akdeniz diyetinin zihinsel fonksiyonları iyileştirdiğini ve Alzheimer’le savaştığını gösteriyor. Nerede yaşarsanız yaşayın, ne yaşta olursanız olun Akdeniz diyeti beyin sağlığını koruyor. Sonuç şu ki, Akdeniz diyeti zihinsel yıkımı/gerilemeyi yavaşlatıyor, sadece aklınızı korumakla kalmıyor, kalp sağlığını da düzeltiyor.

Çok iyi bilindiği gibi Akdeniz diyeti yeşil yapraklı bitkisel yiyecekler, taze meyve ve sebze, tahıllar, tohumlar, fındık-ceviz- badem gibi kabuklu kuru yemişler ve baklagiller içerir. Akdeniz diyetinde aynı zamanda haftada iki kez balık, az miktarda süt ve süt ürünleri, az miktarda kırmızı et, bir kadehi aşmayan kırmızı şarap vardır ve yağ olarak zeytinyağı kullanılır. “Journal Frontiers in Nutrition”da Temmuz 2016’da yayınlanan araştırmada, “The Centre for Human Psychopharmacology Swinburne University of Technology Melbourne Australia”dan araştırmacılar, 2000-2015 yıllarında yayımlanmış 135 makaleden kriterlere uyan 15’ini incelemeye alıyor.

Araştırmacılara göre sürpriz bir şekilde olumlu etkiler dünya çapında elde ediliyor. Akdeniz bölgesinin dışında yaşayanlarda da yüksek oranda Akdeniz diyeti uygulayanlarda olumlu zihinsel etkiler elde ediliyor. Dikkat, bellek ve lisan iyileşiyor. Özellikle gecikmeli hatırlama, uzun süreli bellek, çalışma belleği, yürütücü işlevler ve görsel yapılandırma iyileşiyor.

Ayrıca zihinsel yararlar sadece yaşlı kişilerle sınırlı değil. Gençlerde yapılan iki çalışmada bilgisayarla yapılan değerlendirmeler, onların zihinsel fonksiyonlarında da iyileşme olduğunu gösteriyor.

Akdeniz diyeti zihinsel yıkımı/gerilemeyi nasıl yavaşlatıyor?

Düzeltilebilir risk faktörlerini değiştiriyor. Bunlar:

-Enflamasyonu (yangıyı) azaltıyor.

-Vitamin ve mineral dengesizliklerini düzeltiyor.

- Başlıca yağ olarak zeytinyağını kullanarak lipit profilini değiştiriyor.

-Kiloyu koruyor, potansiyel olarak obesiteyi azaltıyor.

-Antioksidan etkisi olan polifenolleri kanda iyileştiriyor.

-Hücresel enerji metabolizmasını iyileştiriyor.

Araştırmacılar bu alandaki çalışmaların gelecek 20-30 yılda yaşlanacak toplum için önemli olduğunu belirtiyor. Akdeniz diyeti gibi beslenme alışkanlıkları yaşam kalitesini korumak, demans gibi zihinsel yıkıma neden olan potansiyel sosyal ve ekonomik yükleri azaltmak için temel yöntem olacak. Birçok araştırmacı gibi araştırmacılardan biri, “diyet prensiplerini takip ediyor, kırmızı et, tavuk eti yemiyor, haftada iki-üç kez balık yiyor, Akdeniz diyetini uyguluyorum” diyor.

Kaynak:

Frontiers in Nutrition, doi: http://dx.doi.org/10.3389/fnut.2016.00022, published online 22 July 2016

Bu yazı toplam 2660 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim