• BIST 109.330
  • Altın 156,133
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul : 16 °C
  • Ankara : -3 °C
  • İzmir : 14 °C

Yaz İshallerine DİKKAT!

Yaz İshallerine DİKKAT!
Dünyada yılda yaklaşık 1,9 milyon, Türkiye’de ise 8 bin çocuk ishalden ölüyor.

Ankara Tabip Odası Halk Sağlığı Komisyonu tarafından yapılan açıklamada yaz ishallerinin nedenleri ve korunma yolları irdelendi:

 

“ ALT  YAPI  : Her yaz yaşanan bu önlenebilir sorun, en genel anlamında su ve kanalizasyon altyapısından ve gıda hijyeni ile eğitim eksikliğinden kaynaklanıyor. Hızlı kentleşen nüfusa

yetişebilecek miktarda, nitelikte içme-kullanma suyunun ulaştırılamaması temel sorunlardandır. Sözgelimi Ankara’ya verilen su, Temmuz 2008 itibariyle günlük 750 bin

metreküptür. 5 milyona yakın dinamik nüfuslu bir kent için bu rakam, Batı standartlarının çok gerisindedir. Suyun yetersizliğinin yanı sıra kanalizasyon altyapısında da

sorunlarımız var. Türkiye’nin, altyapısını iyileştirmesi gerekiyor. Bunu için de bir ulusal plan yapılması ve öncelikli bir stratejik sorun olarak kabulü gerekir. Çin, 1,5 milyara

yaklaşan nüfusuna, Türkiye’nin 10 katını aşan bir coğrafyada, güvenilir-sağlıklı içme-kullanma su sağlamayı stratejik bir öncelik olarak tanımlamış ve başarmıştır.

 

SU ve KANALİZASYON BORULARI

 

Kent altyapısı düzenlenirken, kanalizasyon ve su borularının içeriğinin birbirlerine karışmayacak biçimde yerleştirilmesi (su borusu üstte, kanalizasyon boruları altta ve belli bir

aralıkla) gereklidir. Tersi durumda, pis suların şehir şebekelerine karışarak sıklıkla hastalıklara yol açtığını, bir ilde 20 bine yakın insanımızın hastalandığını biliyoruz.

 

ŞEBEKE SUYU KESİNLİKLE KESİLMEMELİDİR!

 Şebeke suyunun kesilmesinin maliyeti çok yüksektir. Ne yapıp edip şebekedeki suyu kesmemek gerekir. Sistemdeki su daima dolaşımda kalmalıdır. Bunun sakıncalarını geçtiğimiz yıl Ankara’da yaşadık. Pek çok yerde borular patladı ve tasarruf

yerine daha çok su yitirildi.

 

 Temiz su ve gıda için neler yapılması gerektiğini ve alınacak önlemleri şöyle sıralayalım:

 

Türkiye, 75 milyon insanımıza, coğrafyalarının her metrekaresinde güvenli, sağlıklı içme ve kullanma suyunu, sürekli biçimde sağlamayı önüne bir stratejik hedef olarak koymalıdır.

 

Bir başka konu ise yetki karmaşasıdır. Bu sorunların sahibi kimdir?

 

Su denetimini kim yapacaktır?

 

Gıda denetimini kim yapacaktır?

 

2004 yılında çıkarılan 5079 sayılı yasa ile gıda denetimini büyük ölçüde Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na devrettik. Bize göre yanlış yapılmıştır. Acele edilmiş ve AB

baskısıyla yeter süre geçiş dönemi ve altyapı hazırlığı yapıl(a)mamıştır.

 

“ÇAMAŞIR SUYU FORMÜLÜ”

 

Temizliğinden kuşku duyulan suyla ilgili yapılması gerekenleri ve sebze-meyvelerin yıkanması için gereken çamaşır suyu karışımının nasıl hazırlanacağını aktaralım:

 

Yapılacak ilk şey, temizliğinden kuşkulanılan suyun içilmemesidir.

 

Çok çaresiz isek, eğer su bulanıksa, birkaç kat tülbentten ya da gazlı bezden süzmek gerekir.

 

Sonraki aşama 10 dakika kaynatmaktır ki, bu eylem suyu yalnızca kimi mikro canlılardan arındırır, kimyasal maddelerden, sporlu bakterilerden arındırmaz. Isıyla

dezenfeksiyonun dışında bir de klor tabletleri vardır. Pratik olarak evlerde belki klor tabletleriyle su dezenfeksiyonu yapılamayabilir ama bunun yerine çamaşır suyuyla etkili bir dezenfeksiyon sağlanabilir. Şöyle ki:

 

Bir çay bardağı çamaşır suyunun, 9 çay bardağı suyla karıştırılması sonucu, 1’e 9 sulandırılarak yapılan karışımla her türlü yer, yüzey temizliği yapılabileceği gibi; çiğ yenen sebze-meyveleri için koyup, yaklaşık yarım saat bekletilerek ve sonrasında da güvenli içme-kullanma suyuyla mutlaka durulayarak dezenfeksiyon yapılabilir. 

 

EL HİJYENİ ÇOK ÖNEMLİ!

 

Bunların dışında;

 

1. Mutlaka yemeklerden önce, tuvalet, dolmuş-otobüs gezilerinden sonra sabun kullanarak eller çok iyi yıkanmalıdır.

 

2. Küçük çocukların, yaşlıların, gebelerin ve bağışıklık sisteminde sorun olanların özellikle korunması gerekiyor.

 

3. İshal durumunda ürküntüye kapılmadan, eğer bebek emziriliyorsa emzirme sürdürülmelidir. Kesinlikle emzirme durdurulmamalıdır.

 

4. İshalde kullanılabilecek, Sağlık Ocaklarında ücretsiz verilen veya eczanelerde reçetesiz satılan tuz-şeker paketleri (ORS paketleri), kaynatılıp soğutulmuş bir litre suya

karıştırılıp İÇİLİR.

 

5. Antibiyotikler ve ishal durdurucular ise hekim önerisi dışında alınmamalıdır. Çünkü kimi antibiyotikler ishal durumunu azdırabilir.

 

6. İshal durumunda, kusma yoksa; yağsız yoğurt, ayranx patates püresi, meyve suyu, çay gibi gıdalar bolca tüketilmeli ve özellikle bebek-çocuk, yaşlı ve gebelerde sıvı açığı oluşmamalıdır.

7. Dışkı kanlı, sümüksü görünümlü (mukuslu), pirinç suyu görünümünde ise ve ağır ishal, kişide ateş yükselmesi varsa (başta kolera, kimi besin zehirlenmelerinde ateş

çıkmaz, tersine düşebilir!) hızla bir sağlık kuruluşuna başvurmak uygun olacaktır.

 

Bu tür koruyucu sağlık hizmetlerinin, “kişiye ve çevreye bütünlüklü” ve uygun zamanlama ile verilmesi, etkinliğini çok artıracaktır. Ne yazık ki, Aile Hekimliği

bu bütünlüğü kırmaktadır.

 

Çin’in deneyimi çok öğreticidir:

 

Yukarıda da değinildiği üzere, tüm coğrafyasına ve nüfusuna güvenilir-sağlıklı içme-kullanma suyu ulaştırmayı stratejik bir öncelik olarak yaşama geçiren bu kıtasal ülkede; Türkiye topraklarının yaklaşık 12-13 katı bir alanda (yaklaşık 10 milyon km2), nüfusunun ise yaklaşık 17-18 katı büyüklükte bir halka (1,3+ milyar!) güvenilir-sağlıklı içme-kullanma suyu

sunma sorunu aşılmıştır. Bu altyapı hizmetinden sonra insanlara yaygın olarak doğru el yıkama öğretilmiş ve ardından da annelerin bebeklerini emzirmeleri özendirilerek,

bebek-çocuk ölümleri büyük bir hızla, oldukça aşağılara çekilmiştir.

 

Hep anımsamak çok yerinde olacaktır:

 

Çevre altyapı yatırımları başlangıçta pahalıdır. Ancak çoğu, kısa-orta erimde geri kazanımları ile verimliliklerini kanıtlarlar. Kaldı ki, küresel ısınma, su kıtlığı, enerji

kaynaklarında... bir bütün olarak ekolojik gizilgüçte gerileme aslında doğrudan birer gelişme olmayıp; doğaya kaldırabileceğinden çok yüklenmenin kaçınılmaz geri tepmesidir.

Doğaya saygılı, özenli olmak dışında seçenek yoktur.

 

Sorun; doğaya hükmetme yanlışındadır ve de hızlı nüfus artışının ivedilikle durdurulması gerekir.

 

Doğru olan ise, birlikte barış-uyum içinde sürdürülebilir kalkınma ve varolma dengesini kurmaktır ve bu olanaklıdır. Tersi durumda, kirletilen doğa kaynakları, bir

tür intikamla pek çok hastalık-ölüm nedenidir.”

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim