• BIST 93.469
  • Altın 228,500
  • Dolar 5,7332
  • Euro 6,5830
  • İstanbul : 16 °C
  • Ankara : 9 °C
  • İzmir : 16 °C

Yıldırım Aktuna’ nın Azarladığı Televizyon Muhabiri

Dilek Süzen

Dr. Yıldırım Aktuna birkaç dönem sağlık bakanlığı yapmış basınla arası çok iyi olan bir bakandı. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi 'nde başhekimlik yaparken basınla kurduğu iyi diyalog sayesinde hastaneyi mezbelelikten kurtarmıştı.

Hastanenin içler acısı durumu, sık sık haber yapılarak gündemde tutuldu, kamuoyu duyarlı hale getirildi ve bağışlarla hastane modern kimliğine kavuşturuldu.

HEP HASTANE DENETLERDİ

Aktuna, bakan olduktan sonra da basınla olan diyaloğunu sürdürdü. O, İstanbul? a her gelişinde bizler "Tamam bugünde bakalım hangi hastaneleri denetleyeceğiz" derdik. Onun en çok denetimine uğrayan hastaneler Şişli Etfal ile Haseki Hastaneleri idi.

Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde başhekimlikten önce Dr. Aktuna uzun yıllar Şişli Etfal Hastanesi'nde çalışmış, nöroloji servisinin şefliğini yapmıştı. Belki de Şişli Etfal Hastanesini sık sık denetlemek istemesinin altında eskiden burada çalışmış olması yatıyordu, bilemiyorum.

Sağlığına ve fiziğine iyi bakardı Dr. Yıldırım Aktuna. Bugün yani 2004 yılının Şubat ayında bile hala kendisine iyi bakıyor. Taksim? de açtığı sağlık merkezinde yapılan röportajlarda çekilen fotoğrafları, yaklaşık 16-17 yıl öncesiyle karşılaştırdığımda, görüntüsünde değişen bir şey yok, geçen yıllar ondan bir şeyler götürmemiş.

Neyse Aktuna? nın bakanlığı dönemine dönelim. O gün Sağlık Bakanının İstanbul?a geleceğini basın danışmanı söylediğinde "Tamam denetim var" dedik,ama yanıldık. Ertesi günü saat 10.30? da Şişli Etfal Hastanesinin başhekimlik odasında basın toplantısı yapacakmış.

"SAYIN BAKANIM YORGUN GÖRÜNÜYORSUNUZ"

Belirtilen saatte hastanede, başhekimin odasındaydık. Sonradan çoğunluğu ESAM üyesi olan gazeteciler ve TRT? den İ. S. vardı odada.

İ. hanım Aktuna? yı İstanbul?a her gelişinde izliyordu. Başhekimin makam koltuğunun karşısındaki bir koltuğa o, diğerine de ben oturmuştum. Saat 11.00 olmuştu ama Aktuna görünmemişti.

Halbuki her toplantıya zamanında gelirdi. Saat 11.30? a doğru kapı açıldı, beraberindekilerle içeri girdi. Yüzü asıktı. Yanındakilerle bir şeyler konuşuyordu , şöyle bir salondakilere baktı, sonra başhekimin koltuğuna oturdu. Başhekimin masaya koyduğu bir yazıyı okumaya daldı. O gün bir farklıydı bakan. Her gazeteciyle tokalaşan, çoğumuza ismiyle hitap edip hal hatır soran Aktuna, o gün bizimle hiç konuşmadı.

Bakan Aktuna bir ara başını kaldırdı, bir bana bir İnci Hanıma baktı ama bakışlarından bir şeyler düşündüğü belliydi. İ. Hanım hemen atıldı
"Sayın bakanım bugün nasılsınız, yorgun görünüyorsunuz " diye konuşmaya başlamıştı ki, Aktuna o zamana kadar görmediğimiz bir sertlikle patladı.
" Ne biçim konuşuyorsunuz İ. Hanım. Sabah sabah birine yorgun görünüyorsunuz derseniz, onda moral mi kalır? Bu, onda iş bitti demektir. Ne demek yani bende iş bitti mi? İnsanda moral bırakmıyorsunuz. Ben size, bu ne hal İ. Hanım çökmüşsünüz, yorgun görünüyorsunuz dersem ne olursunuz?"


BİR KENDİNE BİR DE BANA BAK

Bakanın bu çıkışı karşısında şaşkına dönen İ. Hanım kıpkırmızı oldu, bir şeyler söylemek istedi ama başaramadı. Sanki dili tutulmuştu.

Aktuna, İ. hanımı azarladıktan sonra ayağa kalktı, dışarı çıktı, beraberindekiler ve bizler de arkasından. Acili gezdi, servisleri dolaştı sonra da yıllar önce şefliğini yaptığı nöroloji servisine çıktı. Odaları gezdi, yeni dekore edilen özel odaya baktı. O sırada kapıda duran bir personeli gördü, ona doğru yöneldi.
"Nasılsın Ahmet" dedi. Personel bakanın onu tanımasından, hatır sormasından çok memnun olmuştu, sevinerek iyi olduğunu söyledi. Bakan onunla bir süre sohbet etti. Sonra ne zaman emekli olacağını sordu. Personel Ahmet," Sayın bakanım biliyorsunuz 3 yılım var. Burada çalışırken, bana aynı yaşta olduğumuzu söylemiştiniz, 3 sene sonra emekli olacağım" deyince Aktuna yine kızdı.
"Ne diyorsun Ahmet . Aynı yaşta olabilir miyiz hiç! Bir kendine bak, bir de bana. Sen karıştırdın, yaşlandın, unutkan oldun. Aramızda çok yaş farkı var"
dedi ve personel Ahmet?in yanından ayrıldı.

Personel Ahmet alı al moru mor bir kenara çekildi. Aktuna? nın bu beklenmeyen çıkışından çok utanmıştı.

Kısaca o gün Sağlık Bakanı Yıldırım Aktuna? nın fırçasından bir gazeteci bir de hastane personeli nasibini almıştı.


Bu yazı toplam 2367 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim