• BIST 96.455
  • Altın 222,078
  • Dolar 5,6626
  • Euro 6,5275
  • İstanbul : 17 °C
  • Ankara : 16 °C
  • İzmir : 21 °C

YILDIRIM AKTUNA'NIN ARDINDAN...

Dilek Süzen



O; sağlığına, fiziki görünümüne hep önem vermiş biriydi. Özel vitaminler alırdı, yemekten hep doymadan kalkar, fiziğinin bozulmasını istemezdi. İstanbul?da 5 yıldızlı bir otelin güzellik merkezine haftada bir gün gider, saç- sakal, tırnak bakımı yaptırırdı. O; sağlık eski bakanıydı. O; Dr. Yıldırım Aktuna idi.

O; 1980 sonrasında gelmiş Sağlık Bakanları arasında en renkli kişiliğe sahip, basınla, sivil toplum kuruluşlarıyla, sağlık çalışanları ile arası en iyi olan BAKANDI.

O; bir doktordu ama uzman bir iletişimci gibi kamuoyunu nasıl yönlendireceğini iyi bilirdi. Çabuk sinirlenirdi. Öyle ki ölümü hakkında bazı gazetelerde, etek (alt)dediğimiz kısımda küçük bir kutu şeklinde yer almasından rahatsız olur, sinirlenir hemen yıllardır danışmanlığını yapan yakın dostu Mete Beyi(Alpman) arar

"O muhabirle konuş. Ben 5 dönem bakanlık yapmış biriyim ölümüm öyle gazetenin kıytırık köşelerinde öyle minik bir haber olarak giremez, ayıptır de" derdi ya da gazetenin yazı işleri müdürü veya genel yayın yönetmenini arar, sitem ederdi.

"BENDE FIRÇAYI YEDİM!"


Onu bakanlığı döneminde en iyi tanıyan halen çalışan İstanbul'daki 3-4 sağlık habercisinden biriyim. Onun fırçasını bende tattım.

2000 yılıydı. Kıbrıslı bir işadamı İstanbul'da bir sağlık dergisi çıkartmak ve televizyonlara sağlık programları hazırlamak istiyordu. Danışmanı Dr. Yıldırım Aktuna'ydı.

Ekibi de Mete Alpman kuruyordu, beni de çağırdı:
"Sağlık dergisi senin"
dedi.

Ama patron daha önce sağlık dergisi için en eski sağlık muhabirlerinden, duayenlerden Metin Ağabeyi çağırmıştı. Ben işe başladığımda Metin ağabey rahatsızlık duymuştu, selamlarıma yanıt vermeyerek de bunu belli ediyordu. Ama ben anlamazlıktan geliyordum. Sonuçta o işsiz kalmış buraya girmişti, bende işsizlik döneminin başındayken daveti kabul etmiştim.

Çalışma yerimiz Leventte 3 katlı bir villaydı. En üst kat patronundu. Villaya giriş tek kapıdandı. ilk kat muhasebe, yemek salonu, ikinci kat bizim çalışma odalarımızın bulunduğu yerdi. İçeri girince merdivenlerle bizim yada patronun bulunduğu kata çıkılıyordu. Benim oturduğum masa da tam merdivene bakıyordu.

Yani üst kattan aşağı inenleri veya yukarı çıkanları görüyordum. Yıldırım Beyi (Aktuna) patronla üst katı paylaşıyordu. Ben genelde saat 8.30- 9.00 arası iş yerinde oluyordum. 9.30 gibi de Yıldırım Aktuna geliyordu. Her zamanki gibi bakımlı, şık giyimli ve yaşından beklenmeyen dinçlikle merdivenleri çıkardı.

Haftada iki defa gelirdi ve bizim oradan geçerken başını çevirip içeriye şöyle bir bakardı. Gözlerinde koyu renk gözlükler bulunurdu. Onu görünce yüzüne bakar gülümseyerek başımla selam verirdim. Ama o karşılık vermeden yukarı çıkardı.

2 ay kadar böyle sürdü. Biz bir türlü çıkamayan dergiye yazılar hazırlar, resimler çeker, sayfalar yapar ,programlar hazırlardık .
Sonra dergi de, programlarda elimizde patladı. Ve Patron

"Yok ben bu işten vazgeçtim" diyerek işimize, 30 kişinin işine son verdi ya. Neyse..

Böyle bir türlü çıkmayan derginin sıkıntısı ile o gün katta, masalar arasında dolaşırken Yıldırım Aktuna merdivende göründü, bana yaklaşarak,


"Dilek sende mi Metin gibisin. Biz seninle bu kadar zamandır tanışıyoruz. Bu kadar aydır buradasın bir kere selam vermedin" demesin mi, etraftakiler bana bakıyor, ben şaşkın...
O devam ediyor:

" Metin de öyle. Bakanlığım sırasında aman efendim, nasılsınız diye etrafımda dolanırdı, her fırsatta saygısını gösterir, telefonla bile arardı. Buraya geldi. Beni tanımamazlıktan geliyor. Selam vermiyor ,yüzüme bile bakmıyor."

Mete Alpman yanımızda, hemen söze atılıyor gülümseyerek:

"Yok Yıldırım ağbi, Dilek öyle değil. Sen Metin'i bırak? diyor ama Yıldırım Aktuna devam ediyor;

" Yok canım sağlık muhabirleri hep böyle galiba"
deyince artık bana da söz sırası geldi diye düşündüm ve atladım.

"2 aydır buradayım ve sizi her gördüğümde yüzünüze bakıp gülümseyerek başımla selam veriyorum ama, sizden hiç karşılık görmedim, ifadesiz bir yüzle yolunuza devam ettiniz hep" deyiverdim.
O beni fırçalamaya devam etti:

" Yok öyle başınla filan selam vermek, gülümsemek. Günaydın diyeceksin, nasılsınız diyeceksin, hal hatır soracaksın"


Düşünün; haftada iki defa gördüğüm kişiye ki, bu kişi eski sağlık bakanı ve işyerinde de patrondan sonra ikinci adam... millet uzaktan bakarken ben yanına gidip
"günaydın, nasılsınız?"
diyeceğim. Hal hatır soracağım
Konuşmayı uzatmak istemedim.
"Peki sizin istediğiniz gibi olsun"
dedim.
"Cep telefonumu da yaz Dilek"
dedi.
"İletişimi koparmayalım. Beni ararsın. Sıkıntın olursa yapabileceğim şey olursa ara, tamam mı "dedi ve beni öyle salon ortasında, 15 kişinin arasında bırakıp merdivenlerden yukarı çıktı.
Ben hala şaşkınlığı üzerimden atamamıştım.

Mete Alpman Önce bana sonra etraftakilere bakarak,
"Yıldırım Ağbi Dilek'i çok sever" elini omzuma koyarak
"hadi biz işimize bakalım"
dedi ama. Fırçalanan bendim. Kendime gelmem uzun sürdü...
Ondan sonraki günlerde onu gördüğümde onun söylediklerinden çok kendi bildiğimi yaptım. Gördüğümde gülümseyerek yüzüne bakıp
"Günaydın"
demekle yetindim. O bazen selamıma yanıt verdi:
"Günaydın Dilek"
dedi, bazen de ses çıkarmadan yoluna devam etti.
Belki de o zamanlar başka şeyler düşünüyordu.

2000 yılının ortalarında iş yerinden ayrıldıktan sonra bayramlarda cebine gönderdiğim kutlama mesajlarına hep anında yanıt verirdi...
Bu bayramda onun cebine mesaj gönderemeyeceğim... o da yanıt veremeyecek...
5 ay önce, 1 Mayıs 2007' de annemi kanserden kaybettim. Şimdi de, 29 Eylül 2007'de, böyle renkli kişiliği ve bende çok değişik anıları olan,"Eski İstanbul Beyfendisi" bir insanı, aynı illet hastalığa kurban verdik.

Yıldırım Aktuna'ya Allahtan Rahmet , yakınlarına, sevenlerine, dostlarına baş sağlığı dilerim.

Bu yazı toplam 9517 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim