• BIST 99.292
  • Altın 237,287
  • Dolar 6,1419
  • Euro 7,2263
  • İstanbul : 15 °C
  • Ankara : 12 °C
  • İzmir : 16 °C

Yurt Dışında Hanımlara Mukayyet Olmak!

Yurt Dışında Hanımlara Mukayyet Olmak!
Bir kongre münasebetiyle Mısır’ın Şarm- El Şeyh (Şeyhin Sakalı) şehrindeydik. Kızıldeniz’in ucundaki bu şehre, Sina Yarımadası’nın haritadaki coğrafi görünümü sakala benzetildiği için bu isim verilmiştir belki, kim bilir.

 

 

Çok yakın yıllara kadar bir balıkçı köyü olan bu şehir şimdilerde bir kumarhane, eğlence  ve kongre merkezi haline gelmiş durumda; yani şeyhle de sakalla da bir ilgisi yok.

… İnsanların çoğu yabancı.

 Belli amaçlarla buraya geliyorlar. Yerliler ya da çevre ülkelerden (özellikle Yemen) gelenlerde kendilerini bu havaya kaptırmış, günlerini gün ediyorlar. Genelde sıcak ve şakacılar.

 Herhalde milli futbolcu Hasan Şaş’ın dünya kupasında gösterdiği yüksek (artistik) performansla ilgili olsa  gerek Türk gördüler mi söyledikleri şey   “Yavaş, yavaş Hasan Şaş!...”  Bu adeta tekerleme olmuş oralarda. Her neyse…

 Bir sponsor firmanın çölde verdiği akşam yemeğinden dönmüştük. Ertesi gün de Türkiye’ye gelecektik. Yanındaki iki hanım doktor arkadaşım alışveriş yapmak istedi. Gece yarısına yarım saat vardı ama her yer hala cıvıl cıvıldı. Bende o cıvıllıktan eser yoktu; galiba çöl havası dokunmuştu, mayışmıştım.

Herkesin(istese de istemese de) kabul ettiği bir kural varırdı ki ” hanım ve alışveriş” denince bunun doktoru, müstahdemi, çölü-vahası- ovası olmaz. Nitekim o akşamda öyle oldu.. .Ben de eşlik etmek zorunda kaldım arkadaşlara tabii. Yanlarından hiç ayrılmadım, zira İslam diyarı olmasına rağmen özellikle bazı Arap ülkelerinde, maalesef kadının hiçbir güvenliği yoktur. Bazı yerlerde, eğer dikkat etmezseniz, yanınızdaki hanımı bile kaşla göz arasında alıp götürürler. Bu yüzden Arabistan’a gidenlere tavsiye edilir; “Arabaya binerken önce sen sonra hanımın binsin, inerken de önce hanımın insin sonra da sen.” diye…

Işıklı panolar altında, spotlar arasında sıra sıra dükkanlar vardı; bir tanesine girdik. Hanım doktor arkadaşlar satıcı ile konuşurken ben kenarda dinleniyor, beş-altı metre mesafeden onları izliyordum. Bir müddet sonra satıcı bana doğru geldi ve son derece doğal bir şeymiş gibi sordu:

-Bu hanımlar senin mi?

-Anlamadım, hayır,.. ne münasebetle.

- Ama onlar seninle geziyor. Sorumlusu sensin  onların, değil mi?

- Evet, sayılır, yani!..

 Doktor hanımlardan birini işaret ederek

-       -    Ben bununla evlenmek istiyorum.

-        -   Ya, sen ne diyorsun kardeşim?... (Uzatmak istemiyorum) Hem o zaten evli!

-        -   Olsun ben de evliyim; dört hanımım var. Birini boşarım o da boşanır, böylece evleniriz.

-        -   Yani bu kadar kolay mı bu işler burada?

-         - Evet, hemen hallederiz!!!

-         - Hay Allah! Hımm.. Peki başlık parası ne vereceksin??

-        -   Beş yüz deve veririm!

-        -   Beş yüz deve mi?

-       -     Evet.

-         - Peki hangisine?

-          - Şuna (epeyce dolgun ve beyaz tenli olanı kast ediyor)

 Bu arada doktor hanımlar da gülmeye başlıyor ve “bu kadar yeter” deyip dükkandan bir şey almadan çıkıyoruz.

Yandaki dükkandayız… Daha birkaç dakika bile geçmemişti ki, satıcı;

-          -  Bu hanımlar senin mi?

Bu soruya artık alıştığımız için (!) uzatmıyor , doğrudan konuya giriyorum.

-         - Niye sordun? Beğendiğin biri mi var yoksa.

-          - Evet şunu çok beğendim ; fevkal beşer (aynı doktor hanımı kast ediyor) Üç hanımım var, üçünü birden değişirim valla.

-         Peki ne vereceksin?!

-         - Beş yüz deve!

-          - Hadi Yallah!.. Ya.. Yallah. Yandaki satıcı da o fiyatı verdi!?

-         O zaman 500 deve, üstüne de Ferrari!...

 Neyse o dükkandan da bir şey almadan çıktık ama  yine de kardaydık; zira en azından bayan arkadaşlarım namuslarını ben de “bodyguard”lıktaki güvenilirliğimi kurtarmıştık!

Hızla otele doğru giderken, arkadaşlarımdan daha zayıfça ve biraz da kumral olanına takılmadan edemiyorum:

-        -   Yani (…) cim, yazıklar olsun sana. Elaleme beş yüz deve üstüne de bir de Ferrari veriyorlar. Sana bir deve bile yok!?

Yazan: Prof. Dr. Şaban Şimşek

Ankara Atatürk Eğitim  Araştırma Hastanesi Göz Kliniği Şefi

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
İlgili Haberler
Diğer Haberler
  • Doktorlar da İNSANDIR!21 Ekim 2015 Çarşamba 15:44
  • "Bu Çerçeve Yüzde 5 Fazla Oy Kazandırır Size"18 Ağustos 2015 Salı 18:33
  • Ameliyat Sırasında Açık Artırma14 Ağustos 2015 Cuma 15:23
  • Performans Sisteminin de...08 Ağustos 2015 Cumartesi 19:06
  • Arrest Mi Abdest Mi?15 Temmuz 2015 Çarşamba 14:13
  • Hasta Adami Mi Ameliyat Edecesunuz?14 Temmuz 2015 Salı 12:41
  • Hocanın Unutulmaz Tükürüğü...13 Temmuz 2015 Pazartesi 13:57
  • Bir Doktorun Hayatını Kurtarmışım Da Haberim Yok!17 Temmuz 2014 Perşembe 08:46
  • Ameliyat Olacak Kişi Doktor Olunca11 Temmuz 2014 Cuma 12:09
  • Omuz Atmak Mı,Omuz Vermek Mi?08 Ocak 2014 Çarşamba 18:56
  • ÜYE İŞLEMLERİ
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Sağlığın Sesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0212 259 58 09 | Haber Yazılımı: CM Bilişim